Sağlık öğrencilerinden 13'ü tutuklandı
"KCK Halk Sağlığı" biriminde olan öğrencilere yönelik yapıldığı belirtilen operasyonlarda gözaltına alınan SES Öğrenci Komisyonu ve TÖK(Tıp Öğrencileri Kolu)'lü öğrencilerden 13'ü dün (09.06.2012) tutuklandı. Tutuklanan üniversitelilerin isimleri şöyle: Tuncay Gökçen, Recep Kar, Zülküf Akelma, Karer Yurttaş, Mustafa Karakurt, Mehmet Aydın, Perişan Akan, Birat Şimşek, Mehmet Budak, Özgür Murat Bakan, Fatih Sultan Altın, Ahmet Demirel, Mustafa Akın.
Bu durum bize gösteriyor ki AKP iktidarı, muhalefeti ezme araçlarından biri haline getirdiği "KCK Operasyonları"yla geleceğin sağlıkçılarını, ebelerini, doktorlarını henüz öğrencilik yıllarında susturmayı, sağlık hakkı mücadelesini engellemeyi hedefliyor. Tutuklanan öğrenciler Kürt olmasının yanında, toplumda yaşanan sorunlara, gelecekte yapacakları mesleğin sorunlarına duyarlı olan, halkın parasız sağlık hizmeti alabilmesi için mücadele yürüten öğrencilerdir. Yürütülen soruşturmada öne sürülen gerekçeler ise komik denecek düzeyde: piknik için toplanan paralar iddianamede "örgüte yardım ve yataklık" etmek olarak geçirilirken, kantinde toplu olarak oturmak, üniversitenin bünyesinde bulunan toplulukta çalışma yapmak suç gerekçesi sayılıyor. Tıp öğrencilerinin eğitim sürecinde aldıkları "Halk Sağlığı" ders notlarının ise KCK'nin Halk Sağlığı Komitesi olarak gösterilmesi ise düşündürücü nitelikte!
Gençliğin dinamizminden korkuyorlar!
Böl-parçala-yönet taktiğini kullanarak işçinin yaptığı grevi YÖK'e karşı verilen mücadeleden ayırmaya, kadınların kürtaj hakkının elinden alınmasına yönelik yürüttüğü mücadeleyi Uludere'ye benzeterek ayrıştırmaya çalışan iktidar, SES ve TTB bünyesinde kurulan öğrenci komisyonlarıyla öğrencilerin ve emekçilerin mücadelelerini biraraya getirmelerinden rahatsızlık duymaktadır. Bu nedenle yapılan operasyonlar sağlık hakkı mücadelesinde gençliğin dinamizmini kırmak, korku salmak ve sınıf mücadelesinde öğrencilerle emekçilerin omuz omuza, birlikte mücadele etmesine karşı yapılmış bir hamledir.
Kürt'e yaşamak, işçiye grev, kadına kürtaj, öğrenciye düşünmek YOK!
Yapılan operasyonların üniversitelerin final dönemi öncesinde yapılması ise kesinlikle tesadüf değildir. 1980 darbesinin ardından "sadık birey-sadık toplum" yaratma idealleriyle düşünmeyen, sorgulamayan, hakları için mücadele etmeyen bireyler yaratmayı hedefleyerek kurulan YÖK (Yüksek Öğretim Kurumu), o dönemde aldığı misyonu hala sürdürürken, içinde bulunduğumuz kapitalist sistem de buna itaat etmeyen ve mücadeleci genç beyinleri baskı ve korku ile sindirmeye kontrol altına almaya çalışıyor. Bu nedenle puşi taktığı için, Hernepeş marşını söylediği için, sermayenin sözcülerini protesto ettiği için, eylemlere katıldığı için öğrencilere onlarca dava açılıyor. En demokratik hakkını kullanan yüzlerce öğrenci üniversitede olması gerekirken hapishanelerde bulunuyor.
