Ziyaretçi Defteri Arşivi
tolhildan/bektaşi arkadaşa•22.1.2007
selam arkadaşım. sana anlatmaya çalıştıgımı malesef anlamamışsın. bu insanlar neden amerikayla işbirligine gidiyor? sen bugün saddamın yanında durdugun gibi onların yanında olmadın. bu nedir? düşmanımın düşmanı dostumdur mantıgı diyalektige ne kadar uygunsa sen o kadar diyalektik düşünüyorsun. hayata bakışında namus vb kavramları kullanmandan belli. ne alaka dersen unutma reel koşullar ve kullandığımız kelimeler bilincimizin gelişimi ile orantılıdır. kendine sosyalis devrimci ya da komünist diyen insanlarin saddamı şehit ilan etmesi gerçekten gülünç iştir. o ne kadar koltugundan kaynaklı emperyalizme düşmansa sosyalist ve komünistlere bunun iki katı düşmandır. biz bir tarafız bunu unutma hiç bir emperyalizm işbirlikçisi iktidar bizim savaş müttefikimiz olamaz. son olarak uluslaşma süreci nasıl bir şey okumanı tavsiye ederim. nasıl ki mustafakemal türkiyede uluslaşma sürecinde gelişiminden yana olan herşeyi degerlendirdiyse uluslaşma sürecindeki toplumlar bunu degerlendirecektir. çünkü alternatif bir müttefik yok onlar için şu an.herkese kolay gelsin...
KAMO•21.1.2007
AHBARİK HARN DİNK'İ KATLEDENLER ERMENİ SOYKIRIMINI EVET ERMENİ SOYKIRIMINI UNUTTURAMAYACAKLAR...HALKLARIN KARDEŞLİĞİNDEN YANA AYDINLARIN, DEVRİMCİLERİN BÖYLE SUİKASTLAR UĞRAMIŞLARDIR.ER GEÇ BU SALDIRILARIN HESABINI SORACAĞIZ.KATİL DEVLETTİR, KATİL HÜKÜMETTİR, KATİL MGK DIR, KATİL FAŞİSTLERDİR VE MİLLİYETÇİLİĞİN YÜKSELMESİNİ SAĞLAYAN MEDYA VE ONLARIN SÖZDE AYDINLARIDIR.HRAN DİNK'İN HESABINI SORMAYA BUGÜNDEN BAŞLAYALIM VE ERMENİ, KÜRT, TÜRK, LAZ YANİ BAŞTA ÜLKEMİZ OLMAK ÜZERE TÜM DÜNYA HALKLARININ ONURLU MÜCADELESİNİ YÜKSELTELİM. YAŞASIN İŞÇİLERİN BİRLİĞİ HALKLARIN KARDEŞLİĞİ!ERMENİ SOYKIRIMI YA-PIL-MIŞ-TIR.VE SOYKIRIM DEVAM ETMEKTEDİR....
bektaşi'den tohildan'a geçikmiş bir cevap•20.1.2007
Çok güzel yazmışsın dostum. Gerçekten hoşuma gitti. Ve ne güzel tarif etmişsin benim derdimi. Ben diyordum ki sana “Kürdü, Arabı, Türkmeni birlik olmalı karşı durmalı zulme. İşte tam da bu noktada derdimi. Dün Saddam Hüseyin, emperyalizmin emrinde katlederken kardeşlerini karşı duruyorlardı emperyalizmin başkasının eli ile ettiği zulme Kürdü, Arabı, Türkmeni.. Ama şimdi? Sana diyorum ki; kaldır kafanı bak bir etrafına. Şartların değiştiğini göreceksin. Ne Saddam Hüseyin Amerika’nın eski maşası Saddam Hüseyin olarak kaldı. Ne de diğerleri. Dün İngiliz’i kovan Araplara karşı çıkabilir misin? Ben karşı çıkamam. Ya da emperyalizme karşı Urfa’yı şanlı yapan Kürtlere karşı çıkabilir misin? Ben çıkamam. Ama dostum şunu anlamalısın; diyalektik diye bir şey var. Değişen bir dünya var. Ve bu dünyada dün Antep’i emperyalizme karşı namusu gibi koruyan, burası benim yurdum diyen, yedi ceddim buradaydı ve ben de buradayım ey emperyalizm, tapunu tüfeğini al gel üstüme yerimden oynarsam, Nazım Hikmet’in destanlarına karayılan olmazsam namerdim diyen bugün Amerikan