Ankara'da faşizme geçit yok!

22.12.2004
Üniversitelerde son zamanlarda yaşanan faşist saldırıların yoğun olduğu bir dönemde Ankara Üniversitesi Cebeci Kampusü ve Dil-Tarif Coğrafya Fakültesi hareketli bir gün daha yaşadı. Birkaç gün öncesinden Cebeci kampusünde bulunan Siyasal Bilgiler Fakültesinde, 21 Aralık Salı günü Avrupa Birliği konulu bir panel vermek üzere, yayınlarında devrimcileri devlete isim isim açıklayıp ihbar eden, işbirlikçi, faşist, İşçi Partisi’nin başkanı Doğu Perinçek’in geleceğinin duyurulması üzerine; Cebeci’deki Sip (Sosyalist İktidar Partisi) hariç diğer bütün devrimci yapılar bu paneli engellemek üzere eylem birlikteliği gerçekleştirdiler.
Panelden bir gün önce (20.12.2004) Siyasal Bilgiler Fakültesi dekanına çıkan devrimci öğrenciler, İşçi Partisi ve Doğu Perinçek’in tavrını anlatarak, panelin iptal edilmesini aksi takdirde çıkacak olaylardan kendilerinin sorumlu olmayacaklarını belirttiler. Panelin dekanlık tarafından iptal edilmemesi üzerine içlerinde TÜM-İGD’li öğrencilerinde bulunduğu bütün devrimci yapılar ve kendisini ilerici, yurtsever, demokrat tanımlayan bir çok üniversite öğrencisi sabahın erken saatlerinden itibaren kampüste yapılacak paneli teşhir eden kantin duyuruları yapmaya başladı. Panel saatinin yaklaştığı sıralarda kampüsteki Hukuk Fakültesinin kantinde bulunan devrimci öğrenciler oradan topluca çıkarak Eğitim Bilimleri Fakültesinin önünde basın bildirilerini okudular. Daha sonra coşkulu kitle “Cebeci’de Ajan İstemiyoruz!”, “MİT, CIA, KONTRAGERİLLA, BU ABLUKA DAĞITALACAK!”, “Polis Üniversiteden Defol!”, “Perinçek’in İtleri Yıldıramaz Bizleri!”, “Yaşasın Devrimci Dayanışma!”, “Faşizme Karşı Omuz Omuza!” sloganları atarak Siyasal Bilgiler fakültesinin önüne inerek paneli engellemek için Siyasal Bilgiler Fakültesine girmek istediler. Ancak Fakülte dekanının isteği üzerine zaten gelecek olan Çevik Kuvvet ekipleri Cebeci kampüsünün önünde bekleliyorladı. Fakültenin girişi kapısında duran çok az sayıdaki İşçi Parti’li öğreciye taşlar ve sopalarla saldıran devrimci öğrenciler onların da karşılık vermesi ve çevik kuvvetin içeri girmeye yeltenmesi ile geriye doğru çekilerek mevzilendi. Devrimciler öğrenciler İşçi Partililere saldırırken birkaç tane Sip’li öğrencinin kitleyi pasifize etmeye çalışmaları akıllarda soru işareti bıraktı. Devrimci öğrencilerin geri çekilmemekte ve kampüslerini İşçi Parti’lilerin ve polisin işgalinden korumak için çatışacak kadar kararlı olduğunu gören çevik kuvvet 10 metreden fazla içeri giremeyerek geri çekildi. Yaşanan çatışmanın daha da büyüyeceğini anlayan fakültee yönetimi devrimci öğrencilerden temsilci grup istedi. Yönetim ile görüşen temsilci grup panelin iptali, hem İşçi Partililerin hem de polisin kampüsü terketmelerini istedi. Siyasal Bilgiler Fakültesi dekanın öğrencilerin yanına geleceğini duyurması üzerine bekleme süresi başladı. Bu bekleme süresince devrimci öğrenciler marşlar söyleyerek, sloganlar atarak coşkularını korudular. Bekleme süresinin sonunda fakülte dekanı kendisi gelmedi ancak panelin iptal edildiğini duyurdu. Bu haberin ardından devrimci öğrenciler polisin kampüsü terketmediği sürece bekleyişlerinin devam edeceğini söyleyerek yine marşlar ve sloganlar atarak direngen duruşlarına devam ettiler. En sonunda çevik kuvvetin ve İşçi partililerin kampüsü terketmesi üzerine Cebeci Kampüsündeki gerginlik sona erdi.
