Bergama'da altın madenciliği üzerine "Gerçek Halkın Katılımı" toplantısı düzenlendi
Bergama'da siyanürlü altınla mücadele tüm hızıyla devam ediyor.
Koza Altın İşletmeleri ise halkı kandırabilmek için toplantılar düzenliyor, yaptıklarının yasal ve meşru olduğuna halkı ikna etmeye çalışıyor. Oysa 29 Aralık 2008 tarihinde Danıştay 6. Dairesi'nde oybirliği ile "Altın madenini bir kez daha kapama" kararının verilmesiyle madenin 29 Ocak'a kadar kapatılması gerekiyor.
Koza Altın Madenciliğin Ovacık Altın Madeni'nde düzenlediği halkın(!) katılımı toplantısına karşı, çevreciler ve köylüler 14 Ocak 2009 günü Bergama Baran Düğün Salonu'nda "Gerçek Halkın Katılımı Toplantısı" düzenlediler.
Bergama'da Gerçek Halkın Katılımı Toplantısı'nda bölge halkı "Biz buradayız!" dedi
"Altın madenciliğine karşı mücadelemiz sürecek" mesajının verildiği toplantıya köylüler, meslek odaları ve çevreciler yoğun ilgi gösterdi. EGEÇEP ve bileşenleri, Bergama El Ele Hareketi'nin çağrısı ile Bergama Çevre Platformu'nun organize ettiği toplantıya, Kozak Yaylası'na bağlı 17 köy ve muhtarları, Metalürji Mühendisleri Odası Genel Merkezi, Jeoloji Mühendisleri Odası Genel Merkezi, Beyaz Adımlar Hareketi, İzmir Tabip Odası, Av. Semih Özay (Bergama köylüleri hukuk müşaviri), Metalürji Mühendisleri Odası Ege Bölgesi, Yarımada Çevre Platformu, Balıklıova Çevre Hareketi, İDA ÇEV, Güzelhisar'ı Sevenler Derneği, Orman Mühendisleri Odası, Kozak Çevre Derneği, GÜMÇED, İ.T.O, EFESÇED, Turgutlu Dayanışma Derneği, Bergama Ziraat Odası ve Bergama Çevre Platformu katıldı.
Toplantıda Dikili Belediye Başkanı Osman Özgüven, Bergama eski Belediye Başkanı Sefa Taşkın, Çevre Mühendisleri Odası Genel Başkanı Yılmaz Kilim, Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Halil Gezer, Kimya Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Ertuğrul Barka, Emekli-Sen, Bergama Çevre Platformu Sözcüsü Erol Engel, Ege Üniversitesi Halk Sağlığı Bölümü'nden Prof. Dr. Ali Osman Karababa, İnay Vicdan Hareketi sözcüsü Muammer Sakaryalı, Av. Arif Ali Cangı ve EGEÇEP Sözcüsü Erhan İçöz birer konuşma yaptılar.
Egemenler kural tanımıyor
"Siyanürlü altına hayır", "Onun bunun altını değil, Kozak'ın çamfıstığı" pankartlarının asıldığı salona gelen halk, polis tarafından aranarak içeri alındı. Toplantıda ilk sözü alan EGEÇEP Yürütme Kurulu üyesi Avukat Arif Ali Cangı, Bergama'da siyanürle altın aramaya karşı süren mücadeleyi anlatarak bugüne dek açtıkları 73 davayı kazandıklarını hatırlattı. Cangı, "Mahkeme kararlarına rağmen maden çalıştırıldı. En son Danıştay 6. Dairesi, ÇED raporunun yürütmesini durdurdu. 29 Ocak gününe kadar madenin kapatılması gerekiyor. Maden o tarihe kadar kapatılmazsa yine hukuksuzluk yapılmış olacaktır" dedi. Cangı, toplantıdan çıkacak sonuçları yarın Çevre ve Orman Bakanlığı'na ileteceklerini belirtti.
Avukat Cangı'nın ardından söz alan Çevre Mühendisleri Odası Genel Başkanı Yılmaz Kilim, Bergama'da çevre hukukunun tamamen ihlal edildiğini belirterek, "Burada şirketin yapmaya çalıştığı, yargı kararlarının ve çevre hukukunun ayaklar altına alınmasıdır. Buna izin vermemeliyiz. Çevre hukukunun oluşması açısından Bergama ve Danıştay'ın son verdiği karar çok önemli. Bu kararların arkasında durarak uygulanması için elimizden geleni yapmalıyız" dedi.
