Halklara yönelmiş silaha, tezkereye hayır!
TBMM, 6 Ekim 2009 Salı günü Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) Kuzey Irak'a sınır ötesi operasyonlarına izin veren tezkerenin süresini 17 Ekim 2009'dan başlayarak bir yıl süreyle uzattı.
Türkiye'nin silahlarla dolu günü
6 Ekim 2009 tarihi Türkiye gündemine şiddet ve silahlarla kazındı. Sabah saatlerinde IMF ve Dünya Bankası'nı protesto eden ilerici, yurtsever, devrimci 5000 kişi, polis tarafından biber gazı, silah ve dayak üçlüsüyle sindirilmeye çalışıldı. Her çocuğun IMF politikaları yüzünden mağdur olarak doğduğu ülkemizde IMF ve Dünya Bankası'na karşı olan anti-emperyalistlere polis terörü uygulandı.
İstanbul'da ilerici, devrimci, sosyalist kurumlar ve sendikalar protestolarına karşı uygulanan polis terörünü lanetlemek için Galatasaray Tramvay durağında toplandıkları sırada ajanslara "Meclis Tezkereyi bir yıl uzattı" haberi düştü. Bir tarafta polis tarafından IMF karşıtlarına kullanılan silahlar, bir tarafta TSK tarafından Kuzey Irak topraklarında kullanılacak silahlar.
Burjuva medyada ana gündeme taşınmayan bu karar toplumsal olaylar esnasında karara bağlanan vergileri, zamları hatırlattı.
Tezkereye AKP, MHP ve CHP'den toplu evet
2007 yılının son çeyreğinde çıkan tezkerenin süresinin bir yıl uzatılması kararı mecliste tartışılırken AKP, MHP ve CHP'nin benzer açıklamaları dikkat çekti. DTP Grup Başkanvekili Gülten Kışnak ise yaptığı konuşmada talep edilen kararın esasında "gençleri bir yıl daha ölmeye ve öldürmeye gönderme yetkisi" olduğunu belirtti. Karar oylamaya katılan AKP, MHP, CHP'li milletvekillerinin 452 oyuyla meclisten geçti. Oyalamaya 475 milletvekili katılmıştı. Karara red oyu verenler ise DTP milletvekilleri ve bağımsız milletvekili Ufuk Uras'tı.
Tezkere halklara yönelmiş bir namludur
Tezkerenin meclisten geçmesinin Ortadoğu topraklarında daha fazla savaş, daha fazla kan demek olduğu açıktır. Yakın bir zamanda tekrar başlamasının gündemde olduğu operasyonlar Ortadoğu'ya ölüm ve gözyaşından başka bir şey vermeyecektir. Tezkere halklara karşı açık bir savaştır. Sözde "demokratik açılım"ın halkı oyalamaktan ibaret olduğunun anlaşıldığı şu günlerde egemen cephenin tezkereye toplu evet oyu vermeleri egemenlerin halklara karşı mücadelede nasıl bir arada olabildiklerini de göstermektedir. Tezkereye halkların kardeşliği şiarına düşman olan, bölgede kargaşa ve çatışma ortamı isteyen anlayışın onlarca yıldır süren saldırılarının son halkası olmaktan başka bir şey değildir.
Tezkere iptal edilsin! Yaşasın halkların kardeşliği!
Tezkereye gerekçe olarak gösterilen ülkeye yönelik tehdit aslında egemenlerin Kürt halkını, Kürt ve Türk halklarının kardeşlik mücadelesini tehdit olarak görmesinden başka bir şey değildir. Meclis, halklara bir kurşun gibi sıkılan tezkereyi derhal geri çekilmeli, ülke içindeki ve dışındaki her türlü operasyonlar durdurulmalıdır. Türkiye'nin ilericileri, yurtseverleri, devrimcileri Kürt halkına ve Kuzey Irak topraklarına yapılan müdahalelerin karşısında olacaktır. Kürt halkıyla sorunu olan egemenlerdir. Kürt ve Türk halklarının kardeşliğini bozmaya çalışanlar yine egemenlerdir. Egemenlerin dayattığı bu anlayışı yıkmanın tek yolu "Yaşasın halkların kardeşliği" şiarını yükseltmek ve bunu tüm ülkeye yaymaktan başka bir şey değildir.