Cebebi kampüsünde bu olayların yaşandığı sırada Ankara Üniversitesinin bir diğer fakültesi Dil-tarih-Coğraya’nında aynı anda eli sopalı ve satırlı faşitlerce saldırıya uğraması akıllara yaşanan bu iki olayın birbiri ile bağlantılı mı olduğu sorusunu getiriyor. Cebeci kampüsünde İşçi Partisi genel başkanı Doğu Perinçek’in vermeyi planladığı paneli fırsat bilen 20-30 kadar faşitler amaçlarına ulaşamadan fakültedeki devrimci öğrenciler tarafından püskürtüldü. Bu olayın üzerine Dil-Tarih-Coğrafya Fakültesine gelen çevik kuvvet okulun içinde bulunan devrimci öğrencilerin üzerine biber gazı attı. Fakültenin boşaltılmasını isteyen çevik kuvvet okula girişleri yasakladı. Cebeci kampüsündeki gerginliğin bitmesi üzerine oradaki devrimci öğrenciler Dil-Tarih-Coğrafya fakültesinde bulunan arkadaşlarına destek olmak için oraya gittiler ancak Abdi İpekçi parkında çevik kuvvet barikatına takılan devrimci öğrenciler burada devrimcilerin fakülteden çıkışlarını hep bir ağızdan “Faşizme Karşı Omuz Omuza!”, “Kurtuluş Yok Tek Başına Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz!” sloganları atarak ve marşlar söyleyerek beklediler.
Fakülteden toplu çıkışın gerçekleşmesi üzerine birleşen iki devrimci grup basın açıklaması yapmak için Sakarya Caddesine doğru sloganlar atarak yürüşe geçti. Ancak Abdi İpekçi parkının bitimindeki Sağlık Bakanlığının önüne barikat kuran çevik kuvvet ekipleri devrimcilere izin vermek istemedi. Bir kez daha kararlı duruşlarını sergileyen devrimci öğrenciler kısa bekleyişin ardından yürüyüşe geçerek Sakarya Caddesine ulaştı. Basın açıklması sırasında çevredeki binaların birinden atılan taşın bir öğrencinin başına isabet etmesi üzüntü yarattı. Burada yapılan basın açıklamasında devrimci öğrenciler; yaşanan gergin süreçte gerçekleştirilen kazanımların örgütlü mücadele ile elde edildiğini bildirdiler. Karşılaştıkları hiç bir baskının kendilerini yürüdükleri devrim yolundan çeviremeyeceğini açıklayan grup; kendilerini ne faşit saldırıların, ne polisin biber gazının, nede bu olayların sonunda üniversite yönetimlerinin haksız soruşturlmalarının korkutmadığını bildirdi. Son olarak mücadelelerine geçmişten aldıkları gelenek ve deneyimler ile bugünün enerjisi ile birleştirerek devam edeceklerine and içen öğrenciler basın açıklamasını bitirdiler.
Son olarak Cebeci Kampüsünde Avrupa Birliği konulu panel vermeyi planlayan işbirlikçi İşçi Partisi ve genel başkanı Doğu Perinçek’in gelmesine karşı Cebeci Kampüsü Eğitim Bilimleri Fakültesi önünde okunan basın metninin tamamını yayınlıyoruz:
BASINA VE KAMUOYUNA
Günlerdir ülkemizde ve dünyada Türkiye’nin AB’ye girişi gündemi oluşturuyor. Sözde “demokratikleşme” ve diğer gelişmelerden, Avrupalı olmanın nimetlerinden dem vuruluyor. Devrimciler ise 12 yaşındaki çocukların terörist ilan edildiği, F tipi tecrit hücrelerinden 117 tabutun çıktığı, akademik demokratik bilimsel üniversite için alanlara çıkan öğrencilere panzerlerle, gaz bombalarıyla azgınca saldırıldığı, açlık ve yoksulluğun günden güne arttığı bir ülkede demokrasiden bahsedilemeyeceğini, kurtuluşun ABD ve AB’de olmadığını haykırıyorlar.