emperyalizminin elinde oyuncak oluyorsa ben orada bunu destekleyemem. Ve ben dün İngiliz emperyalizmini bağrından söküp atan Arap bugün gel diyorsa Amerikan emperyalizmine satarım ben kardeşlerimi vereceğin üç beş kuruşa ve iktidar kırıntısına diyorsa kusura bakma ben o Arabın yanında olmam. İşte ben bu durumda Amerika’ya, İngiliz’e karşı savaşırım, savaşanı da desteklerim. Yani ben şimdi ABD ile işbirliği yapan bir Kürd’e ya da bir Arab’a ya da bir Türkmen’e acıyamam. Emperyalizmle işbirliği yapıp memleketini felaketlerden kurtarmış ne bir halk gördüm ne de halklar. Yani biraz diyalektik bakmak gerekir; Dahavın Öbür Yüzü Filistin... İstediğimi tam yansıtmasa da bu duruma ile özdeşleştirmeye çalıştığım bir şiiir var. Hasan Hüseyin’in birkaç satırının altını çiziyorum. Amerika ile işbirliği yapanlar için... Sen bir nazi kurbanıydın Yahudi Fırınlanmış çığlıktın Sardı acın dünyamızı yıllarca Kara bir duman gibi Acı çektim seninle Yahudi Başkaldırdım senin için Tükürdüm suratlarına nazi kasaplarının Savundum seni Savundum insan yüzünün güzelliğini Savundum insan sesinin güzelliğini Savundum insan yüzlü dünyamızın güzelliğini İnsan sesli dünyamızın güzelliğini Savundum sende beni Yahudi Bende dünyamızın güzel geleceğini Şimdi artık hepsi boş Bir filistin cellâdısın şimdi sen Yahudi Bir azgın emperyalizmin Kanlı elisin Savunamam seni artık Yahudi Sevemem seni artık Çirkinsin sen Kötüsün sen Pissin sen Sırtlana dişlettiğin etini Güvercinden kopartmak isteyensin Dahav'ın öbür yüzü filistin... Hasan Hüseyin Uluslar ve milliyetler hakkında yazdıkların cidden komik... Çünkü senin bahsettiğin şey bence öz olarak sadece ve sadece nurullah ataç ve tayfasının dilde sadeleştirme problemleridir. Milliyetler sorunu diye çeviren sevim belli ile ulusların kendi kaderini tayin hakkından dem vuran ( iki kelime ve iki farklı türkçe) mihri belli nin bahsettikleri arasındaki fark ne olabilir ki?
tugce•20.1.2007
arkadaslar yolumuz mücadelemiz bellidir iyi hos ama daha fazla gayret göstermeliyiz fas1stlere irkçi serefs1zlere asilmayip beslenenlere su emperyalist ülkelerin köpeklerine halkimizi salak yerine koyan adilere kim oldugumuzu göstermeliyiz!!! su kiz halimle bile o borozan ülkücüleri werseler bana hepsinin maskesini düsürürüm bunlar bize ag1za al1nmayacak seylerle çemkirmeye devam ettikçe sloganlari gibi havl1yorlar nekadarda zavall1lar bu memleketin fasist irkçilara degil kahraman sosyalislere ihtiyaci war!bunu herkes böyle bile....
BERXWEDAN•19.1.2007
YARIN SAAT 13:00 DA HRANT DİNK'İN ÖLDÜRLMESİNİ PROTESTO ETMEK AMAÇLI MERSİN İHD ŞUBESİNDE BASIN AÇIKLAMASI YAPILACAKTIR. MERSİNDE BULUNAN ARKADAŞLARIMIZA DUYURULUR.
tolhildan/bektaşi arkadaşa•16.1.2007
unutuyordum bu arada ulus anlayışına hayran kaldım. milliyet ile ulusu ayırt edebilme yetin gerçekten iyi. ulus bir ülke bütünlügü ifadesidir evrensel anlamda. ırakta farklı milliyetler var diyebilirsin. bununda altını çizmeden geçemiyecem.
