Tarih: 6.5.2006 | Kategori: Gençlik

"Öldükleriyle kalmadılar"

"Öldükleriyle kalmadılar"
Bu gün Türkiye 68'li gençlik hareketlerinin en önemli önderlerinden, sembol isimlerinden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın idam edilişinin 34. yıldönümü. Onlardan geriye büyük bir matem değil büyük bir direniş geleneği, büyük bir umut denizi ve en önemlisi içinden bir sürü aydınlatıcı ders çıkartmamız gereken bir deneyim kaldı. Onlar bugün diğer 68 liderleri gibi direnişin, emekçi halklara gönülden bağlılığın, mücadeleye baş koymanın sembolleri olarak ilerici gençliğin saflarında mücadele ediyorlar.
Bu tarih bizim
1960'ların ortalarından itibaren toplumsal muhalefet yeniden hızlanmaya başladı. Emekçi halkın tepkisinin yükselmesi, öğrenci hareketlerinin başlaması ve gelişmesinde iki tarih son derece önemli bir dönemeci işaret etmektedir.  13 Şubat 1961'de TİP'in kurulması ve 13 Şubat 1967'de TÜRK-İŞ'ten kopan sendikaların birleşerek DİSK'in (Devrimci İşci Sendikaları Konfederasyonu) kuruluşu. Bu iki etkiyle birlikte gelişen toplumsal muhalefet giderek radikalleşti ve sistemi sorgular bir hale dönmeye başladı.

Özellikle üniversite öğrencilerinin muhalefet hareketi, anti-emperyalist temelli olarak devrimcileşti, sosyalist-komünist yönelimler gerçekleşmeye başladı. Öğrenciler giderek kampüslerin dışına taşmaya; köylülerle, işçilerle, yoksul halkla bağlar kurmaya başladı. Fakat tüm toplumsal kesimlerin birleştirilmesi ile işçi sınıfının önderliğinde devrimin gerçekleştirilebilirliği fikri gençlik içerisinde tam oturtulamadı. 68 gençlik hareketi ile işçi sınıfı partisi, komünist parti, arasında kurulması gereken ilişkiler kurulamadı. Tüm bunların neticesinde üniversite gençliği ile diğer toplumsal  kesimler arasında gerekli bağlar kurulamadı.

Takvimler 1970'in 15-16 Haziran'ını gösterdiğinde ise işçi sınıfı DİSK'in kapatılmasına karşı, DİSK'in öncülüğünde genel direnişe geçti. Burjuvazinin saldırısı püskürtüldü ve işçi sınıfı kavgaya öncülük edebileceğini dosta düşmana göstermiş oldu. Bu aşamada yükselen öğrenci hareketi ile sınıf hareketinin birleşmesi olasılığı burjuvazinin korkulu rüyası olmaya başladı...

"Sosyal gelişme ekonomik gelişmeyi geçiyor..."
Tehlikenin farkında olan egemenler 12 Mart 1971'de askerler aracılığıyla sisteme müdahe ederek ülkede sıkıyönetim ilan ettiler. Muhtıra ile karşı saldırıya geçen egmenlere karşı güçlü ve geniş bir cepheden karşı duruş gerçekleştirilemedi. Gençlik örgütleri son derece dağınık, sınıf hareketi ile bağlar zayıftı. Bu koşullar altında işçi ve gençlik önderleri yoğun baskılara maruz kaldı. Tutuklamalar, işkenceler, yıllarca süren cezaevi koşulları, yargısız infazlar ve idamlar...

İşte bu süreçlerin sonunda Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Türkiye devriminin üç neferi 6 Mayıs 1972'de uydurma bir yargılamanın sonunda idam edildi. Onlar artık bize öğrettikleriyle aramızda dövüşüyorlar.