IRAK DÜNYAYA SESLENİYOR: İŞGALCİYE HER YER VİETNAM!
Öncelikle biraz yakın geçmişi hatırlayalım. Tarih 9 Nisan 2003. Irak’ı haksız olarak işgal etmek için başlatılan savaşın 21. günü. İnsanla öğleden sonra televizyonları başında ABD tanklarının Bağdat’a girişini izliyor. Türkiye ve dünya halklarının büyük çoğunluğu bir üzüntü ve sessizlik içerisinde.
Geçen süre içerisinde Irak halkı, onlara inanan ve güvenenlerin yüzünü kara çıkarmayarak direnişi çok hızlı bir şekilde tırmandırdı. Emperyalistler, onların yağdanlıkları olan çok bilmiş köşe yazarları-uzman takımı ise, ilk başta, bu direnişin başı bozuk bir hareket olduğunu, dışardan gelenlerin Irak halkına rağmen direnişe geçtiklerini anlatmaya başladılar. Başlangıçta direnişçilere terörist demeye çalıştılar. Fakat bunların hiç biri tutmadı. Tüm çabalarına rağmen, kendileri de artık “direnişçi” kelimesini kullanmak zorunda kaldılar. Direnişin merkezi bir yapıya sahip olduğu, bir çok aşamasının önceden plânlandığı gün gibi ortaya çıkmaya başladı. BAAS partisi, ilk günlerinden itibaren hareketi yönetmeye ve kendisi dışındaki grupları bir çatı altında toplayarak bir cephe yaratmaya başarmıştı.
Direnişçileri hiç bir hamle durduramıyor, hatta hızını bile kesemiyordu. Irak Cumhurbaşkanı Saddam Hüseyin’in oğulları ve torunu öldürüldü, kendisi esir edildi. Direnişin merkezi olarak kabul edilen Felluce yakıldı yıkıldı, binlerce Iraklı öldürüldü ve binlercesi tutuklanıp işkencelerden geçirildi. Oysa direniş her kendisine vurulmaya çalışılan her darbeden sonra daha da yükselerek gelişti. Emperyalistler büyük bir fiyasko yaşıyorlardı.
Bu günkü genel manzaraya baktığımızda gördüklerimiz
Irak Direniş Hareketi, Türkiyeli ilercilerin, ilerici gençlerin, komünistlerin öngörülerini doğrulayarak, ABD’nin başı çektiği emperyalist güçleri iyice zora soktu. Bununla da yetinmeyen direnişçiler, ülkelerinin bağımsızlığına doğru güçlü adımlarla ilerliyor. ABD’nin en etkili, en yetkili isimleri teker teker Irak’tan çekilmenin gerektiğini belirten açıklamalar yapıyor. ABD’li sivil yetkililer kamuoyunun önünde Irak Savaşı’nı ve işgalini savunamaz hale geldiler. ABD’deki, Irak Savaşı’na ve İşgaline karşı olan, hareketlenmeler gün geçtikçe güçleniyor. Ordu yetkilileri ise, tahmin etmedikleri bir güçle karşılaştıklarını daha işgalin ilk aylarında itiraf etmişlerdi zaten. Şimdi ise taktiksel olarak yenildiklerini söylemekten çekinmez haldeler.Irak Direniş Hareketi, her gün ortalama 200 saldırı ile işgalcileri canından bezdiriyor. İşgal güçlerinin ortalama araç kaybı ise haftada 30. İşgalcilerin insan kaybı ise hep gizleniyor ve gerçek kayıp sayısından çok daha azı açıklanıyor. Ama resmi olarak açıklanan insan kayıpları bile 2000’i çoktan geçti. Direnişçiler artık ABD cephaneliklerini basıyor ve üstelik askeri malzemelere el koyup bunları işgal kuvvetlerine karşı kullanıyor. Bunların yanı sıra direniş hareketi, insanı çileden çıkaran işkence görüntülerinin yaşandığı Ebu Gureyb Hapishanesi’ni basmak, savaş esiri Irak Cumhurbaşkanı Saddam Hüseyin’e kelepçe takan muhafızı cezalandırmak, savaş esiri Cumhurbaşkanı Yardımcısı Taha Yasin Ramazan’ı ihbar eden haini öldürmek, Irak istihbarat şefini kaçırmak, Irak ölüm mangalarının komutanını kurşuna dizmek gibi sembolik değeri yüksek eylemler de yaptılar ve yapmaya da devam edecekler.
