Uluslararası Ortadoğu ve Filistin Konferansı başladı
Dün (16.05.09) Filistin Halkıyla Dayanışma Derneği'nin Petrol-İş Genel Merkez binasında düzenlediği, 2 gün boyunca sürecek olan, "Uluslararası Ortadoğu ve Filistin Konferansı"nın ilk günü tamamlandı.
Siyonist İsrail tarafından, Filistin halkına yönelik olarak uzun süredir yürütülen soykırım hareketi ve bu hareketin sonuçlarına dikkat çekmek, Filistin ve Ortadoğu üzerindeki emperyalist hegemonyı tüm yönleriyle ele almak için düzenlenen konferansa uluslararası konuklar da katıldı. Konferans Filistin özgürlük mücadelesinde şehit düşen Filistinli direnişçiler anısına yapılan saygı duruşuyla başladı.
1. Oturum: siyonizmin tarihi ve bugünü
Konferansın ilk oturumunda siyonizmin tarihi ve bugüne yansıması hakkında Hollandalı araştırmacı-yazar Peter Edel, Nazilerle siyonistlerin İsrail'in kuruluş yılllarında işbirliği yürüttüğünü belirtti. İlk oturumun diğer panelisti İbrahim Okçuoğlu İsrail Siyonizmi'nin "vaat edilmiş" topraklarda köleleştiremediği Arapları yok ettiğini söyledi. İsrail Siyonizmi yok edilmedikçe sorunun da çözümü olmayacağını belirten Okçuoğlu işgale karşı ortak bir koordinasyon olması gerektiğini savundu.
2.Oturum: Filistin'de insan hakları ihlalleri ve mülteciler sorunu
Konferansın ikinci oturumu "Anahtarlar" adlı bir belgeselle başladı. Belgesel siyonist İsrail işgalinde evlerinden zorla göç ettirilen Filistinli ailelerin bir gün evlerine geri dönme umuduyla sakladıkları anahtarlardan yola çıkarak, Filistin halkının kendi topraklarına olan hasreti ve taşıdıkları isyanı gösteriyordu.
İkinci oturumunda ilk olarak Lübnan Komünist Partisi'nin Filistinli Esirler Komitesi üyesi Anvar Yasin konuştu. Yasin, siyonist İsrail işgalinin yüzyılın en uzun süreli işgali olduğunu ve geniş zamanlı bir soykırım politikası içeridiğini belirtirken, "Filistin özgürlük mücadelesi kendi ülkemdeki özgürlük mücadelesinden daha önemlidir. Lübnan Komünist Partisi her türlü çalışmayı bugüne kadar yaptı ve bundan sonra da yapacaktır" dedi. Yasin ülkesinde 400.000'i aşkın Filistinli mültecinin olduğunu mülteci konumundaki Filistinlilerin barınma, eğitim ve diğer ihtiyaçları için mücadele ettiklerini, mültecilerin Siyonist İsrail tarafından kesinlikle vatanlarına sokulmadıklarını anlattı. Yasin, İsrail'in adım adım sınırlarını genişlettiğine dikkat çekerek, direniş örgütleri olmasaydı bu sınırlar Türkiye'ye kadar uzanırdı dedi. Anvar Yasin konuşmasını Filistin'de ve Lübnan'da olan politik ayrışmaların Filistin ve Lübnan'ı bölen ayrışmalar olduğunu ve günün düşmana karşı birlik günü olduğunu söyleyerek bitirdi.
Oturumun ikinci konuşmacısı "Dönüş Hakkı Komiteleri Birliği" Başkanı Gassan Abbud, Filistinlilere yapılan soykırım sürecinde evlerinden zorla göç ettirilenlerin, mülteci konumunda oldukları ülkelerde eğitim, sağlık, barınma ve sosyal güvenlik haklarından mahrum kaldıklarını ve bazı ülkelede açıkça ikinci sınıf vatandaş konumunda muamele gördüklerini anlattı. BM toplantılarında ve işgalcilerle olan görüşmelerde mülteci sorununun hep sümenaltı edildiğini vurgulayan Abbud, Özgür Filistin mücadelesinin mülteci sorunu çözülmeden halledilemeyeceğini belirtti. Abbud İsrail'in hiçbir uluslararası anlaşmaya uymadığını belirterek, İsrail'le yapılacak tüm görüşmelerin boykot edilmesi gerektiği üzerinde durdu.
