Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri sempozyumda buluştu
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Ankara'da İnşaat Mühendisleri Odası'nda bir sempozyum düzenledi.
2021 Aralık tarihlerinde gerçekleşen sempozyumun ana başlığını "Küreselleşen Dünyada Sosyal Hizmetler-Sorunlar ve Çözümlerimiz" oluşturuyordu. Sempozyuma, sendikalı emekçilerin yanı sıra öğrencilerin ilgisi de yoğundu.
Sempozyumda birinci gün: "Küreselleşen Dünya'da Sosyal Hizmetler"
Sempozyumun ilk günü, Mustafa Sönmez'in (Ekonomist) "Küreselleşme: Ekonomik ve Sosyal Sonuçları2008 Krizi" ve Doç. Dr. Nilgün Küçükkaraca'nın (Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmetler Bölüm Başkan Yardımcısı) "Küreselleşen Dünya'da Sosyal Hizmetler" konulu açılış konferanslarıyla başladı. Ardından, sempozyumun ana başlığını taşıyan bir panel gerçekleştirilerek ilk gün sona erdi.
İkinci gün: "Sermayenin değil, emeğin küreselleştiği bir dünya"
İkinci gün ise bildirimde bulunulan sunumlara yer verildi. Dört oturum şeklinde yapılan sunumlarda özelleştirmelere, sosyal politikalara, sosyal yardımların sadaka kültürünü arttırmasına, sosyal hizmet alanında çalışanların sorunlarına değinildi ve sosyal hizmetin ekonomik, politik eleştirileri yapıldı. Ardından söz, serbest kürsü bölümünde dinleyicilere bırakıldı.
Bu bölümde Sosyal Hizmet Politikaları ve Sendikal Örgütlenme üzerine yapılan sunumların ardından, Sağlık ve Sosyal Hizmet Öğrencileri de ortak sunumlarını gerçekleştirdi.
Sunumlarında, bugün emeğin değil, sermayenin küreselleştiği bir dünya olduğuna dikkat çeken öğrenciler, gençlerin emek mücadelesine dâhil olmalarında işçi ve emekçilerle organik bağları olan örgütlenmelere gidilmesinin önemli olduğuna; sendikal örgütlenmeyi yükseltmenin bir yolunun da, sendikalara olan ilginin genç yaşlarda başlayarak yükseltilmesinden, genç sendikalı oranının arttırılmasından geçtiğine dikkat çekti. Öğrenciler, kapitalist sistemin böl-yönet taktiğine karşı, öğrencilerle mesleki örgütlerin buluşabildikleri ortak bir mücadele alanı yaratmanın gerekliliğine değinirken, gençlerin önünün açılması bakımından, sendika bünyesinde bir gençlik komisyonu oluşumu önerisini sundu. Öğrenciler, böylelikle kendi sınırlarına hapsedilen, toplumdan yalıtılmaya çalışılan üniversitedeki akademik-demokratik mücadelenin üniversite duvarlarını aşmasının, sınıfla buluşmasının imkânlarının da yaratılabileceğini belirtti. Öğrencilerin önerisi emekçiler tarafından da desteklenerek oldukça olumlu bulundu.
Sempozyum, sermayenin saldırılarına karşı, emeğin daha örgütlü hale getirilebilmesi gerektiğine vurgu yapılarak sona erdi.
Sempozyumda birinci gün: "Küreselleşen Dünya'da Sosyal Hizmetler"
Sempozyumun ilk günü, Mustafa Sönmez'in (Ekonomist) "Küreselleşme: Ekonomik ve Sosyal Sonuçları2008 Krizi" ve Doç. Dr. Nilgün Küçükkaraca'nın (Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmetler Bölüm Başkan Yardımcısı) "Küreselleşen Dünya'da Sosyal Hizmetler" konulu açılış konferanslarıyla başladı. Ardından, sempozyumun ana başlığını taşıyan bir panel gerçekleştirilerek ilk gün sona erdi.
İkinci gün: "Sermayenin değil, emeğin küreselleştiği bir dünya"
İkinci gün ise bildirimde bulunulan sunumlara yer verildi. Dört oturum şeklinde yapılan sunumlarda özelleştirmelere, sosyal politikalara, sosyal yardımların sadaka kültürünü arttırmasına, sosyal hizmet alanında çalışanların sorunlarına değinildi ve sosyal hizmetin ekonomik, politik eleştirileri yapıldı. Ardından söz, serbest kürsü bölümünde dinleyicilere bırakıldı.
Bu bölümde Sosyal Hizmet Politikaları ve Sendikal Örgütlenme üzerine yapılan sunumların ardından, Sağlık ve Sosyal Hizmet Öğrencileri de ortak sunumlarını gerçekleştirdi.
Sunumlarında, bugün emeğin değil, sermayenin küreselleştiği bir dünya olduğuna dikkat çeken öğrenciler, gençlerin emek mücadelesine dâhil olmalarında işçi ve emekçilerle organik bağları olan örgütlenmelere gidilmesinin önemli olduğuna; sendikal örgütlenmeyi yükseltmenin bir yolunun da, sendikalara olan ilginin genç yaşlarda başlayarak yükseltilmesinden, genç sendikalı oranının arttırılmasından geçtiğine dikkat çekti. Öğrenciler, kapitalist sistemin böl-yönet taktiğine karşı, öğrencilerle mesleki örgütlerin buluşabildikleri ortak bir mücadele alanı yaratmanın gerekliliğine değinirken, gençlerin önünün açılması bakımından, sendika bünyesinde bir gençlik komisyonu oluşumu önerisini sundu. Öğrenciler, böylelikle kendi sınırlarına hapsedilen, toplumdan yalıtılmaya çalışılan üniversitedeki akademik-demokratik mücadelenin üniversite duvarlarını aşmasının, sınıfla buluşmasının imkânlarının da yaratılabileceğini belirtti. Öğrencilerin önerisi emekçiler tarafından da desteklenerek oldukça olumlu bulundu.
Sempozyum, sermayenin saldırılarına karşı, emeğin daha örgütlü hale getirilebilmesi gerektiğine vurgu yapılarak sona erdi.