Tarih: 17.10.2008 | Kategori: Toplumsal Haberler

Engin Çeber ölümsüzdür!

Engin Çeber ölümsüzdür!
28 Eylül 2008 tarihinde Yürüyüş dergisi dağıtımı sırasında 3 arkadaşıyla birlikte gözaltına alınan, önce karakolda sonra da tutuklanarak götürüldüğü Metris cezaevinde işkence gören Engin Çeber'in yaşamını yitirmesinin ardından başta TAYAD'lılar olmak üzere birçok kurum birçok ilde eylemlilikler gerçekleştirdi suç duyurusunda bulundu.
Sistemin efendileri! de tepkili
CHP Genel Sekreter Yardımcısı, İstanbul milletvekili Mehmet Sevigen tarafından Çeber'in ölümü meclis gündemine de taşındı. Cumhurbaşkanından başbakanına, başbakanından adalet bakanına kadar kapitalizmin tüm uşakları Çeber'in ölümünden kaynaklı üzüntülerini dile getirdiler. İşkence yaptıkları iddiasıyla 19 kişi geçici olarak görevden alınarak haklarında soruşturma başaltıldı. Ancak Çeber'in soruşturmasına gizlilik kararı konuldu. Çeber'in avukatları bu kararın önceki katliamlar gibi katilleri koruma kalkanı olmasından endişe ettiklerini dile getirdiler.

Yine aynı savunma
İşkence yapan kolluk kuvvetlerinden çok tanıdık bir savunma geldi. Orantılı güç kullandıklarını söyleyen işkenceciler, yaptıkları katliamı kabul ederken sanki ölüme sebebiyet vermemiş gibi pervasızca kullandıkları gücün orantılı olduğunu savundular. Hatırlayacağımız üzere geçtiğimiz 1 Mayıs'ta İstanbul'u gazıyla, copuyla, kolluk kuvvetiyle felce uğratan İstanbul Valisi Güler'den ve Emniyet Müdürü Cerrah'tan da aynı savunmayı dinlemiştik.

Boş sözlere karnımız tok
Şiddetin her an tırmandırıldığı, toplumla mücadele yasasıyla, tezkere kararıyla şiddetin meşrulaştırıldığı günümüzde, Engin Çeber'in işkencede katledilmesi bu coğrafyada gerçekleşen ilk katliam değil. Ama egemenler ağız birliği edercesine Çeber'in katli sanki istisnai bir durummuş gibi demeçler veriyorlar. Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin Çeber'in ailesinden devleti ve hükümeti adına özür dilerken; Çeber'in babasından anlamlı bir yanıt geliyor: "Özür dilemek oğlumu geri getirmez, artık yeni Enginler ölmesin".

Her ne kadar Cumhurbaşkanı Gül Türkiye'de herkes fikrini söyleme özgürlüğüne sahiptir dese de bizler bu özgürlüğün bedeli ölüm olsa dahi ödemek koşuluyla olduğunu biliyoruz. Her hak arayışımızda karşımıza panzerlerini coplarını çıkarmaktan çekinmeyen devlet ne kadar özgürlükçü olduğunun en güzel örneğini yaşadığımız son 1 Mayıs'ta tekrar gözler önüne serdi. Bizler, bu ülkenin, devrimcileri, sosyalistleri, ilericiler olarak, bu özgürlüğün bedelini, faşist darbelerle, faili meçhul cinayetlerle, işkencelerde ölümlerle, hapishanelerde yakılarak, F tipinde tecride mahkum edilerek, sokak ortasında vurularak, birçok kez ödedik.

Biz devrimci, sosyalist, ilerici gençler olarak; en ufak bir muhalefet karşısında dahi faşist yüzünü göstermekten çekinmeyen devlet ve onun kolluk kuvvetlerinin sayısız katliamlarını unutmadık, unutmayacağız. Bir kez daha haykırıyoruz;

Katil devlet hesap verecek!
Devrim şehitleri ölümsüzdür!
Yaşasın devrimci dayanışma!
Yaşasın devrim ve sosyalizm!