Dünya Çocuk Hakları Günü'nde çocuklar
Bugün (20.11.2010) Dünya Çocuk Hakları Günü. Çocuk hakları, dünyada ki tüm çocukların eğitim, barınma, fiziksel, psikolojik veya cinsel sömürüye karşı kanunen ve ahlaki olarak korunmaları gibi hakları içerir. Bu doğrultuda Dünya Çocuk Hakları Sözleşmesi 20 Kasım 1989'da Türkiye'nin de içinde bulunduğu 193 ülkenin kabulüyle imzalandı.
Ne Türkiye'de ne de diğer ülkelerde çocuklar sömürüye karşı korunmuyor, tam tersine sömürüye maruz bırakılıyor. Her bebeğin süt, bakım, sağlık gibi temel ihtiyaçları vardır. Ancak önlenebilir bebek ölümlerinin bu kadar yüksek olması ya da çeşitli nedenlerle sağlıksız bebeklerin paralı tedavisi ülkemizin gerçeğidir. Daha ilkokul sırasına oturmadan cinsiyetçilikten nasibini alan, okutulmayan, hor görülen, kendi isteği olmadan baskılarla başları kapatılan, çok küçük yaşlarda kendilerinden yaşça çok büyüklere adeta satılan kız çocukları bizim gerçeğimizdir.
Her çocuk eşit, parasız, anadilinde ve bilimsel eğitim almalıdır. Bir çocuğun ailesinin yoksulluğu, paralı eğitim koşulları, dil, din, ırk ayrımı yapılarak eğitimden dışlanması yine ülkemizden bir görüntüdür. Bir çocuğa anadilinden farklı bir dili, zorla, baskıyla, dayakla, tehditle öğretilmesi tam yanı başımızda gerçekleşiyor.
Türkiye'de bir milyon çocuk çalışıyor
Bugün Dünya Çocuk Hakları Günü ve ülkemizdeki 17 milyon çocuktan bir milyonu çalışıyor. Ve kim bilir daha kaç çocuk kayıt dışı insanlık onuruna yakışmayan koşullarda çalıştırılıyor. Bir çocuğun bedeninden kar, rant elde etmek ise suçtur ama bizde cezası, ayıbı yok. Değil çocuk haklarına karşı suç işleyenleri cezalandırmak, caydırmak, koşulları iyileştirmek daha çocuk hakları sözleşmesinde yer alan çocuk haklarını bile bilmiyor, uygulamıyor, öğretmiyoruz. Tüm bunların yerine yaşları 15 ve altında olan yaklaşık 450 çocuğu ağır ceza mahkemelerinde yargılıyor ve tutukluyoruz. Bu çocuklar daha çok küçük olan bedenleriyle haklarını istemiş, isimleri ve suçları "taş atan çocuklar" olarak kalmıştır. Biz ise onları yetişkinler gibi yargılamış, cezaevine tıkmış, sıçankuyruğu ve çivilerle beslemiş, işkence yapmış, eğitimden mahrum bırakmış ve nitekim böyle yetişmiş bir nesil yaratmış oluyoruz. 1989'dan beridir 345 Kürt çocuğumuz öldürüldü ve dahası da hala gerçekleşiyor.
Dünyada da çocukların durumu ülkemizden çok farklı değil. Her yıl milyonlarca çocuk açlıktan, bulaşıcı hastalıklardan ölüyor, savaşlarda öldürülüyor. Filistin'de, Irak'ta, Afrika'da emperyalistler çocukları çekinmeden katlediyor. Arap ülkelerinde kız çocukları aşırı muhafazakârlar tarafından fuhuşa zorlanıyor.
Evet, tüm bunlar ve daha nice çocuk hakları ihlali, yaşadığımız ülkede ya da tam yanı başımızda gerçekleşiyor. Ve biz çocuklarımıza sahip çıkmaz, haklarını korumaz, onlara güneşli bir dünyanın kapılarını açabilmek için mücadele etmezsek dahası da yaşanacaktır. Çocuklarımıza bunları yapanlardan hesap sormak, geleceklerini geri almak için durmayalım artık. Çocuklar geleceğimiz, yarınımız, güzel günlere birer hazinedir. Nazım Usta'nın da dediği gibi "çocuklar da şeker yiyebilsin!".
Her çocuk eşit, parasız, anadilinde ve bilimsel eğitim almalıdır. Bir çocuğun ailesinin yoksulluğu, paralı eğitim koşulları, dil, din, ırk ayrımı yapılarak eğitimden dışlanması yine ülkemizden bir görüntüdür. Bir çocuğa anadilinden farklı bir dili, zorla, baskıyla, dayakla, tehditle öğretilmesi tam yanı başımızda gerçekleşiyor.
Türkiye'de bir milyon çocuk çalışıyor
Bugün Dünya Çocuk Hakları Günü ve ülkemizdeki 17 milyon çocuktan bir milyonu çalışıyor. Ve kim bilir daha kaç çocuk kayıt dışı insanlık onuruna yakışmayan koşullarda çalıştırılıyor. Bir çocuğun bedeninden kar, rant elde etmek ise suçtur ama bizde cezası, ayıbı yok. Değil çocuk haklarına karşı suç işleyenleri cezalandırmak, caydırmak, koşulları iyileştirmek daha çocuk hakları sözleşmesinde yer alan çocuk haklarını bile bilmiyor, uygulamıyor, öğretmiyoruz. Tüm bunların yerine yaşları 15 ve altında olan yaklaşık 450 çocuğu ağır ceza mahkemelerinde yargılıyor ve tutukluyoruz. Bu çocuklar daha çok küçük olan bedenleriyle haklarını istemiş, isimleri ve suçları "taş atan çocuklar" olarak kalmıştır. Biz ise onları yetişkinler gibi yargılamış, cezaevine tıkmış, sıçankuyruğu ve çivilerle beslemiş, işkence yapmış, eğitimden mahrum bırakmış ve nitekim böyle yetişmiş bir nesil yaratmış oluyoruz. 1989'dan beridir 345 Kürt çocuğumuz öldürüldü ve dahası da hala gerçekleşiyor.
Dünyada da çocukların durumu ülkemizden çok farklı değil. Her yıl milyonlarca çocuk açlıktan, bulaşıcı hastalıklardan ölüyor, savaşlarda öldürülüyor. Filistin'de, Irak'ta, Afrika'da emperyalistler çocukları çekinmeden katlediyor. Arap ülkelerinde kız çocukları aşırı muhafazakârlar tarafından fuhuşa zorlanıyor.
Evet, tüm bunlar ve daha nice çocuk hakları ihlali, yaşadığımız ülkede ya da tam yanı başımızda gerçekleşiyor. Ve biz çocuklarımıza sahip çıkmaz, haklarını korumaz, onlara güneşli bir dünyanın kapılarını açabilmek için mücadele etmezsek dahası da yaşanacaktır. Çocuklarımıza bunları yapanlardan hesap sormak, geleceklerini geri almak için durmayalım artık. Çocuklar geleceğimiz, yarınımız, güzel günlere birer hazinedir. Nazım Usta'nın da dediği gibi "çocuklar da şeker yiyebilsin!".