Dindar nesiller yetiştirmenin dayanağı, çocuk işçilerin ve çocuk gelinlerin sayısının artacağı aşikar olan 4+4+4 düzenlemeleriyle eğitim sisteminin kalitesinin artacağını öne süren AKP iktidarı, öğrencilere yönelik uyguladığı bu operasyonlarla eğitime ne kadar önem verdiğini bizlere bir kez daha göstermiş bulunuyor.
Eğitim hakkımız engellenemez!
Eğitim hakları engellenerek okullarında olması gereken öğrenciler cezaevlerine tıkılıyor. Gençlikten korkuyorlar, gençliğin dinamizminden korkuyorlar! Tüm baskı ve sindirmelere, tutuklamalara rağmen gençliğin sesini kısamayacaklar! Tüm tutuklu öğrenciler serbest bırakılsın.
Kaldır başını kan uykulardan!
Böyle yürek,
Böyle atardamar atmaz olsun!
Ses ol,
Işık ol,
Yumruk ol!
Rıfat Ilgaz
Gençliğin dinamizminden korkuyorlar!
Böl-parçala-yönet taktiğini kullanarak işçinin yaptığı grevi YÖK'e karşı verilen mücadeleden ayırmaya, kadınların kürtaj hakkının elinden alınmasına yönelik yürüttüğü mücadeleyi Uludere'ye benzeterek ayrıştırmaya çalışan iktidar, SES ve TTB bünyesinde kurulan öğrenci komisyonlarıyla öğrencilerin ve emekçilerin mücadelelerini biraraya getirmelerinden rahatsızlık duymaktadır. Bu nedenle yapılan operasyonlar sağlık hakkı mücadelesinde gençliğin dinamizmini kırmak, korku salmak ve sınıf mücadelesinde öğrencilerle emekçilerin omuz omuza, birlikte mücadele etmesine karşı yapılmış bir hamledir.
Kürt'e yaşamak, işçiye grev, kadına kürtaj, öğrenciye düşünmek YOK!
Yapılan operasyonların üniversitelerin final dönemi öncesinde yapılması ise kesinlikle tesadüf değildir. 1980 darbesinin ardından "sadık birey-sadık toplum" yaratma idealleriyle düşünmeyen, sorgulamayan, hakları için mücadele etmeyen bireyler yaratmayı hedefleyerek kurulan YÖK (Yüksek Öğretim Kurumu), o dönemde aldığı misyonu hala sürdürürken, içinde bulunduğumuz kapitalist sistem de buna itaat etmeyen ve mücadeleci genç beyinleri baskı ve korku ile sindirmeye kontrol altına almaya çalışıyor. Bu nedenle puşi taktığı için, Hernepeş marşını söylediği için, sermayenin sözcülerini protesto ettiği için, eylemlere katıldığı için öğrencilere onlarca dava açılıyor. En demokratik hakkını kullanan yüzlerce öğrenci üniversitede olması gerekirken hapishanelerde bulunuyor.
Dindar nesiller yetiştirmenin dayanağı, çocuk işçilerin ve çocuk gelinlerin sayısının artacağı aşikar olan 4+4+4 düzenlemeleriyle eğitim sisteminin kalitesinin artacağını öne süren AKP iktidarı, öğrencilere yönelik uyguladığı bu operasyonlarla eğitime ne kadar önem verdiğini bizlere bir kez daha göstermiş bulunuyor.
Eğitim hakkımız engellenemez!
Eğitim hakları engellenerek okullarında olması gereken öğrenciler cezaevlerine tıkılıyor. Gençlikten korkuyorlar, gençliğin dinamizminden korkuyorlar! Tüm baskı ve sindirmelere, tutuklamalara rağmen gençliğin sesini kısamayacaklar! Tüm tutuklu öğrenciler serbest bırakılsın.
Kaldır başını kan uykulardan!
Böyle yürek,
Böyle atardamar atmaz olsun!
Ses ol,
Işık ol,
Yumruk ol!
Rıfat Ilgaz