tolhildan/bektaşi arkadaşa•16.1.2007
selam arkadaş bektaşi. öküzün altında buzagı aramak gibi derdim yok arkadaş. orada olan şii kürt türkmen ve saddam karşıtı az sayıda sunni için makale ve yazı istemişsin. benim derdim hayal ve bir iki aydının yazdığı yazı değil. o topraklarda benim kardeşlerim katledildi. kürt türkmen sunni şii onlar aşagılık bir zulme direndiler ve gerçeklik budur ki o şehit ilan ettigin diktatör tarafından vahşice öldürüldüler. belki bilinç düzeyleri senin kadar ileri degildi ama gelişebilirlerdi bu isyanlarla. ama onların senin gibi nutuk atarak yaşama şansları bile olmadı sen ve bende onların yanında yer alıp mücadelelerini güçlendirmedigimiz için amerikayla ittifak kurdular. nasıl olsa onlar abd ile işbirligi yaptılar o yüzden suçlular. bu gün kadının gelişiminin önünde nasıl ki ilerici oldugunu idda eden insanlar engel ise insanlıgın gelişimi önündeki en büyük engelde sizlersiniz. sana soruyorum herşeyde bir tarafa marxın gelişmiş kapitalist ülkelerde devrim olacak diye bahsetmesi nedendir bir düşün? gelişmiş ülkelerin yaşanmışlıkları yüksektir ve herhangi bir sosyalist iktidar kuruldu mu yıkılması daha zordur. ya da sömürüyü en sade haliyle yaşayan ülkelerin sosyalizmi sagliklı olur. oysa sen hala saddam ve onun gibi dikttatörleri kahraman ve şehit ilan ediyorsun. sana bişey söyleyim arkadaş. sen muhammet ya da isanın tanrısını yıkmışsın belki ama kendine yeni tanrılar arıyorsun...kolay gelsin...
bektaşi'den tohildan arkadaşa•15.1.2007
Dostum tekrara merhaba. Benim burjuva parlamenter diktatörlük ya da faşist diktatörlük hakkında merak ettiğim konular yok. Yok sen Irak’ta Saddam Hüseyin’in durumunu bu referanslarla açıklıyorsan bu zaten aydınlığa kavuşturulmuş bir nokta. Burada açıklık getirilmesi gereken konu bence ta başından beridir söylediğim varolan güncel pratik politik konulara siyasi refleks gösterebilmektir. Yani yukarıda söylediğim gibi parlamenter burjuva demokrasi vs. gibi konuların açıklanmaya çalışılması günümüzün Irak siyasetine teorik olarak bir şey kazandırdığını düşünmüyorum. Seninle düşünsel olarak farklılaştığımız m-nokta da burada. Ben sana diyorum ki: pür-i pak, sütten çıkmış ak kaşık misali emekçi aramak gibi bir niyetin varsa git öküzün altında buzağı ara bulması daha kolay olur. Emekçiler zaten sınıfsal konumlarından dolayı en yoz en geri en bozulmuşların içinden geliyorlar. Şimdi sana ve burada seninle ayrıştığımız noktaya geliyoruz. Ve bu nokta çıkmaz sokak. Bu bir açmaz. Çünkü sen eylemin bittiği yerde konuşuyorsun diye düşünüyorum. Yani olmayan bir şeyleri var olarak sunuyorsun ve bunun üzerinden siyaset yapmaya çalışıyorsun. Yine yazının diğer bölümlerinde Saddam Hüseyin’ne kusmaya devam ediyorsun. Burada da aynı kulvarda ilerliyorsun. Diyorsun ki Irak’ın %60’ını reddetmiş bir lider rahatı bozuldu diye direniyor. Şimdi ben de sana diyorum ki Irak halklarının %95’nin lanet okuduğu Amerika’ya karşı diyorsun ki oranın gerçek sahibi “Şiiler Kürtler Türkmenler ve Saddam Hüseyin’den yana taraf olmayan çok az sayıda Sünni.” Bu saydığın grupların Kürtler, Şiiler, ve Türkmenler Irak’a dışardan müdahale edilmesini hazırlamışlardır ve bugünde dış müdahalelere açıktırlar. Şimdi sen diyeceksin ki; lafımı çarpıtma benim bahsettiklerim (Saddam Hüseyin’e de ABD’ye de) karşı olanlar. Bana bunlara ilişkin bir iki tane yazı, makale, ya da haber göndere bilir misin elinde varsa? Bir de uluslaşma konusunda bir iki laf etmek istiyorum. Irak’ın bütünlüğünün uluslaşmaktan geçtiği gibi abzürd bir görüş ileri sürmüştün ya bir önceki yazında. Şimdi en diyorum ki: Irak’ta belli başlı Kürtler ve Türkmenler olmak üzere