Irak Direniş Hareketi karşısında çaresiz kalan işgalciler son çare olarak Saddam Hüseyin’e ihanet anlaşması teklif ederek direnişi zayıflatmaya çalıştılar. Fakat Saddam Hüseyin ABD’nin ihanet teklifini geri çevirerek; işgalcilerin koşulsuz olarak Irak’ı terk etmesini, emperyalistlerin savaş tazminatı ödemesini, çalınan tarihi eserlerin iade edilmesini, işgal boyunca çalınan Irak petrollerinin ve paraların geri verilmesini talep etti. Direnişin ancak bu şekilde duracağını belirtti ( Bu konuyla ilgili ayrıntılı bilgi edinmek için Ürün Sosyalist Dergi Sayı 19’daki “Saddam Hüseyin İhanet Teklifini Reddetti.” yazısı okunabilir). Bununla birlikte Saddam Hüseyin’in ve BAAS’ın üst düzey sorumluları, kendilerinin “yargılanması” için kurulan uyduruk, ve her türlü hukuki dayanaktan yoksun sözde mahkemeyi, kendilerinin değil, emperyalist işgalcilerin yargılandığı bir platforma dönüştürerek direnişlerini bu yolla sürdürüyorlar.
Yaptıkları her hamleleri boşa çıkan ve direniş karşısında gün geçtikçe gerileyen emperyalistlerin, müttefiklerinin ve işbirlikçilerinin saflarında dağılma başladı. İşgale sembolik de olsa askeri destek veren küçük “müttefikler” bir bir asker çekmeye başlıyor. İngiltere’nin de Irak’taki asker sayısını azaltmanın yollarını aradığı söyleniyor. Bu koşullar altında ABD işgali tahmininden önce sonlandırmak zorunda kalabilir. Tüm bu saydığımız koşullar altında ABD, savaşı Suriye ve/veya İran’a kontrollü bir yayma sürecine girişip, bu ülkelere askeri ve ekonomik açıdan darbe vurarak İsrail’in üzerindeki baskıyı hafifletme yollarına baş vurabilir. Bu ülkelerin havadan bombardımana tutulması ve bazı tesislerinin yok edilmesi gibi hamlelere baş vurabilir. Fakat unutmamak gerekir ki bu hamleleri göze alsa bile artık bunlar ABD zulüm makinasının “son çırpınışları” olarak tarihe yazılacaktır.
Görevlerimiz
Irak’ın işgali, Filistin’in İsrail tarafından her gün ezilmesi Ortadoğu halklarının anti-emperyalist bilinçlenme zeminini dolaylı da olsa arttırmaktadır.
İlerici gençliğin görevi ise başta Irak ve Filistin halklarının olmak üzere Ortadoğu halklarının bu anti-emperyalist mücadelelerini desteklemek ve bu mücadelenin anti-kapitalist, sosyalist bir bilinçle donanmasını sağlamak için elinden geleni yapmaktır. Kendi ülkemizde yükselteceğimiz ani-emperyalist, anti-kapitalist mücadeleyi öncelikle Ortadoğu halkları olmak üzere tüm dünya halklarının mücadelesiyle birleştirmek, “Büyük Ortadoğu Projesi”ne karşı olarak “Ortadoğu halklarının devrimci çemberini” kurmak bizim en önemli enternasyonal görevlerimizdendir. Dünya halklarının bağımsız ve eşit ortak insanlık alemini oluşturmaları ancak emperyalist-kapitalist sistemden kurtulmakla mümkündür.
Onur Balcı
sayılarla direnişin 1000 günü*
204.4 MİLYAR DOLAR: Bugüne dek savaşın ABD’ye tahmini maliyeti.
2339: İşgal güçlerinin asker kaybı.
30.000: Tahmin edilen Iraklı sivil kayıplar.
0: Bulunan kitle imha silahı sayısı.
Yüzde 8: Yetersiz beslenen Iraklı çocukların oranı.
53.470: Öldürülen Iraklı direnişçi sayısı.
66: Irak’ta öldürülen gazeteci sayısı (Vietnam Savaşı’nda öldürülen gazeteci sayısı 63 idi).
5: Bir ayda kaçırılan yabancı sivil sayısı.
Yüzde 47: Hiçbir zaman yeterli elektriğe sahip olamayan Iraklıların oranı.
251: Kaçırılan yabancıların sayısı.
162.000: Irak’da buluna ABD’li asker. (ayrıca 8000 İngiliz askeri ve diğer ülkelerin de 13.000 askeri var.)
90: Kasım 2005’te direnişçilerin günlük saldırı sayısı (2003 Haziran’ında bu sayı 8 idi).
15.955: Görevde yaralanan ABD askeri sayısı.
*Bilgiler 14/12/2005 tarihli Cumhuriyet Gazetesinden derlenmiştir.
