SABAH-ATV grubu çalışanları 23. gününde grevlerine kararlılıkla devam ediyor
Bugün (07 Mart 2009, Cumartesi) Sabah-ATV grubu çalışanları kendilerine yapılan hak gaspına karşı seslerini yükseltmek için saat 19:00'da Taksim tramvay durağında buluşup Galatasaray'a kadar yürüdüler. Orada da bir basın açıklaması yaptılar. Yaptıkları basın açıklamasında bu yürüyüş ve basın açıklaması eylemliklerini her Cumartesi yapmaya devam edeceklerini de kamuoyuna duyurdular.
Sabah-ATV grubu çalışanları ATV binasının önünde verdikleri hak mücadelesine 23 gün önce başladılar. Greve çıkma nedenlerini Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinde, Türkiye Gazeteciler Sendikasının (TGS) sunduğu 59 maddelik teklifte yer alan 37 maddeyle ilgili işverenin uzlaşmaya yanaşmaması olarak belirtiyorlar. Bu 37 madde içinde; ücret, sosyal yardım, kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı gibi maddi haklar ile gazetecilerin mesleki haklarını koruyan maddeler de yer alıyor.
Büyük medya patronları ve Türkiye basınının yüksek tirajlı gazeteleri, dergileri ve televizyonları bu greve karşı sessiz kalmaya devam ediyor. Gazeteciler ve köşe yazarları bu grevin kıyısından bile geçmiyorlar. Oysa ki Sabah-ATV çalışanları sadece sendikal örgütlenme özgürlüklerini kullanmak istedikleri için işten atıldılar.
Sabah patronunun 'Greve son verilmesi isteği mahkemece reddedildi.
Sabah ve ATV'nin de sahibi olan Turkuvaz medya grubu tarafından Türkiye Gazeteciler Sendikası hakkında, İstanbul 2. İş mahkemesinde grevin sona erdirilmesi ve sendikanın yetki belgesinin geçersizliğine karar verilmesi talebiyle bir dava açıldı. Fakat işler Turkuvaz grubunun istediği gibi olmadı ve mahkeme grevin ihtiyati tedbir olarak durdurulmasını reddetti.
Direniş sloganları İstiklal Caddesinde yankılandı
Yürüyüş ve basın açıklması süresince hep bir ağızdan "Zafer direnen emekçinin olacak!", "Çalık elini çalışandan çek!", "Sendika hakkımız engellenemez!", "Toplu sözleşme hakkımız grev silahımız!", "Yaşasın sınıf dayanışması!", "İşçilerin birliği sermayeyi yenecek!", "Direne direne kazanacağız!", "Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz!", "Basın emekçisi yalnız değildir!" ve "Emeğin onuru sendikalı olmaktır!" sloganları atıldı.
"Vicdanı olan herkesi bu yürüyüşe bekliyoruz!"
Sabah-Atv grevcileri vicdanı olan her gazeteciyi ve köşe yazarını suskunluklarını bozmaya davet etti. Bunu yapmazlarsa kendi sessizliklerinin ağırlığı altında ezileceklerini hatırlattılar. Tarih bu grevi yazıyor ama aynı tarih bu grevi görmezden gelenleri de yazıyor diyerek basın açıklamasına son verdiler.
Büyük medya patronları ve Türkiye basınının yüksek tirajlı gazeteleri, dergileri ve televizyonları bu greve karşı sessiz kalmaya devam ediyor. Gazeteciler ve köşe yazarları bu grevin kıyısından bile geçmiyorlar. Oysa ki Sabah-ATV çalışanları sadece sendikal örgütlenme özgürlüklerini kullanmak istedikleri için işten atıldılar.
Sabah patronunun 'Greve son verilmesi isteği mahkemece reddedildi.
Sabah ve ATV'nin de sahibi olan Turkuvaz medya grubu tarafından Türkiye Gazeteciler Sendikası hakkında, İstanbul 2. İş mahkemesinde grevin sona erdirilmesi ve sendikanın yetki belgesinin geçersizliğine karar verilmesi talebiyle bir dava açıldı. Fakat işler Turkuvaz grubunun istediği gibi olmadı ve mahkeme grevin ihtiyati tedbir olarak durdurulmasını reddetti.
Direniş sloganları İstiklal Caddesinde yankılandı
Yürüyüş ve basın açıklması süresince hep bir ağızdan "Zafer direnen emekçinin olacak!", "Çalık elini çalışandan çek!", "Sendika hakkımız engellenemez!", "Toplu sözleşme hakkımız grev silahımız!", "Yaşasın sınıf dayanışması!", "İşçilerin birliği sermayeyi yenecek!", "Direne direne kazanacağız!", "Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz!", "Basın emekçisi yalnız değildir!" ve "Emeğin onuru sendikalı olmaktır!" sloganları atıldı.
"Vicdanı olan herkesi bu yürüyüşe bekliyoruz!"
Sabah-Atv grevcileri vicdanı olan her gazeteciyi ve köşe yazarını suskunluklarını bozmaya davet etti. Bunu yapmazlarsa kendi sessizliklerinin ağırlığı altında ezileceklerini hatırlattılar. Tarih bu grevi yazıyor ama aynı tarih bu grevi görmezden gelenleri de yazıyor diyerek basın açıklamasına son verdiler.