üç tane ulus var. Şimdi bu devlet uluslaşacaksa hangi paydada birleşecek? Senin aklın kesiyor mu böyle bir şey olacağına? Bir de neden söylemlerini emperyalizmin saldırısı ve üçüncü dünya ülkelerinin yenilgisi üzerine kuruyorsun? Bence doğru bir şey değil. Hatta çoktan ilacı bulunmuş bir hastalık bu. Yenilmişlerin kurguları. Yani yenilmenin teorisini yapıp, pratiğe dökmek. Bunu yapma derim. ABD neden her durumda Irak’ a saldırsın ki? Şimdi Türkiye başını dik tutmayı becerse, İran başını dik tutmayı becerse sence ABD Ortadoğu’ya girebilir mi? Ama bütün bunlardan öte senin bu konudaki düşüncen şuna benziyor. Birisi diyor ki; bakın arkadaşlar elimizde sosyal devlet var, yani bir fırsat var bu fırsatın tehlikeli olduğunu ve günahları olduğunu biliyoruz ama bu kazanımlarla düşmana karşı daha iyi mücadele etme imkanlarına kavuşmuş oluyoruz. Hadi ne duruyorsunuz alt edelim şu düşmanı diyor. Sen diyorsun ki: Saçmalamayın! bu sistemde bu sitem için ben mücadele etmem. Pistir, kötüdür, günahları vardır. Zaten düşmanımız Allahın belasıdır, lanettir. Sonra diyorsun ki: herşey pistir, kirlidir, kötüdür. Lütfen gökten tertemiz, iyi güzel bir dünya insin. Kendini kandırma! Teori gridir, ama yaşam ağacı yeşil...
tolhildan/bektaşi arkadaşa•15.1.2007
merhaba arkadaşım. allende sonrasından kastım pinochet faşist diktatörlügünden bahsediyorum. bunu bu şekilde yazmamın nedeni ise o an için o şekilde aklıma gelmiştir büyük olasılık. ben allende hükümeti sonrasından bahsettim bunu da belirtmek istiyorum. daha da açıklayıcı olmak adına sana bir şeyleri anlatarak başlamak istiyorum. burjuva diktatörlüğünün uygulama biçimlerine bakacak olursak belirgin iki hatta sahiptir. parlementer diktatörlük ve faşist diktatörlük olmak üzere. faşist diktatörlük burjuvazi ve onun işbirlikçileri tarafından toplumsal muhalefeti demokratik yollarla bastıramıyacaklarını anladıkları anda yönetime anti demokratik yollarla gelmektir. bu yönetim biçimide ne yerli işbirlikçilerin ne de emperyalistlerin işine gelmemektedir. çünkü daha az kar oranı vardır. karlılık düşük oldugunda tekelleşme aşaması yavaşlamış duruma geççer ve artık o diktatörlük burjuvazinin koruyucusu degil engelleyicisi durumuna geçmiş olur. evet benim deyimimle burjuvazi karlılıgının düşmesinden kaynaklı diktatörlükleri yıkıyor. bunun karlılık ve tekelleşmeden daha önemli bir sebebi yok. yerine ne koydugu konusuna gelecek olursak daha ılımlı bir yönetim biçimiymiş gibi görünen yeni parlementer diktatörlüklerini koymaktadırlar. yeni dememdeki temel etken burjuvazi artık parlementer ve faşist diktatörlügünü geliştirmiş olarak tek yönetim olarak kullanıyor. bu da onların ne kadar geçmişten ders çıkardıklarının göstergesidir. çünkü parlamenter diktatörlük tek başına örgütlenmeyi engelleyememektedir. faşist diktatörlük ise karlılığı büyük ölçüde etkilemektedir. burjuvazi bu durumda daha gelişmiş bir yöntem ortaya çıkarttı ve demokratik gibi görünen fakat anti demokratik olan bir uygulama biçimi ortaya koydu. bu onların yeni parlementer diktatörlügüydü. şimdi sen daha öncede parlementer diktatörlükte anti demokratik uygulamalar yaptıgını söyleyeceksin. ama tarihin neredeyse hiç bir döneminde bu denli sendika ve demokratik kitle örgütleri onların yönetinde olmamıştır. ve yanlışı hiç bu kadar dogru gibi gösterememişlerdir. devamında söylemiş oldugun direniş düşmanlığı yapmak kelimesine gelecek olursakben direniş düşmanı filan degilim. benim söyledigim direnişin tanımı. ben diyorum ki oradaki direniş saddam hüseyin iktidarı sayesinde rahat edenlerin direnişidir. orada bulunan duruma şöyle bir göz atalım ırak halkının %60 ını red etmiş