Tarih: 22.10.2007 | Kategori: Toplumsal Haberler

Asıl bölücülük halkların kardeşliğini inkar etmektir. Çözüm: Acil kardeşlikte!

Asıl bölücülük halkların kardeşliğini inkar etmektir. Çözüm: Acil kardeşlikte!
Son haftalarda ard arda gelen çatışma ve ölüm haberleriyle egemen çevreler tarafından ısıtılan iç savaş ortamı henüz tezkereye atılan imzalar kurumadan yeni ve tehlikeli bir evreye girmiş gözüküyor.
21 Ekim günü Hakkari'nin Dağlıca Mevkiinde TSK ile HPG gerillaları arasında yaşanan çatışmalar sonucunda çok sayıda güvenlik görevlisinin yaşamını yitirmesi kan siyaseti yürüten sinsi ve hain kimi çevrelere de hareket imkanı verdi. Özellikle İstanbul, İzmir, Ankara gibi büyük şehirler başta olmak üzere batıdan doğuya pek çok ilde başını ülkücü, faşist grupların çektiği provakasyonlar yaşanıyor. Son derece planlı ve merkezi olarak yürütüldüğü açık olan bu eylemlerde hedef alınanlar ise ilerici, devrimci kurum ve kişiler ve tabii ki Kürtler. Bu saldırıları organize edenler ve göz yumanlar büyük bir hatanın parçası; daha da ötesi maşası olmaktadırlar. Terörle mücadele adı altında yıllardır uygulanan hatalı ve yanlış politikaların sonucunda ortaya çıkan başarısızlığı görmezden gelerek daha çok gencin ölümü pahasına yangına körükle gitmekteler.

Peki soruyoruz: Bu ülkenin Türk ve Kürt gençleri binlerce metre yüksekliklerde ölmekte iken iktidar sahipleri ne yapıyorlar? İktidar partisinin bakanı çareyi söylüyor: "bundan sonra daha keskin politikalar uygulayacağız!" Soruyoruz yine uygulayacaksınız da ne olacak? Sadece son iki üç sene içinde Türk Ceza Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu, PVSK (Polis Vazife ve Selahiyeti Kanunu) en son tezkere derken hukuki ve siyasi onlarca keskin karar alındı sayısız kanun değişitildi. Ya sonuç? Artık daha da fazla kan akıyor. Yeni baskı yasaları çıkartmak, muhalif düşünenleri sindirmek için linç seferleri düzenlemekle bugüne kadar hangi sorun çözüldü. Bilen varsa söylesin.

Onlarca yıldır bu başarısız planda ısrar edenler elbet bir gün gerçekten demokratik ve özgür bir ülkenin hür mahkemeleri karşısında hesap vereceklerdir. Bizler ilerici gençler olarak bir kez daha sesleniyoruz. Akan kardeş kanının durmasının ön koşulu olarak yapılması gereken ilk hamle -sadece Türk ve Kürtlerle de sınırlı kalmayacak şekilde- bu topraklar üzerinde yaşayan tüm insanları kucaklamaktan geçmektedir.

Bölücü kime denir?
İlericiler pek çok baskının karşısında ısrarla yıllardır bu ülkede halkların kardeşliği sloganını haykırmaya devam ediyor. Son derece insani ve haklı olan bu slogana dahi tahammül gösteremeyenlerin bizzat kendisi açıkça bölücülük yapmaktadırlar. Türkiyenin bir halklar mozaiği olduğu açık gerçeği karşısında tek tipleşmeyi dayatarak kültürleri, dilleri, gelenekleri inkarı dayatanlar yüzyıllardır bu topraklar üzerinde süren dayanışma ve kardeşlik hislerine de darbe vurmaktadır. Bundan daha büyük bölücülük olabilir mi?

Ülkücü ve Faşistler Türk Halkını temsil etmiyorlar, edemezler!
Bugün sokaklarda bozkurt işaretleriyle "intikam" nağralarıyla yürütülenler, devrimci/demokratik kurumları basanlar Türk Halkını temsil yetkisini nerden almaktadır? Bu gücü onlara kim vermektedir?

Oysa ki biz bu çevreleri çok iyi biliyoruz. Yakın olarak tanıyoruz. İşçilerin, düzenledikleri grevlerde grev kırıcı olarak emekçilerin üzerine salınan, okulda kulağında küpe var diye üniversiteliyi satırlayan, giyim kuşamını gerekçe göstererek sokaktaki genç kadını taciz eden, kurudukları derin çeteleriyle esnaftan haraç toplayan, her türlü pisliğe bulaşmış olanlardır bunlar. Bunlar mı gençliğin, halkın ve ülkenin hislerinin tercümanı?
Halkı ve özellikle gençliği şovenist histerinin bir aracı haline getirmeye çalışanlar aynı zamanda toplumu körleştirmeye ve sağırlaştırmaya da çalışmaktadırlar. Kısacası bir taşla bir kaç kuş vurmak hesabıdır yapılan. Ama yanlış hesap geri dönecektir.

Provakasyonlara, saldırılara son! Çözüm: acil kardeşlik!
Bir psikolojik harekat unsuru olarak yürütülen bu provakasyonlar ve bilinçsiz operasyonlar derhal sonlandırılmalı kardeşliğe şans tanınmalıdır. Emperyalist ve militarist çevreler başta olmak üzere egemenlerin çatışmaya dayalı projeleri bir kez daha iflas etmiştir. Yeni baskı yasalarının, kitlesel gözaltı ve tutuklamaların, tezkerelerin dün olduğu gibi bugün ve yarın da sonuç vermeyeceği ortadadır. O halde yanlışdan dönülmeli yaralar bir an önce birlikte sarılmalıdır. İlerici gençler dostun da düşmanın da karşısında dün olduğu gibi bugün ve yarın da korkmadan alanlarda "Yaşasın Halkların Kardeşliği" demeye devam edecektir.

İLERİCİ GENÇLİK