İlerici gençlerden 1 Mayıs paneli

27.04.2005
İşçi, köylü, öğrenci gençliğin sosyalist yığın örgütü Tüm İlerici Gençlik Derneği (TÜM-İGD) Ankara şubesi İşçi Gençlik Bürosu, yaklaşan 1 Mayıs hazırlıkları çerçevesinde bir panel düzenledi. Katılımcıların, İşçi Gençlik Bürosu temsilcisi Salih Kaplan ve yazar Temel Demirer olduğu panel 27 Nisan 2005 (bugün) saat 17.00’de BİRLEŞİK METAL-İŞ ANADOLU ŞUBESİ toplantı salonunda gerçekleştirildi.
Panel bugüne kadar komünizm, sosyalizm ve devrim yolunda yitirilen kişilerin anısına yapılan 1 dakikalık saygı duruşu ve Enternasyonal marşının okunması ile başladı. Gerçekleştirilen saygı duruşunun ardından ilk konuşmacı Salih Kaplan, “Gençlik ve 1 Mayıs” adlı konuşmasını gerçekleştirdi. Konuşmasına gençliğin tanımı ile başlayan Salih Kaplan, gençliğin geleceği temsil ettiği için topluma karşı sorumluluğuna değindi. Daha sonra burjuvazinin gençliği nasıl gördüğünü ve burjuvazinin gençleri apolitizme sürüklerken kullandığı medya, eğitim, din, aile, ordu v.b kurumları belirtti. Burjuvazinin en pis işlerinde gençleri kullandığını vurgulayan Kaplan, çalışan gençlerin fabrikalarda düşük ücretler altında, okuyan gençlerin okul sıralarında paralı eğitimle sürekli sömürüldüğünü söyledi. Gençlik tüm bu sorunlara karşı yapması gereken tek şeyin örgütlenmek olduğunu açıklayan işçi bürosu temsilcisi, gençlik örgütlenmelerinin kendi özgül sorunları çerçevesinde olmasının doğal olduğunu ancak bu tarz örgütlenmelerin tek başına sistemi değiştirmeye yetmeyeceğine değindi. Gençliğin gerçek mücadele safının işçi sınıfının yanı olduğunu belirtti. Bunun en güzel örneğinin 1970’lerde İlerici Gençlik Derneği (İGD) üyeleri tarafından verildiğine değinen Kaplan, günümüz koşullarının da bunu gerektirdiğini söyledi. Salih Kaplan son olarak, günümüz gençliğinin Filistin’de taş atan 10 yaşındaki çocuklara, Irak’ta direnen insanlara, atölyelerde-fabrikalarda sömürülen işçilere, parası olmadığı için eğitim hakkı elinden alınan öğrencilere, ve yine parası olmadığı için sağlık hizmetlerinden yararlanamayan insanlara sorumluluğunu yerine getirmek için 1 Mayıs’larda sesini yükseltmelidir dedi.
“1 Mayıs ve Komünistler” konusunu ele alan Temel Demirer ise konuşmasına 1 Mayıs nedir sorusuna verdiği; 1 Mayıs, Rosa Luxemburg’un, Şubat 1894 tarihli “1 Mayıs’ın Kökenleri Nedir?” başlıklı yazısında belirttiği “Avustralyalı işçilerin, 1856’da, sekiz saatlik işgünü için iş bırakma kararlarının ve Amerikalıların 1886’da 1 Mayıs’ın evrensel iş bırakma günü olmasına karar vermeleri sonucu ortaya çıkan eylemin, baskılar sonucu birkaç yıl engellenmesinin ardından tekrar 1 Mayıs 1890 yapılan eyleminin Uluslararası İşçiler Kongresinin bu tarihte uluslararası bir proletarya gününün kutlanmasına karar verdiği gündür” cevabı ile başladı. Konuşmasına 1 Mayıs... unutmamak/unutturmamaktır... Unutmanın/unutturmanın ihanet olduğu bilincidir... sözleri ile devam eden Demirer, sosyalist mücadele tarihinin önemli isimlerinden; 28-29 Ocak (Kanunusani) 1921’inde katledilen Mustafa Suphi, Ethem Nejat ve Hilmi oğlu Hakkı ile yoldaşları... TKP’nin unutulmaz ve asla unutulmayacak neferlerine, Kızıl Ordu saflarında savaşan Savaş Komiseri Hamdi Şamilof’a (Alev) (1894-1969), Zehra Kosova’ya, Behice Boran’a ve Mihri Belli’ye değinerek bu onurlu mücadele tarihinde sayılacak daha nice isimler olduğunu belirtti. 1 Mayıs’ın mücadele açısından önemine değinen Temel Demirer, unutulmaması gereken olaylarda ise 1 Mayıs 1977 Taksim Meydanı’nda katledilen 36 canımızı, Tariş Direnişi’ni (22 Ocak 1980), Fatsa’yı, Çorum’u-Maraş’ı ve 12 Eylül askeri diktatörlüğünce kurşunlanan sendikacı Kenan Budak’ı (1952-1981), sonra işkencede katledilen Hayrullahoğlu’nu (Deniz’i) saydı. Kapitalist talan ve tahakkümün; yani ücretli köleliğin olduğu her yerde mutlaka isyan kaçınılmaz olduğunu belirten Demirer, ancak mücadelenin bu talana dur diyeceğini vurguladı. Daha sonra küreselleşmenin emekçilere hiçbir şey kazandırmayacağını belirten Temel Demirer, biz emekçilerin yapması gerekenin sadece mücadele olduğunu belirtti. Türkiye ile ilgili olarak söylenen ekonomik büyüme yalanlarının, yoksul insanlar açısından hiçbir anlam ifade ettiğine değinen Demirer, insanların bu tarz yalanlara karşın hala işsiz ve aç olduğunu açıkladı. Konuşmasına zulmün, sömürünün, baskının olmadığı bir toplumu kurmanın zor olmadığını belirten Demirer, bunun yapılması gereken tek şeyin mücadele inancımızı ve enerjimizi korumak olduğunu vurguladı. Bugün işçi sınıfının ve ezilen halkların yapması gereken ilk şeyin; ezilenlerin tarihsel bloğunu sınıf ekseninde örerek, siyaseti yeniden ve enternasyonalist temelde toplumsallaştırmak ve emperyalist-kapitalist savaşa karşı savaşması olduğunu söyleyen Temel Demirer böylece zafere ulaşılacağını vurguladı.
Yapılan konuşmaların ardından okunan şiirler ve 1 Mayıs 2005’te İstanbul Kadıköyde olunacağı çağrısı ile panel sona erdi.