bir lider rahatı bozuldu diye mücadele veren bir halk. burjuvazi bütün ülkelerin yönetiminde azınlıkları iktidara getirerek onları en son teknolojik savaş araçlarıyla kuşatarak neyi saglıyor. kendi sömürüsünün devamlılığını. ırakta süren savaşın tek haklı terfı vardır bunu untmamak lazım o da hem saddam hüseyin hemde abd tarafından sömürülmüş ezilmiş ve bu sömürüye ezmeye karşı boyun eymemiş olan insanlardır. şiiler kürtler türkmenler ve saddamdan yana taraf olmayan çok az sayıda sunni. bu bahsetmiş oldugum ırakın gerçekten uluslaşmasını saglayacak olan temel etkenlerdir. bu süreç yaşanmaksızın ırakta mesepsel ve ırksal sorun devam edecektir.dogru taraftan kastıma gelecek olursam abd ve saddam hüseyin tarafından ezilmiş olan ırakın çogunlugundan bahsediyorum. ben ne abd den ne de saddam hüseyin yönetiminden yanayımdiyeceksin ki bu insanlar abd ile işbirligi yapıyor. evet gerçekten dogru abd bu durumları kullanmasını çok iyi biliyor. ama biz kimden yana yani ezilmişlerden yana tavır almadığımız müddetçede abd bunu bize karşı bir güzel kullanacak. direnişin safında olanları tekrarlamak istiyorum rahatı bozulmuş saddam yandaşları. saddam istemesede abd ıraka saldıracaktı bunu unutma abdnin sanayisinin de neye dayandıgını unutma. ne kadar çok savaş o kadar kar. bu yüzden burjuva iktidarı içerisinde taraf olmak yerine gerçek direnişin safında olmak lazım. emekçi ve ezilmiş kitleler yıllardır saddama karşı direniyor ama hiç kimse bunu oturupta yazmadı. sadece bir kaç ufak notla kaldı gerçek direniş. çünkü o saddama ve abd ye gerçekten başkaldırıydı. onlara karşı bir oyun bozanlıktı. biz şimdi oturmuş saddamın mı yanındayız muhabbeti yapıyoruz. ben ne saddamın ne de abd nin ve onun suç ortaklarından yana tavır almıyacam. ben orada yıllardır mücadele eden ıraklı ezilmiş ve sömürülmüşlerin yanındayım. onlara ne kadarulaşma çabamız olursa o kadar yaklaşırız. en son toparlıyacak olursak saddam emperyalizm sayesinde tahtına oturdu ve sonra emperyalizme karşı en büyük oldugunu ispatlamaya çalıştı. ilk savaşı düşünelim bir bir sürü bomba atıldı hemde sahte hedeflere. şimdi ırak üzerine atıldı. burjuvazi bir kere daha kar etti ve iktidarını ortaya koydu.benim olaya bakışım ve yorumum bu dostum. ben sadece kendi bilinç düzeyimle yorumu mu ve gördüklerimi ortaya koyuyorum.herkese kolay gelsin arkadaşlar...
pastelboya•14.1.2007
süper bite olmuş tebrikler
bektaşi'den Tolhildan arkadaşa...•11.1.2007
Tekrar merhaba dostum. Senin cevabını okuyalı iki gün oldu. Kusura bakma. Yeni, cevap yazabilme fırsatım oldu. Üzülerek söylüyorum bana cevaben yazdığın yazıda sorduğum sorulara verdiğin cevaplar biraz boşlukta sallanır gibiler. Sana tekrar soruyorum: "Madem Saddam Hüseyin emperyalizm ile ömrünün sonuna kadar işbirliği yaptı, o zaman neden emperyalizm Saddam Hüseyin'i devirsin ki?" Eğer bu soruma tutup ta: "80 darbesinden sonra yada allende hükümeti sonrası emperyalizm nasıl daha çok kazanma isteğiyle askeri diktatörleri yıktıysa Saddamıda o isteklerinden dolayı yıkmışlardır." gibi bir cümle ile karşılık verdim diye düşünüyorsan yanılıyorsun. Bu cevap verdiğin konuda emperyalist-kapitalist sistemin 1970 sonrası yapısal değişlerinden bahsetsen anlayacağım ama konuyu ilişkilendirdiğin nokta Şilili Sosyalist Allende'nin devrilmesi ve 80' darbesine bağlanınca biraz şaşırmamak elde değil. Bir de emperyalizmin daha çok kazanma isteği (benim anlatımımla " emperyalist-kapitalist sistemin dışında kalan bölgeleri içine almak" senin deyiminle "diktatörlükleri yıkması" meselesi konusuna yeniden değinmek gerekiyor galiba. Şimdi emperyalizm, senin deyiminle "diktatörlükleri" yıkıyor.