6 Ekim 2009 tarihi Türkiye gündemine şiddet ve silahlarla kazındı. Sabah saatlerinde IMF ve Dünya Bankası'nı protesto eden ilerici, yurtsever, devrimci 5000 kişi, polis tarafından biber gazı, silah ve dayak üçlüsüyle sindirilmeye çalışıldı. Her çocuğun IMF politikaları yüzünden mağdur olarak doğduğu ülkemizde IMF ve Dünya Bankası'na karşı olan anti-emperyalistlere polis terörü uygulandı.
İstanbul'da ilerici, devrimci, sosyalist kurumlar ve sendikalar protestolarına karşı uygulanan polis terörünü lanetlemek için Galatasaray Tramvay durağında toplandıkları sırada ajanslara "Meclis Tezkereyi bir yıl uzattı" haberi düştü. Bir tarafta polis tarafından IMF karşıtlarına kullanılan silahlar, bir tarafta TSK tarafından Kuzey Irak topraklarında kullanılacak silahlar.
Burjuva medyada ana gündeme taşınmayan bu karar toplumsal olaylar esnasında karara bağlanan vergileri, zamları hatırlattı.
Tezkereye AKP, MHP ve CHP'den toplu evet
2007 yılının son çeyreğinde çıkan tezkerenin süresinin bir yıl uzatılması kararı mecliste tartışılırken AKP, MHP ve CHP'nin benzer açıklamaları dikkat çekti. DTP Grup Başkanvekili Gülten Kışnak ise yaptığı konuşmada talep edilen kararın esasında "gençleri bir yıl daha ölmeye ve öldürmeye gönderme yetkisi" olduğunu belirtti. Karar oylamaya katılan AKP, MHP, CHP'li milletvekillerinin 452 oyuyla meclisten geçti. Oyalamaya 475 milletvekili katılmıştı. Karara red oyu verenler ise DTP milletvekilleri ve bağımsız milletvekili Ufuk Uras'tı.
Tezkere halklara yönelmiş bir namludur
Tezkerenin meclisten geçmesinin Ortadoğu topraklarında daha fazla savaş, daha fazla kan demek olduğu açıktır. Yakın bir zamanda tekrar başlamasının gündemde olduğu operasyonlar Ortadoğu'ya ölüm ve gözyaşından başka bir şey vermeyecektir. Tezkere halklara karşı açık bir savaştır. Sözde "demokratik açılım"ın halkı oyalamaktan ibaret olduğunun anlaşıldığı şu günlerde egemen cephenin tezkereye toplu evet oyu vermeleri egemenlerin halklara karşı mücadelede nasıl bir arada olabildiklerini de göstermektedir. Tezkereye halkların kardeşliği şiarına düşman olan, bölgede kargaşa ve çatışma ortamı isteyen anlayışın onlarca yıldır süren saldırılarının son halkası olmaktan başka bir şey değildir.
Tezkere iptal edilsin! Yaşasın halkların kardeşliği!
Tezkereye gerekçe olarak gösterilen ülkeye yönelik tehdit aslında egemenlerin Kürt halkını, Kürt ve Türk halklarının kardeşlik mücadelesini tehdit olarak görmesinden başka bir şey değildir. Meclis, halklara bir kurşun gibi sıkılan tezkereyi derhal geri çekilmeli, ülke içindeki ve dışındaki her türlü operasyonlar durdurulmalıdır. Türkiye'nin ilericileri, yurtseverleri, devrimcileri Kürt halkına ve Kuzey Irak topraklarına yapılan müdahalelerin karşısında olacaktır. Kürt halkıyla sorunu olan egemenlerdir. Kürt ve Türk halklarının kardeşliğini bozmaya çalışanlar yine egemenlerdir. Egemenlerin dayattığı bu anlayışı yıkmanın tek yolu "Yaşasın halkların kardeşliği" şiarını yükseltmek ve bunu tüm ülkeye yaymaktan başka bir şey değildir.