Tarih: 07.09.2009 | Kategori: Toplumsal Haberler

6-7 Eylül vahşetinin 54. yılında, halklara saygının bin adım gerisinde

6-7 Eylül vahşetinin 54. yılında, halklara saygının bin adım gerisinde
54 yıl önce bugünlerde (6-7 Eylül 1955) Türkiye halkları bir faşist provokasyon sonucu tarihinin en acı günlerinden birini yaşamıştı. Resmi rakamlara göre gayrimüslim azınlığa karşı yapılan ve kontrol edil(e)meyen saldırılarda 10'u aşkın insan hayatını kaybetmişti ve yüzlerce insan yaralanmıştı.
Saldırılar gerici, ırkçı-faşistler tarafından başlatıldı
6 Eylül 1955'te radyodan Mustafa Kemal'in Selanik'te bulunan doğduğu evde bomba patladığıyla ilgili bir haber yayınlandı. Haber ırkçı faşistlerin saldırıları için gerekli zemini oluşturacaktı. Haberin ardından DP yanlısı "İstanbul Ekspres" gazetesi "Atamızın Evi Bombalandı" manşetiyle ikinci baskısını yaptı. Normalde 20.000 tiraja sahip olan gazete 290.000 tirajla basılıp tüm İstanbul'da halkı galeyana getirmek için dağıtıldı. Gerilimin artması sonucu gerici, ırkçı-faşist örgütlenmelerin mensupları, şehrin dışından araçlarla taşınan yığınlar, galeyana getirilmiş halk kitlesi 6 Eylül 1955 akşamı gayrimüslim azınlığın dükkânlarına, evlerine doğru saldırıya geçti. Bombalı saldırının provokasyon amacıyla Türkiye egemenleri ile ilişkili olan milliyetçi çevreler tarafından yapıldığı yıllar sonra ortaya çıkacaktı.

Binlerce insanın zarar gördüğü saldırının gerçek suçluları gizlenmeye çalışıldı
Kumkapı, Samatya, Yedikule, Beyoğlu gibi gayrimüslim azınlığın yoğun olarak yaşadığı yerlere odaklanan saldırılar sonucu 10'un üzerinde insan hayatını kaybetmiş, 300'e yakın insan yaralanmış, 200'ü aşkın kadın tecavüze uğramış, aralarında ev, okul, ibadethane ve iş yerlerinin de bulunduğu 5.317 mekân tahrip edilmişti. Olayların bastırıl(a)maması üzerine İstanbul'da sıkıyönetim ilan edilmiş, binlerce insan gözaltına alınmıştır. Gözaltına alınanlar arasında asıl suçluların yanı sıra bilinen solcuların bulunması gerçeklerin egemen güçler tarafından saptırılmaya çalışıldığına en iyi ispattır ki dava solcu sanıklar için beraatla sonuçlanırken bir kısım ırkçı-faşist kurum kapatılmış, pek çok ırkçı-faşist tutuklanmıştır. Fakat olaylarda hüküm giyen ırkçı-faşistlerin bir kısmının ilerleyen dönemlerde devletin önemli kurumlarında görevlendirilmiş olması dikkat çekici bir ayrıntıdır.

6-7 Eylül'den 54 yıl sonra Türkiye nerede? Nereye?
6-7 Eylül olaylarının üzerinden 54 yıl sonra 2009 yılının 6-7 Eylül'ünde bir de günümüzde Müslüman ve gayrimüslim azınlıkların durumuna bakmak gerekir. Türkiye'de egemen güçler, onların medya aygıtları bugün azınlık meselesinde halkı nasıl yönlendirmektedir? 6-7 Eylül 1955'in ardından tarihten özür mü dilenmiştir yoksa azınlıklara baskı ve şiddet hâlâ devam mı etmektedir?

Yakın dönemden durumla ilgili Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink Ermeni olması sebebiyle 19 Ocak 2007'de katledilmesini, Malatya'da Zirve Yayınevi'nin çalışanı 2 kişinin öldürülmesini, Kurtuluş, Feriköy bölgelerinde azınlıkların yaşadığı evlerin işaretlemesini, Newroz kutlamalarının hâlâ gergin bir hava içerisinde yapıldığını, yer yer kutlama yapanlara saldırılar olduğunu, DTP'ye yönelik gözaltı terörü devam etmekte olduğunu, Kürt çocuklarının hâlâ gözaltı terörü ve ölüm tehdidi altında olduğunu örnek olarak verebiliriz.

Görülen odur ki Türkiye'de azınlıklara yönelik sistemli baskı ve şiddet politikası devam etmektedir. Bu sorun sadece Kürt, Ermeni, Rum halklarının değil Türkiye halklarının sorunudur. Kardeş halkların arasında düşmanlık oluşturanların egemen güçler olduğu açık olduğundan sorunun çözümünü egemenlerden beklenemez. Sorun ancak halkların kardeşliği şiarının yükselmesiyle ve Türk, Kürt, Ermeni, Arap, Yahudi, Oset, Laz, Gürcü, Çerkez
yani Türkiye halklarının birliğiyle çözülür. Bu sorunu çözmek için şimdi bir kez daha:

Türk, Kürt, Rum, Ermeni
Yaşasın Halkların Kardeşliği!