Metalürji Mühendisleri Genel Başkanı Cemalettin Küçük ise sadece Bergama'da değil, Türkiye'nin her yerinde aynı oyunların oynandığını vurgulayarak Kozaklıları, Bergamalıları ve tüm halkı topraklarına sahip çıkmaya çağırdı. Halk sağlığı uzmanı Prof. Dr. Ali Osman Karababa, siyanürlü altın aramanın halk ve çevre sağlığı açısından büyük olumsuz etkileri olduğunu belirterek, "Bergama'da 2004 yılında aldığımız su örneklerinde yaptığımız analiz sonucunda yüksek oranda arsenik tespit ettik. Bugün İzmir'in içme suyunda olandan 300 kat daha fazlaydı. Ancak o zaman kimse bu duruma itiraz etmedi" şeklinde konuştu.
Kozak'ın üstü altından daha değerlidir
Kozak Aşağıbey Köyü Muhtarı Sıtkı İlbey yaptığı konuşmada, "Bizim altınımız çam fıstığımızdır. Kozak Yaylası'nda altın madeni işletilmesini istemiyoruz" derken, Kozak Yaylası'ndan Berrin Özer de, "Mücadelemiz bitmedi. Madencilere karşı mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz. Toprağımızı da satmayacağız" sözleriyle tepkisini dile getirdi. İnay Vicdan Hareketi Sözcüsü de "Ben de İnay köylüsüyüm. Kendi köyümde ve çevredeki köylerde altın madeninin zararlarını gördüm. Koza Altın Şirketi'nin yaptığı toplantı, halkın katılımı toplantısı değildir. Bindirilmiş kıtalardan halk olmaz. Halk, burada. Çevre ve Orman Bakanlığı bu sese kulak vermeli ve Danıştay kararını uygulamalıdır" diye konuştu.
Siyanürlü altına hayır!
Konuşmalar tamamlandıktan sonra salonda bulunanlardan söz hakkı isteyenlerin konuşabileceği çağrısı yapıldı. Sırayla Kozaklı köylü kadınlar konuşma isteyerek, hiçbir kısıtlama olmadan özgürce Altın madeni hakkındaki düşüncelerini aktardılar. Bu kapsamda Toplantının sonuna doğru Bergamalı ilerici bir kadın da söz alarak, özellikle Pınarköy ve Narlıca köylerinde artan kanser olaylarından bahsetti. Oluşturulan suni dağlarla rüzgarın kesilerek doğaya müdahale edildiği, bunun da mahsulün düşük kalitede ve az verimle alınmasına neden olduğu gibi gözlemlerini aktararak, yan yana durmanın, birlik olmanın ne kadar önemli olduğunu, tarihin öğrettiği gibi direnen halkların kazanacağını vurgulayarak konuşmasını sonlandırdı. Toplantı sonunda katılımcılar bilgi akışını sürekli hale getirmek için daha sık bir araya gelinmesi gerektiğini kararlaştırarak toplantıdan ayrıldılar.
Bergamalı çevrecilerin konuyla ilgili yayınladıkları bildiriyi okumak için tıklayınız. (112 kb)
Koza Altın Madenciliğin Ovacık Altın Madeni'nde düzenlediği halkın(!) katılımı toplantısına karşı, çevreciler ve köylüler 14 Ocak 2009 günü Bergama Baran Düğün Salonu'nda "Gerçek Halkın Katılımı Toplantısı" düzenlediler.
Bergama'da Gerçek Halkın Katılımı Toplantısı'nda bölge halkı "Biz buradayız!" dedi
"Altın madenciliğine karşı mücadelemiz sürecek" mesajının verildiği toplantıya köylüler, meslek odaları ve çevreciler yoğun ilgi gösterdi. EGEÇEP ve bileşenleri, Bergama El Ele Hareketi'nin çağrısı ile Bergama Çevre Platformu'nun organize ettiği toplantıya, Kozak Yaylası'na bağlı 17 köy ve muhtarları, Metalürji Mühendisleri Odası Genel Merkezi, Jeoloji Mühendisleri Odası Genel Merkezi, Beyaz Adımlar Hareketi, İzmir Tabip Odası, Av. Semih Özay (Bergama köylüleri hukuk müşaviri), Metalürji Mühendisleri Odası Ege Bölgesi, Yarımada Çevre Platformu, Balıklıova Çevre Hareketi, İDA ÇEV, Güzelhisar'ı Sevenler Derneği, Orman Mühendisleri Odası, Kozak Çevre Derneği, GÜMÇED, İ.T.O, EFESÇED, Turgutlu Dayanışma Derneği, Bergama Ziraat Odası ve Bergama Çevre Platformu katıldı.
Toplantıda Dikili Belediye Başkanı Osman Özgüven, Bergama eski Belediye Başkanı Sefa Taşkın, Çevre Mühendisleri Odası Genel Başkanı Yılmaz Kilim, Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Halil Gezer, Kimya Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Ertuğrul Barka, Emekli-Sen, Bergama Çevre Platformu Sözcüsü Erol Engel, Ege Üniversitesi Halk Sağlığı Bölümü'nden Prof. Dr. Ali Osman Karababa, İnay Vicdan Hareketi sözcüsü Muammer Sakaryalı, Av. Arif Ali Cangı ve EGEÇEP Sözcüsü Erhan İçöz birer konuşma yaptılar.
