Tarih: 08.11.2004 | Kategori: Toplumsal Haberler

Ankara'da YÖK protestosu

08.11.2004

12 Eylül 1980 faşist darbesinin artığı olarak üniversite sistemimizin başına musallat olan, askerlerin ve barbarların üniversiteler üzerindeki etkilerinin kalıcılaşmasını sağlayan YÖK'ün 23. kuruluş yıl dönümü, 5 Kasım Cuma günü Ankara'nın Sakarya Meydanı'nda yapılan bir basın açıklaması ile protesto edildi. Aralarında TÜM-İGD'lilerinde bulunduğu gençlik ve öğrenci örgütlerinin eylem birliğiyle gerçekleştirilen basın açıklamasına başta KESK olmak üzere, çeşitli sendikalar ve demokratik kitle örgütleri de destek verdi. Basın açıklaması bir mitinge çevrildi ve müzik dinletisi ile birlikte halaylar çekildi.
EYLEM ÖNCESİ HAZIRLIKLAR

Bu 6 Kasım protestoları öncesinde, son birkaç yıldır olduğu gibi, gençlik ve öğrenci örgütleri ile ilerici, devrimci ve sosyalist parti temsilcileri, 6 Kasım'ın çok öncesinde, eylem birlikteliği için görüşmelere başladı. Fakat bu yıl önceki yıllarda olduğu gibi tüm yapılar bir araya gelemedi ve uzun süren tartışmalar sonucunda beş yapı eylem birlikteliğinin dışında kaldı. Tartışma süreçlerinin uzun sürmesi ve belirsizliği 6 Kasım çalışmalarında bir durgunluk havası yarattı. En azından geçen yıl ki gibi ortak hazırlıklar yapılamadı. Üniversite öğrencilerine tek ses olarak seslenebileceğimiz bir fırsat yaratılamadı. Ama buna karşın her yapı kendi hazırlıklarını sürdürdü ve 6 Kasım gündemi üniversite içerisinde tartışılır bir hal aldı. TÜM-İGD'liler de bu hazırlıklar çerçevesinde hazırladıkları iki iç mekan afişini bulundukları okullarda astılar ve diyaloglarını "Emekçi Üniversiteleri" noktasına yoğunlaştırdılar. Ayrıca 3 Kasım Çarşamba günü "Nasıl Bir Üniversite İstiyoruz?" adlı bir seminer düzenlediler. Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Yrd.Doç.Dr. İsmail Kaplan'ın konuşmacı olarak katıldığı seminer oldukça verimli geçti. Bu seminer için de el ilanları ve afişler hazırlayan TÜM-İGD'liler bulundukları okullarda bunları da dağıttılar.

ANKARA ÜNİVERSİTESİ CEBECİ KAMPÜSÜ'NDE TOPLANMA

Cebeci Kampüsü'ndeki hareketlilik sabah saatlerinden itibaren başladı. Ankara'nın tüm bölgelerinden gelen üniversite ve lise öğrencileri Cebeci Kampüsü'ne gelmeye başladı. Bu sıralarda aralarında TÜM-İGD'lillerin de bulunduğu Cebeci Kampüsü'ndeki öğrenciler, herkesi eyleme çağıran ortak bir el ilanı dağıttı ve Akara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrenci Derneği'nin basın açıklamasına destek verdi. Daha sonra oluşturulan kortej, kampüsteki tüm fakülteleri dolaşarak herkesi eyleme çağırdı. Ardından İletişim Fakültesi önünde kortejler oluşturulmaya başlandı. Sıra polisle görüşmelerdeydi. Bu sırada Sakarya Meydanı'nda ses düzeni kurulmaya başlanmıştı bile.

YÜRÜYÜŞE GEÇİYORUZ!

Öğrenciler büyük bir coşkuyla kampüsten çıkıp, Cemal Gürsel Caddesi ve Ziya Gökalp Caddesinden yolun bir tarafını kapatarak Sakarya Meydanı'na doğru yürüyüşe geçtiler. Yol boyunca halkın da ilgisiyle karşılaşan kortejler genel olarak, "YÖK, polis, medya, bu abluka dağıtılacak.", "Sermaye defol, üniversiteler bizimdir.", "Polis, defol üniversiteler bizimdir.", "YÖK'e hayır." sloganlarını attı. Ayrıca, atılan sloganlarda Irak ve Filistin direnişi de selamlandı. Kortejlerin sloganlarının zaman zaman ortaklaşması ise ayrı bir coşku yaratıyordu.

SAKARYA MEYDANI!

Sakarya Meydanı'na girilmesiyle kitlenin coşkusu daha da arttı. Meydanda KESK Ankara Şubeler Platformu başta olmak üzere diğer demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri de yerlerini almıştı. Öğrencilerin açıklamasından önce Eğitim-Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer bir konuşma yaptı. Öğrencilerin açıklamasının ardından Kürtçe olarak da bir basın açıklaması yapıldı. Ardından müzik dinletisi ve halaylarla etkinlik devam etti.

PROVOKASYON GİRİŞİMİ

Sakarya Meydanı'na girildikten hemen sonra, ilginç bir gelişme yaşandı. Miting dolayısıyla okulların kısmen boşalmasından faydalanmaya çalışan provokatör-faşist bir grubun, A.Ü. Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi'ne girdikleri haberi ulaştı. Bunun üzerine özellikle, DTCF Korteji'nde olmak üzere kısa süreli bir karışıklık yaşandı. Bu sırada, DTCF'den sorumlu polislerin bıyık altından gülerek olayları izlemesi ise, olayın altındaki imzayı ortaya koyan bir tablo çizmekteydi. Karışıklık kısa sürede aşıldı ve eylem doğal akışında devam etti. Eylemin ardından, TÜM-İGD üyeleri olarak bizler de arkadaşlarımıza destek olmak için DTCF'ye gittik.