Kızıldere şehitleri anıldı
30 Mart 1972'de Kızıldere Katliamı'nda yaşamlarını yitiren Mahir Çayan, Cihan Alptekin, Ömer Ayna, Ertan Saruhan, Sinan Kazım Özüdoğru, Hüdai Arıkan, Saffet Alp, Sabahattin Kurt, Nihat Yılmaz ve Ahmet Atasoy, Mahir Çayan'ın mezarı başında anıldı.
68liler Dayanışma Derneği ve Devrimci 78'liler Federasyonu tarafından düzenlenen anma töreni saat 12:30'da Karşıyaka mezarlığında başladı. 2 nolu kapıdan sloganlar eşliğinde Mahir Çayan'ın mezarına gelindi. Tüm devrim şehitleri adına yapılan bir dakikalık saygı duruşunun ardından basın açıklaması yapıldı. Açıklamada 12 Eylül anayasasının kaldırılması ve darbecilerin yargılanması taleplerine de yer verildi.
Anma, "Faşizmi döktüğü kanda boğacağız!", "Kızıldere son değil savaş sürüyor", "Yaşasın devrimci dayanışma" sloganlarıyla sona erdi.
Kızıldere'yi unutmayacağız!
1961 Anayasası'nın ülkede o güne kadar görülmüş en özgürlükçü ortamları yaratmasıyla birlikte özellikle üniversite çevrelerinde ülke sorunlarına dönük tartışmalar hız kazanmıştı.
TİP'le ilişkili olan Fikir Klüpleri Federasyonu (FKF) içerisinde yürütülen bu tartışmalar giderek eylemlere dönüşüyor, bu eylemlilik süreci TİP'i de aşmaya başlıyordu. FKF Devrimci Gençlik (DEV-GENÇ) ismini alıyordu.
Eski kuşak komünistlerin ve TİP yöneticilerinin kimi hatalarıyla birlikte gençlik hareketinin çok büyük bir kısmı TİP'ten kopuyor ve ideolojik-teorik birliğini kuramayan gençlik çeşitli akımlara bölünüyordu. Bu sırada yükselen işçi ve gençlik hareketinden çekinen burjuvazi 12 Mart Muhtırası ile ülkeye yeni bir çeki düzen vermek için sıkı yönetim ilan etti. Sıkı yönetim hedefi yükselen işçi hareketleri ile gençlik hareketlerinin bağ kurmasını önlemek ve başta gençlik hareketleri olmak üzere bütün muhalefeti ezmekti.
Bu saldırılarda birçok devrimci öldürüldü, zindanlara atıldı. Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO) adıyla örgütlenen Deniz Gezmiş ve arkadaşları bir operasyonla yakalandılar ve mahkemeye çıkarıldılar. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan idam cezasına çarptırıldı. Farklı ideolojik-teorik yaklaşımlara sahip olan ve Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi (THKP-C) adıyla örgütlenen Mahir Çayan ve arkadaşları ise daha düne kadar yanyana mücadele ettikleri Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını kurtarmak için harekete geçtiler. 27 Mart 1972'de Ünye Radar İstasyonu'nda görevli üç İngiliz teknisyeni kaçırdılar. Amaçları teknisyenlerle Gezmişleri takas etmekti. Teknisyenlerle birlikte Tokat'ın Niksar ilçesinin Kızıldere Köyü'ne geldiler. Burada bir köylü tarafından ihbar edilen Mahir Çayan ve arkadaşları girdikleri çatışmada şehit düştüler. Kolluk kuvvetlerinin açtığı ateş sonucu teknisyenler de öldü. Çatışmalarda yalnızca Ertuğrul Kürkçü tesadüfen sağ kalmayı başardı.
İzledikleri çizgiler, savundukları politikalar işçi sınıfı ideolojisinden uzak da olsa; kitlelerin dar bir öncü grubu sayesinde ayağa kaldırılabileceği gibi kolaycı ve sonuç alınması olanaksız bir düşünce de taşısalar, arkadaşlarımızın mücadelesi yolumuza ışık tuttu. Proletaryanın mücadele zenginliğine onların da deneyimlerini kattık. İşçi sınıfının yolundan giderken, sehpalarından "yaşasın sosyalizm" diye haykıran tüm dostlarımızın anıları yolumuzu aydınlatıyor.
Anma, "Faşizmi döktüğü kanda boğacağız!", "Kızıldere son değil savaş sürüyor", "Yaşasın devrimci dayanışma" sloganlarıyla sona erdi.
Kızıldere'yi unutmayacağız!
1961 Anayasası'nın ülkede o güne kadar görülmüş en özgürlükçü ortamları yaratmasıyla birlikte özellikle üniversite çevrelerinde ülke sorunlarına dönük tartışmalar hız kazanmıştı.
TİP'le ilişkili olan Fikir Klüpleri Federasyonu (FKF) içerisinde yürütülen bu tartışmalar giderek eylemlere dönüşüyor, bu eylemlilik süreci TİP'i de aşmaya başlıyordu. FKF Devrimci Gençlik (DEV-GENÇ) ismini alıyordu.
Eski kuşak komünistlerin ve TİP yöneticilerinin kimi hatalarıyla birlikte gençlik hareketinin çok büyük bir kısmı TİP'ten kopuyor ve ideolojik-teorik birliğini kuramayan gençlik çeşitli akımlara bölünüyordu. Bu sırada yükselen işçi ve gençlik hareketinden çekinen burjuvazi 12 Mart Muhtırası ile ülkeye yeni bir çeki düzen vermek için sıkı yönetim ilan etti. Sıkı yönetim hedefi yükselen işçi hareketleri ile gençlik hareketlerinin bağ kurmasını önlemek ve başta gençlik hareketleri olmak üzere bütün muhalefeti ezmekti.
Bu saldırılarda birçok devrimci öldürüldü, zindanlara atıldı. Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO) adıyla örgütlenen Deniz Gezmiş ve arkadaşları bir operasyonla yakalandılar ve mahkemeye çıkarıldılar. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan idam cezasına çarptırıldı. Farklı ideolojik-teorik yaklaşımlara sahip olan ve Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi (THKP-C) adıyla örgütlenen Mahir Çayan ve arkadaşları ise daha düne kadar yanyana mücadele ettikleri Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını kurtarmak için harekete geçtiler. 27 Mart 1972'de Ünye Radar İstasyonu'nda görevli üç İngiliz teknisyeni kaçırdılar. Amaçları teknisyenlerle Gezmişleri takas etmekti. Teknisyenlerle birlikte Tokat'ın Niksar ilçesinin Kızıldere Köyü'ne geldiler. Burada bir köylü tarafından ihbar edilen Mahir Çayan ve arkadaşları girdikleri çatışmada şehit düştüler. Kolluk kuvvetlerinin açtığı ateş sonucu teknisyenler de öldü. Çatışmalarda yalnızca Ertuğrul Kürkçü tesadüfen sağ kalmayı başardı.
İzledikleri çizgiler, savundukları politikalar işçi sınıfı ideolojisinden uzak da olsa; kitlelerin dar bir öncü grubu sayesinde ayağa kaldırılabileceği gibi kolaycı ve sonuç alınması olanaksız bir düşünce de taşısalar, arkadaşlarımızın mücadelesi yolumuza ışık tuttu. Proletaryanın mücadele zenginliğine onların da deneyimlerini kattık. İşçi sınıfının yolundan giderken, sehpalarından "yaşasın sosyalizm" diye haykıran tüm dostlarımızın anıları yolumuzu aydınlatıyor.