Egemenler kural tanımıyor
"Siyanürlü altına hayır", "Onun bunun altını değil, Kozak'ın çamfıstığı" pankartlarının asıldığı salona gelen halk, polis tarafından aranarak içeri alındı. Toplantıda ilk sözü alan EGEÇEP Yürütme Kurulu üyesi Avukat Arif Ali Cangı, Bergama'da siyanürle altın aramaya karşı süren mücadeleyi anlatarak bugüne dek açtıkları 73 davayı kazandıklarını hatırlattı. Cangı, "Mahkeme kararlarına rağmen maden çalıştırıldı. En son Danıştay 6. Dairesi, ÇED raporunun yürütmesini durdurdu. 29 Ocak gününe kadar madenin kapatılması gerekiyor. Maden o tarihe kadar kapatılmazsa yine hukuksuzluk yapılmış olacaktır" dedi. Cangı, toplantıdan çıkacak sonuçları yarın Çevre ve Orman Bakanlığı'na ileteceklerini belirtti.
Avukat Cangı'nın ardından söz alan Çevre Mühendisleri Odası Genel Başkanı Yılmaz Kilim, Bergama'da çevre hukukunun tamamen ihlal edildiğini belirterek, "Burada şirketin yapmaya çalıştığı, yargı kararlarının ve çevre hukukunun ayaklar altına alınmasıdır. Buna izin vermemeliyiz. Çevre hukukunun oluşması açısından Bergama ve Danıştay'ın son verdiği karar çok önemli. Bu kararların arkasında durarak uygulanması için elimizden geleni yapmalıyız" dedi.
Metalürji Mühendisleri Genel Başkanı Cemalettin Küçük ise sadece Bergama'da değil, Türkiye'nin her yerinde aynı oyunların oynandığını vurgulayarak Kozaklıları, Bergamalıları ve tüm halkı topraklarına sahip çıkmaya çağırdı. Halk sağlığı uzmanı Prof. Dr. Ali Osman Karababa, siyanürlü altın aramanın halk ve çevre sağlığı açısından büyük olumsuz etkileri olduğunu belirterek, "Bergama'da 2004 yılında aldığımız su örneklerinde yaptığımız analiz sonucunda yüksek oranda arsenik tespit ettik. Bugün İzmir'in içme suyunda olandan 300 kat daha fazlaydı. Ancak o zaman kimse bu duruma itiraz etmedi" şeklinde konuştu.
Kozak'ın üstü altından daha değerlidir
Kozak Aşağıbey Köyü Muhtarı Sıtkı İlbey yaptığı konuşmada, "Bizim altınımız çam fıstığımızdır. Kozak Yaylası'nda altın madeni işletilmesini istemiyoruz" derken, Kozak Yaylası'ndan Berrin Özer de, "Mücadelemiz bitmedi. Madencilere karşı mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz. Toprağımızı da satmayacağız" sözleriyle tepkisini dile getirdi. İnay Vicdan Hareketi Sözcüsü de "Ben de İnay köylüsüyüm. Kendi köyümde ve çevredeki köylerde altın madeninin zararlarını gördüm. Koza Altın Şirketi'nin yaptığı toplantı, halkın katılımı toplantısı değildir. Bindirilmiş kıtalardan halk olmaz. Halk, burada. Çevre ve Orman Bakanlığı bu sese kulak vermeli ve Danıştay kararını uygulamalıdır" diye konuştu.
Siyanürlü altına hayır!
Konuşmalar tamamlandıktan sonra salonda bulunanlardan söz hakkı isteyenlerin konuşabileceği çağrısı yapıldı. Sırayla Kozaklı köylü kadınlar konuşma isteyerek, hiçbir kısıtlama olmadan özgürce Altın madeni hakkındaki düşüncelerini aktardılar. Bu kapsamda Toplantının sonuna doğru Bergamalı ilerici bir kadın da söz alarak, özellikle Pınarköy ve Narlıca köylerinde artan kanser olaylarından bahsetti. Oluşturulan suni dağlarla rüzgarın kesilerek doğaya müdahale edildiği, bunun da mahsulün düşük kalitede ve az verimle alınmasına neden olduğu gibi gözlemlerini aktararak, yan yana durmanın, birlik olmanın ne kadar önemli olduğunu, tarihin öğrettiği gibi direnen halkların kazanacağını vurgulayarak konuşmasını sonlandırdı. Toplantı sonunda katılımcılar bilgi akışını sürekli hale getirmek için daha sık bir araya gelinmesi gerektiğini kararlaştırarak toplantıdan ayrıldılar.
Bergamalı çevrecilerin konuyla ilgili yayınladıkları bildiriyi okumak için tıklayınız. (112 kb)