Oturumun üçüncü konuşmacısı "Gazze Sağlık Komisyonları Birliği" üyesi Dr. Yusuf Avadalla İsrail'in ablukasındaki Gazze'den çıkması engellendiği için panele telefonla katılmak zorunda kaldı. Avadalla son süreçte Gazze'de yaşanan insanlık dışı gelişmeleri anlattı.
Oturumun son konuşmacısı olan gazetesi Mete Çubukçu Filistinlilerin kendi içlerinde de mülteci olduklarını, Hamas ve El-Fetih çatışmasının Gazze ve Batı Şeria'da bölünmelere sebep olduğunu ve Gazze'yle Batı Şeria'nın birbirinden uzaklaşarak İsrail'e koz verildiğini açıkladı. Oturum soru-cevap bölümüyle sona erdi.
3. Oturum: Filistin'de ulusal kurtuluş mücadelesi, siyasal örügtlenmeler ve Ortadoğu'ya etkisi
3. Oturum'da Özgür Filistin mücadelesinin devrimci Kadın militanlarından olan Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) Siyasi Büro üyesi Leyla Halid'in konuşmasıyla başladı. Leyla Halid mücadelelerinin temelinin "adalet ve varolma hakkı" olduğunu söyledi. Filistin özgürlük mücadelesinin devrimci kanadını oluşturduklarını, Özgür Filistin mücadelesini ve Marksist-Leninist mücadeleyi sürdüreceklerini açıklayan Halid, Oslo Antlaşması'yla çok bedel ödediklerini ve El-Fetih'in uzlaşmacı tutumunun Filistin mücadelesine çok zarar verdiğini açıkladı.
Halid, Filisitin'deki kadın hareketinin diğer Arap ülkelerinden örnek teşkil ettiğini kendilerininde Cezayir Devrim'inde mücadele eden kadınlardan mücadele bayrağını aldıklarını anlattı. Halid'in panele başlamadan önce Çakal Carlos'la görüştüğünü ve Carlos'un Türkiye'deki tüm devrimcilere selam söylediğini belirtmesi salonda alkışlarla karşılandı.
Filistin halkının yaşadığı ızdırapla, işkencelere ve katliamlara rağmen hâlâ onurlu bir şekilde mücadelelerine devam ettiğinin sık sık vurgulandı ilk günde, Siyonist İsrail'e karşı birleşik bir direniş cephesinin gerekliliği vurgulandı. Filistin Özgürlük mücadelesinin ana bileşenleri olan köylü direnişleri ve işçi grevlerin de anlatıldığı ilk günde, Filistin özgürlük mücadelesi'nin insanlığın mücadelesi olduğu belirtildi.
1. Oturum: siyonizmin tarihi ve bugünü
Konferansın ilk oturumunda siyonizmin tarihi ve bugüne yansıması hakkında Hollandalı araştırmacı-yazar Peter Edel, Nazilerle siyonistlerin İsrail'in kuruluş yılllarında işbirliği yürüttüğünü belirtti. İlk oturumun diğer panelisti İbrahim Okçuoğlu İsrail Siyonizmi'nin "vaat edilmiş" topraklarda köleleştiremediği Arapları yok ettiğini söyledi. İsrail Siyonizmi yok edilmedikçe sorunun da çözümü olmayacağını belirten Okçuoğlu işgale karşı ortak bir koordinasyon olması gerektiğini savundu.
2.Oturum: Filistin'de insan hakları ihlalleri ve mülteciler sorunu
Konferansın ikinci oturumu "Anahtarlar" adlı bir belgeselle başladı. Belgesel siyonist İsrail işgalinde evlerinden zorla göç ettirilen Filistinli ailelerin bir gün evlerine geri dönme umuduyla sakladıkları anahtarlardan yola çıkarak, Filistin halkının kendi topraklarına olan hasreti ve taşıdıkları isyanı gösteriyordu.
