YAŞASIN 8 MART, DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ!

9 Mart 2004
mücadele ve dayanışma günü olan 8 Mart'ı coşkuyla kutluyoruz. Bize 8 Mart'ı armağan eden Klara Zetkin'leri ve onun gibi, işçi sınıfının saflarında kadınların eşitliği için mücadele etmiş bütün önder kadınları saygıyla anıyoruz. Ancak bugün 8 Mart'ta kadınlar hâlâ eşitsizliklerle karşı karşıya. Kadınlar, genç kızlar çok sık olarak ayrımcılığa uğruyor, eziliyor. Daha gençlik döneminde başlıyor eşitsizlikler: Eğer ailenin ekonomik durumu elvermezse, erkekler okutulmaya çalışılsa da, kız çocukları için aynı çaba sarf edilmiyor; onlar okumasa da olur, nasılsa "koca"ya varacaklardır.
Eğitim sistemi de onları şartlandırıyor: Okulda kızlara "kadınlık", "annelik" rolleri öğretiliyor; üniversiteye ilk adımda genelde kızlara "uygun" düşen öğretmenlik, hemşirelik gibi branşlara yönlendiriliyorlar.
İş hayatında da kadınlar haksızlıklara, ayrımcılığa uğruyor. Genç işçi kadınlar ve kızlar, sigortasız çalıştırılıyor. Çoğunlukla sendikal haklardan mahrum kalıyor. Uzun çalışma süreleri altında çalışmaya zorlanan kadınlarımız, özellikle tekstil sektöründe, büro işlerinde, gıda sektöründe çalışanlar, tezgâhtarlık yapanlar, emeklerinin karşılığını alamıyor, düşük ücretlere razı olmak zorunda bırakılıyor. Erkeklerle yaptıkları eşit işe eşit ücret alamıyorlar. Erkekler daha vasıflı konumlara getirilirken, kadınlar vasıfsız kademelerde çalıştırılıyor, terfi etmeleri zorlaşıyor. Küçük aile işletmelerinde onların emeği haneye yazılıyor, kazançları üzerinde pek söz hakları olamıyor.
Hele de bir kadın çocukluysa, onun için çalışma hayatı daha bir zorlaşıyor. En temel hakları, doğumdan sonra işine devam etme hakkı, pratikte tehlikeye giriyor. Her ne kadar iş yasasında göstermelik doğum izni, süt izni yer alsa da, doğum süreci kadın için işi ile evi ve çocuğu arasında onu kıskaçta bırakan bir eziyete dönüşüyor. Eğer kadınlar uzun süre işlerinden ayrı kalmak zorunda kalırsa, işveren buna tahammül edemiyor. Çünkü, "esnek çalışma sistemi" ona avantajlar sağlıyor: bu avantajlar ise, patronun işine geldiği gibi, çalışma saati, izin ve tatilin belli olmadığı bir iş düzeni. Bu iş düzeni yeni iş yasası ile patronlara sağlanmış durumda. Ne yazık ki 8 Mart'a günler kala, genç bir kadınımızın, Güldünya Tören'in kardeşleri tarafından töre cinayetine kurban edilmesi, bütün kadınların üzerine bir karabasan gibi çöktü. "Töre", "namus" cinayetlerini üreten bu zihniyet hiç de kadın emeğini sömüren düzenin zihniyetinden bağımsız değil! Çünkü eğitimsizliğe yol açan, insanları yoksullaştıran da bu düzen!
Kadınlar kendi sorunlarına sahip çıkarsa, örgütlenirse ancak, bu sorunların üstesinden gelebilir. TÜM-İGD, bu temelde, genç kadınların cinsiyetlerinden dolayı uğradıkları ayrımcılığa ve haksızlıklara karşı mücadele yürütüyor.
TÜM-İGD, genç işçi, öğrenci ve köylü kadınları çatısı altında bu mücadeleye katılmaya çağırıyor!
ARTIK GÜLDÜNYALAR ÖLMESİN!
TÖRE CİNAYETLERİNE SON!
EŞİT İŞE EŞİT ÜCRET!
YENİ İŞ YASASI GERİ ÇEKİLSİN!
GENÇ KADIN, TÜM-İGD'YE KATIL!
TÜM-İGD'li Kadınlar