Peki yerine ne koyuyor? Bir de ona bakmak gerekmez mi? O bölgenin halklarının daha fazla sömürüleceği, en basiti ile eğitim, sağlık, barınma gibi temel ihtiyaçlara artık daha az insanın ulaşabileceği bir sistem. Şu anda direniş düşmanlığı yapmak, özelleştirmeyi savunmaktan başka bir şey değildir diye düşünüyorum.
İslam'a dair soruyu ben sormuştum ama ziyaretçi defterine çok uzun yazılar yazmayı sevmediğim için bu konuya girmeyeceğim. Sana sadece şunu söylemek istiyorum. Irak halkları (Araplar, Kürtler, Türkmenler vs. uluslaşma mücadelesi verdikleri anda yok olabilirler ya da emperyalizmin maşası haline gelebilirler. Zaten emperyalizmin şu anda yapmaya çalıştığda ulusal ve mezhepsel dili konuşmak değil mi? Irak halklarını bu durumdan kurtaracak şey belki de Saddam Hüseyin'in sağken oluşturmaya çalıştığı cephedir diye düşünüyorum.
Senin son tespitine gelecek olursak; demişsin ki: "bence asıl ta ki saddam devrilene kadar zulüm edilen halkın yalnızlıgına bakmayıp her iki tarafında eziciligine maruz kalan insanlara bakmayıp iki müttefik birbirine düştügünde taraf olmanın sorgulanmasıdır. eger bir cephe oluşacaksa bu cepheyi dogru taraflarla ittifak kurarak yapabiliriz." Bence senin son parağrafının özü bu. Ama şimdi bir düşün! Diyorsun ki iki müttefik (Saddam Hüseyin yönetimindeki BAAS Partisi- ABD) bir birine düştüğünde taraf olmak sorgulanmalıdır. Ve bir cephe oluşacaksa bu cephe doğru taraflarla yapılmalıdır. Eğer doğru taraftan kastın ABD ise diyecek bir şey kalmıyor. Direnişi doğru taraf olarak görmediğini biliyorum. O halde Iraklı emekçilerden bahsediyorsan. Onların bilinç düzeylerinin düşüklüğünden bu yazının ikinci parağrafında sen bahsetmişsin. E bu durumda emekçilerin bir bölümü ABD'nin kuyruğunda bir bölümü direnişi destekliyor. Yok ben diğer emekçilerden (ilericilerden, sosyalistlerden, komünistlerden) bahsediyorum diyorsan onların bir bölümü de ( örneğin IKP) ABD'nin kuyruğunda, kurdurduğu hükümette. Yok ben onlardan değil gerçek emekçilerden, ABD'ye satılmamışlardan bahsediyorum diyorsan aç kulağını iyi dinle dostum. ONLAR DİRENİŞTE; DİRENİYORLAR ve "YAŞASIN DİRENİŞ" diyorlar."
Şimdi bu "kimin, kimin ekmeğine yağ sürdüğü konusunu" bir daha düşün bence.
kal sağlıcakla...
Peki yerine ne koyuyor? Bir de ona bakmak gerekmez mi? O bölgenin halklarının daha fazla sömürüleceği, en basiti ile eğitim, sağlık, barınma gibi temel ihtiyaçlara artık daha az insanın ulaşabileceği bir sistem. Şu anda direniş düşmanlığı yapmak, özelleştirmeyi savunmaktan başka bir şey değildir diye düşünüyorum.
