Tarih: Ocak - Şubat 2006 | Sayı:İlerici Gençlik Sayı:10

kamera şakası değil lütfen gülümsemeyin!

dikkat... dikkat... artık her adımınızı izliyorlar!

MOBESE (Mobil Elektronik Sistem Entegrasyonu) basına, polis araçlarının dijital harita üzerinden takip edilebildiği, polis memurlarının amirleri ile sürekli irtibat kurabildiği, arşivleme yeteneğinin olduğu ve bu arşivden istenildiği anda yararlanılabildiği bir projeler bütünü olarak tanıtıldı.
Bu projeye bağlı olarak; suç analiz sistemi, araç takip sistemi, mobil araç takip sistemi, bölge görüntüleme sistem, muhtarlık otomasyon sistemi gibi bazı uygulamalar var. Devlet bu uygulamaları hayata geçirebilmek için ciddi yatırımlar yaptı. Bunlardan en çok basına yansıyanı ise yanlarından geçerken sokak lambası sandığımız izleme kameraları. MOBESE Projesi çerçevesinde yürütülen bölge görüntüleme projesi kapsamında şehrin 570 noktasına yerleştirilen bu kameralar 360 derece yatay ve 180 derece dikey görüntüleme kabiliyetine sahip meraklı gözlerden başka bir şey değildir. Kameralarca alınan görüntüler anında merkeze iletilip kayıt altına alınabiliyor. Cihazların, üzerimizdeki kazağın örgü şeklini görüntüleyebilecek kadar yakınlaştırma özellikleri mevcut. Meraklı gözler sürekli ne yaptığımızı takip ediyor. Yani bir gün karşımıza çıkıp bize; “Şu gün, şu saatte, şu simitçinin yanından geçiyorken...” diye bir cümle kurabilirler.
Emniyetin açıklamalarında kayıtların bir hafta içerisinde yok edileceği söylense de, bunu yapmayacakları herkesçe tahmin edilebiliyor. Bu kameraları nezarethanelere de koyacaklarını
belirten emniyet güçleri bu sayede gözaltıların daha demokratik olacağını ve intihar vakalarının engellenebileceğini belirtmiş. Peki bu kameralar kimlerce izlenecek ve kontrolünü kim yapacak?
Sonuçta emniyet güçleri kendi kendini kontrol edecek görünüyor. Uygulamanın insan haklarına aykırı olmadığını söyleyen devlet büyüklerimiz(!) özellikle Londra’da bir kişinin günde 300-350 kameraya görüntü vermesini örnek göstererek uygulamanın suça karşı caydırıcı olduğunu ileri sürüyorlar. Londra’daki bu uygulama da insan haklarını ihlal eden bir durumdur. Ayrıca metro ve otobüslerde canlı bombalar gezerken de bu kameralar çalışıyordu ve insanların ölmesine engel olamadı.
Bize suçu engelleyici olarak tanıtılan bu kameraların görevi göründüğünden farklı.  Sürekli halkı takip eden kameralar sayesinde istenilen herhangi birinin bütün gün boyunca nereye gittiği ne yaptığı kayıt altına alınabilecek. Takip edildiği korkusunu taşıyan halk devlet güçlerine muhalif hiçbir tavırda bulunmayacaktır. Bu sayede devlet, muhalif düşüncedeki herkesi bastırarak, halkın demokratik yollardan haklarını aramasını dahi engelleyerek, kendi mekanizmasının işlemesini güvence altına alacaktır. Kameraların daha çok basın açıklamalarının ve mitinglerin yapıldığı yerlere koyulmasının nedeni de budur.

ŞENER ATAŞ



haydi bir daha!

Işığım simsiyah kömürdendi
Sönüklüğü aydınlığa çıkartmak için.
Toprağım demirdendi
Örste dövülmek için.
Ellerim çeliktendi,
Su vermek için.
Gözlerim kıpkızıl alevdendi,
Yürekleri yakmak için.
Sözlerim zehirdendi
Kafasında yürek taşıyanları,
Uyuyanları uyutmamak için.
Göz damarlarım billurdandı
Çeliği menevişlemek için
Ve akardı bir ırmak
Aşılır bir sıçrayışta
Aynı suda bir kere
Yıkanmak için.

Şarkı söyleyen memleketimdendi
Sonrasız dinginlik için
Yüreğe giren hançerdi
Çığlığım “susma”yanlar için
Matem tutmasın kimse benim için
Işığın ışıyan çığlığını duyarlar çünkü.
Madem ki çıkıldı bu yola
Ve bir ırmak ki;
Üstünde verilmez mola
Haydi bir Daha!

YILMAZ YEDİKEL

16 Ağustos 1988
Zonguldak/GÖNEN