Tarih: 29.04.2009 | Kategori: Gençlik

Sosyal Hizmet Öğrencileri İmaj Radyo'ya Konuk Oldu

Sosyal Hizmet Öğrencileri İmaj Radyo'ya Konuk Oldu
'Emeğin Sesi' şiarıyla yola çıkan İmaj Radyo'da Sosyal Hizmet Uzmanı Gül Erdost'un Konuğu olan Hacettepe Sosyal Hizmet Bölümü öğrencisi Aysu Ertan ve Fulya Uskalelier gençlik üzerine 28 Nisan 2009 günü bir söyleşi gerçekleştirdiler.
Program öncesinde Gül Erdost'la bir röportaj yapan Sosyal Hizmet Öğrencileri ardından Erdost'tun söyleşi programına konuk oldular. Yayın Gül Erdost'un genç arkadaşlarla sosyal hizmet dergisi röportajı sırasında tanıştığını ve gençlikte olumlu yönde kıpırdanmalar gördüğünü anlatmasıyla başladı.

Gençliğin Üniversitelerde Yaşadığı Sorunlar
Gül Erdost'un 'Üniversitede gençliğin yaşadığı sorunlar nelerdir?' sorusuna cevap veren öğrenciler, aslında gençliğin sorunlarının daha ilkokul sıralarından başladığını, ezberci ve sınava yönelik eğitim sisteminin okumayan, üretmeyen ve yazmayan bir gençlik meydana getirdiğini belirtti. Ayrıca, eğitimin sınava yönelik olmasının, dershaneye gitme zorunluluğunu getirmesinin ailelerinin bütçelerini aştığını, bu nedenle işçi ve emekçi çocuklarının çoğunun üniversiteye giremeyerek mağdur olduğunu, girebilenlerin ise üniversitelerde ekonomik, sosyal ve demokratik birçok sorunla karşı karşıya kaldıklarını anlattı. 1980 askeri darbesi sonucu kurulan YÖK' ün denetimi altında bilimsel olmayan bir eğitim aldıklarını belirten öğrenciler, üniversiteye başka şehirlerden gelen arkadaşlarının barınma sorunu yaşadıklarını, yurtta kalabilen öğrencilerin de 6-8 kişilik odalarda kaldıklarını belirttiler. Ayrıca parasız olması gereken eğitimin öğrencilerden alınan har(a)çlarla ve bağışlarla paralı hale getirildiğini, öğrencilere verilen karşılıklı burslarla öğrencilerin daha mezun olmadan borçlandırıldığını söyleyerek, ulaşımın da parasız olması gerektiği belirtti.

Sanatsal ve Sosyal Etkinlikler
Gençliğin sanatsal ve sosyal etkinliklere ne ölçüde katılabildiği sorusuna ise öğrencilerin yanıtı, üniversitedeki işçi ve emekçi çocuklarının bu gibi etkinliklere, tiyatroya, sinemaya vs. çoğu zaman gidemedikleri yönündeydi. Ayrıca, üniversitenin toplulukları sayesinde (ki küçük şehirlerde ve taşralarda bulunan üniversiteler öğrencilerine bu imkânları sağlayamıyorlar) kimi sanatsal eğitim veren kurslara katılabildiklerini, bir müzik aleti almanın dahi bir öğrenci için lüks olduğunu belirttiler.

Kuşak Çatışması
Gül Erdost'un öğrencilere, ebeveynleriyle kuşak çatışması yaşayıp yaşamadıklarını sorması üzerine öğrenciler, her gencin yaşadığı gibi ufak tefek de olsa çatışmalar yaşadıklarını söyledi. Bu çatışmaların küçük bir kısmı biyolojik nedenlerden kaynaklı iken, büyük bir kısmının ise toplumsal nedenlerden kaynaklandığını belirtti. Ayrıca bunların da genelde 1980 askeri darbesinin yarattığı korku kültüründen kaynaklandığını belirtti.

Gençler Siyasetin Neresinde
Söyleşinin sonuna doğru gençlerin siyasetin neresinde olduğunu soran Gül Erdost'a öğrenciler, bugün genel olarak insanların örgüt lafından bile korktuğunu, politik faaliyetlere katılmaktan kaçındığını belirterek kriz dönemlerinde gençlerin yaşanan siyasi gelişmelere kayıtsız kalamadığından, özellikle bürokrasinin başkenti olan ve mitinglerin, eylemlerin sıkça yapıldığı Ankara'da durumun biraz da farklı olduğundan bahsetti. Sosyal hizmet öğrencilerinin insan ve toplum odaklı bir eğitim sürecinden geçtikleri ve insanların ve toplumun hayatına yön veren politikaların oluşumuna ve uygulanmasına katkıda bulunmak durumunda oldukları için istemeden de olsa politik olmak durumunda olduklarını belirttiler.

Gençlik Ne Yapmalı
Gül Erdost'un gençlik ne yapmalı sorusuna öğrenciler, gençliğin yapması gerekenin sağlam bir örgütlülük kurmak olduğunu belirtti. Üniversite gençliğinin sendikalar ile bağlarını kurmak adına bir ilk olacak olan SES gençlik komisyonu ve mesleki sorunlara birlikte çözüm bulabilmek için Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Gençlik Komisyonu adı altında yaptıkları örgütlenme çalışmalarından bahsetti.

Söyleşi öğrencilerin, işçi ve emekçilerin birlik, dayanışma ve mücadele günü olan 1 Mayıs'ın tek ve kitlesel olarak kutlanması gerektiğini vurgulaması ve bunun için Taksim'e çağrı yapmasıyla son buldu.