İslam'a dair soruyu ben sormuştum ama ziyaretçi defterine çok uzun yazılar yazmayı sevmediğim için bu konuya girmeyeceğim. Sana sadece şunu söylemek istiyorum. Irak halkları (Araplar, Kürtler, Türkmenler vs. uluslaşma mücadelesi verdikleri anda yok olabilirler ya da emperyalizmin maşası haline gelebilirler. Zaten emperyalizmin şu anda yapmaya çalıştığda ulusal ve mezhepsel dili konuşmak değil mi? Irak halklarını bu durumdan kurtaracak şey belki de Saddam Hüseyin'in sağken oluşturmaya çalıştığı cephedir diye düşünüyorum.
Senin son tespitine gelecek olursak; demişsin ki: "bence asıl ta ki saddam devrilene kadar zulüm edilen halkın yalnızlıgına bakmayıp her iki tarafında eziciligine maruz kalan insanlara bakmayıp iki müttefik birbirine düştügünde taraf olmanın sorgulanmasıdır. eger bir cephe oluşacaksa bu cepheyi dogru taraflarla ittifak kurarak yapabiliriz." Bence senin son parağrafının özü bu. Ama şimdi bir düşün! Diyorsun ki iki müttefik (Saddam Hüseyin yönetimindeki BAAS Partisi- ABD) bir birine düştüğünde taraf olmak sorgulanmalıdır. Ve bir cephe oluşacaksa bu cephe doğru taraflarla yapılmalıdır. Eğer doğru taraftan kastın ABD ise diyecek bir şey kalmıyor. Direnişi doğru taraf olarak görmediğini biliyorum. O halde Iraklı emekçilerden bahsediyorsan. Onların bilinç düzeylerinin düşüklüğünden bu yazının ikinci parağrafında sen bahsetmişsin. E bu durumda emekçilerin bir bölümü ABD'nin kuyruğunda bir bölümü direnişi destekliyor. Yok ben diğer emekçilerden (ilericilerden, sosyalistlerden, komünistlerden) bahsediyorum diyorsan onların bir bölümü de ( örneğin IKP) ABD'nin kuyruğunda, kurdurduğu hükümette. Yok ben onlardan değil gerçek emekçilerden, ABD'ye satılmamışlardan bahsediyorum diyorsan aç kulağını iyi dinle dostum. ONLAR DİRENİŞTE; DİRENİYORLAR ve "YAŞASIN DİRENİŞ" diyorlar."
Şimdi bu "kimin, kimin ekmeğine yağ sürdüğü konusunu" bir daha düşün bence.
kal sağlıcakla...
vartolu diyar•10.1.2007
Merhaba Arkadaslar,Bu yil yapilacak genel secimlerde oy kullanma esnasinda TC Kimlik Numarasi baz alinacaktir. Muhtarliklarda 1 Mart 2007 tarihine kadar asili olan secmen listelerinde de TC Kimlik Numaralarinin yazili oldugu gorulmektedir (Muhtarliklarda secmen listesinde isminizin oldugunu mutlaka kontrol edin). Ancak, cok fazla aciklanmayan, hatta biraz da sumen alti edilmeye calisilan bir konu var. Nufus Kagitlarinda TC Kimlik Numaralari yazili olmayan secmenler secimlerde oy kullanamayacaklar!!! Elle yazilmis veya internetten cikti olarak alinmis TC Kimlik Numaralari oy verme esnasinda gecerli olmayacaktir. Ehliyet, pasaport gibi kimlik yerine gecen diger belegeler de oy verme islemlerinde kullanilamayacaklar.Maalesef siyasi partilerimiz bu konuda henuz herhangi bir calismaya baslamis degiller. Sadece AKP, kendi yandaslarini tek tek uyararak, Nufus Kagitlarini yeniletmelerini sagliyor. Basbakan RTE, bir konusma esnasinda secimlerde oy verme oraninin %50 – 60 seviyesinde kalacagini agzindan kacirdi. TC Kimlik numaralari nufus kagitlarinda basili olmayanlarin yapacaklari sey, muhtarliklarindan "Nufus Kagidi Degisim" kagidi alarak, aldiklari kagitlarla bagli olduklari ilcenin "Nufus Mudurlugu"ne gitmeleri. Nufus Kagidi degisiminde cok fazla sira beklenmiyor. Ulkenin gelecegine sahip cikin, oyunuzu mutlaka kullanin. "Bir oy neyi degistirecek" diye dusunmeyin. Evet, bir oy bir sey degistirmez ama sizin gibi dusunen 1000 kisinin oyu cok sey degistirir. Lutfen bu bilgiyi tanidiklarinizla, yakinlarinizla paylasin