Bu gerçekleri haykıranlara karşı devlet her zaman kontra örgütlenmelere ve provakasyonlara başvurmuştur. Egemenlerin tarih boyunca ezilenlere karşı kullandığı yöntemlerden biri de provakasyondur. Ülkemiz özelinde çok çeşitli yansımaları hayat bulmuştur. Kontrgerilla kimi zaman bunu bizzat kendisi yapmış kimi zaman da sol içine sızdırdığı gruplar ve MHP gibi sivil faşistler eliyle yapmıştır. Yine her dönem baş amaçlarından biri ‘sol içi çatışma’ yaratmak en azından bu görüntüyü yaratarak provakasyonlar düzenlemektir. İhbarcı Aydınlık çetesi bu konuda kontrgerillanın istediğinden fazlasını yapmıştır. Devletle işbirliği ve provakasyon Aydınlık’ın karakteristik özelliğidir.
Bugün devletin üniversiteleri terörize etmekte kullandığı ve en az ülkücü faşistler kadar etkinleştirmeye çalıştığı güruhun tarihine baktığımızda bu gerçeği açıkça görürüz. İşbirlikçi ve karşı devrimcilikle özdeşleşen Aydınlık ismi 1960’lı yılların sonunda devrimci arayışların, ideolojik mücadelenin yürütüldüğü bir zemindi. Doğu PERİNÇEK ve şürekası bu onurlu adı kullanarak yıllarca kendilerini sol içinde gösterdiler. 1970’li yılların sonunda adı değiştirilerek ‘proleter devrimci aydınlık’ olan gazete artık, devrimcilerin adlarını isim isim bölge bölge yayınlayan ihbarcı bir gazeteye çevrilmiştir. İdeolojik, politik ve pratik olarak karşı devrim saflarına geçmelerinin alenileşmesi bu yıllara denk düşer.
10 Kasım 1978’de DEV-GENÇ’li Turgut İpçioğlu’nun katledilmesi ihbarcılıkla sınırlı kalmayacaklarının göstergesi olmuştur. Proleter Devrimci Aydınlık artık karşı devrimci Aydınlıktır.
Aydınlıkçılar cunta mahkemelerinde karşı devrimciliklerini ilan etmişlerdir. 1980 öncesinde nasıl teröre karşı mücadele ettiklerini, devrimcileri ihbar ederek ‘güvenlik kuvvetlerine’ nasıl yardımcı olduklarını (aynı MHP’li faşistlerin üslubuyla) anlatarak generallerden af dilediler.
Solun, aydınların, Kemalist ulusalcı çevrelerin karşımızdaki bu güruhun niteliğine ilişkin tereddüt edeceği hiçbir şey yoktur. Örgütlenmedeki Aydınlık damgası ve polisle üniversite yönetimleriyle işbirliği içinde rahatlıkla örgütlenmeleri onların niteliğini göstermeye yeter.
Bugün karşı devrimci İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu PERİNÇEK eline bulaşan devrimci kanıyla okulumuza gelecektir. AB emperyalizmini anlatmakta Sovyetlere karşı ABD emperyalizmine yedeklenen bu işbirlikçilerin söz hakkı yoktur. Amaçları satırlarla sopalarla okulumuza girip saldırmak, provakasypn yaratmaktır.
Bizler devrimci, demokrat, yurtsever öğrenciler olarak bu işbirlikçilere izin vermeyeceğiz. Ajanlara üniversitelerin sahipsiz olmadığını bir kez daha göstereceğiz.
KAHROLSUN AYDINLIK İHBARCILIĞI
KAHROLSUN MİT CIA KONTRGERİLLA
DEVRİMCİ DEMOKRAT YURTSEVER ÖĞRENCİLER