İkinci oturumunda ilk olarak Lübnan Komünist Partisi'nin Filistinli Esirler Komitesi üyesi Anvar Yasin konuştu. Yasin, siyonist İsrail işgalinin yüzyılın en uzun süreli işgali olduğunu ve geniş zamanlı bir soykırım politikası içeridiğini belirtirken, "Filistin özgürlük mücadelesi kendi ülkemdeki özgürlük mücadelesinden daha önemlidir. Lübnan Komünist Partisi her türlü çalışmayı bugüne kadar yaptı ve bundan sonra da yapacaktır" dedi. Yasin ülkesinde 400.000'i aşkın Filistinli mültecinin olduğunu mülteci konumundaki Filistinlilerin barınma, eğitim ve diğer ihtiyaçları için mücadele ettiklerini, mültecilerin Siyonist İsrail tarafından kesinlikle vatanlarına sokulmadıklarını anlattı. Yasin, İsrail'in adım adım sınırlarını genişlettiğine dikkat çekerek, direniş örgütleri olmasaydı bu sınırlar Türkiye'ye kadar uzanırdı dedi. Anvar Yasin konuşmasını Filistin'de ve Lübnan'da olan politik ayrışmaların Filistin ve Lübnan'ı bölen ayrışmalar olduğunu ve günün düşmana karşı birlik günü olduğunu söyleyerek bitirdi.
Oturumun ikinci konuşmacısı "Dönüş Hakkı Komiteleri Birliği" Başkanı Gassan Abbud, Filistinlilere yapılan soykırım sürecinde evlerinden zorla göç ettirilenlerin, mülteci konumunda oldukları ülkelerde eğitim, sağlık, barınma ve sosyal güvenlik haklarından mahrum kaldıklarını ve bazı ülkelede açıkça ikinci sınıf vatandaş konumunda muamele gördüklerini anlattı. BM toplantılarında ve işgalcilerle olan görüşmelerde mülteci sorununun hep sümenaltı edildiğini vurgulayan Abbud, Özgür Filistin mücadelesinin mülteci sorunu çözülmeden halledilemeyeceğini belirtti. Abbud İsrail'in hiçbir uluslararası anlaşmaya uymadığını belirterek, İsrail'le yapılacak tüm görüşmelerin boykot edilmesi gerektiği üzerinde durdu.
Oturumun üçüncü konuşmacısı "Gazze Sağlık Komisyonları Birliği" üyesi Dr. Yusuf Avadalla İsrail'in ablukasındaki Gazze'den çıkması engellendiği için panele telefonla katılmak zorunda kaldı. Avadalla son süreçte Gazze'de yaşanan insanlık dışı gelişmeleri anlattı.
Oturumun son konuşmacısı olan gazetesi Mete Çubukçu Filistinlilerin kendi içlerinde de mülteci olduklarını, Hamas ve El-Fetih çatışmasının Gazze ve Batı Şeria'da bölünmelere sebep olduğunu ve Gazze'yle Batı Şeria'nın birbirinden uzaklaşarak İsrail'e koz verildiğini açıkladı. Oturum soru-cevap bölümüyle sona erdi.
3. Oturum: Filistin'de ulusal kurtuluş mücadelesi, siyasal örügtlenmeler ve Ortadoğu'ya etkisi
3. Oturum'da Özgür Filistin mücadelesinin devrimci Kadın militanlarından olan Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) Siyasi Büro üyesi Leyla Halid'in konuşmasıyla başladı. Leyla Halid mücadelelerinin temelinin "adalet ve varolma hakkı" olduğunu söyledi. Filistin özgürlük mücadelesinin devrimci kanadını oluşturduklarını, Özgür Filistin mücadelesini ve Marksist-Leninist mücadeleyi sürdüreceklerini açıklayan Halid, Oslo Antlaşması'yla çok bedel ödediklerini ve El-Fetih'in uzlaşmacı tutumunun Filistin mücadelesine çok zarar verdiğini açıkladı.
Halid, Filisitin'deki kadın hareketinin diğer Arap ülkelerinden örnek teşkil ettiğini kendilerininde Cezayir Devrim'inde mücadele eden kadınlardan mücadele bayrağını aldıklarını anlattı. Halid'in panele başlamadan önce Çakal Carlos'la görüştüğünü ve Carlos'un Türkiye'deki tüm devrimcilere selam söylediğini belirtmesi salonda alkışlarla karşılandı.
Filistin halkının yaşadığı ızdırapla, işkencelere ve katliamlara rağmen hâlâ onurlu bir şekilde mücadelelerine devam ettiğinin sık sık vurgulandı ilk günde, Siyonist İsrail'e karşı birleşik bir direniş cephesinin gerekliliği vurgulandı. Filistin Özgürlük mücadelesinin ana bileşenleri olan köylü direnişleri ve işçi grevlerin de anlatıldığı ilk günde, Filistin özgürlük mücadelesi'nin insanlığın mücadelesi olduğu belirtildi.