Maden işçilerinin cansız bedenlerine ulaşıldı
Zonguldak'ta 3 gün önce meydana gelen patlamada göçük altında kalan 28 maden işçisinin ve 2 maden mühensinin cansız bedenine bugün (20.05.2010) ulaşıldı.
Pazartesi gününden beri yapılan arama çalışmalarının ardından maden işçilerinin cansız bedenlerine ancak bugün ulaşılabildi. Maden işçilerinin cesetleri Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi morguna götürüldü. Ardından cesetler işçilerin ailelerine teslim edildi.
Ceset başına on bin!
Olayın ardından açıklama yapan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer bir kez daha timsah gözyaşlarını dökerek "'Çok üzgünüz, işçilerimizin ailelerine ve Türkiye'ye başımız sağ olsun.' diyoruz" dedi. İşçilerin patlama anındaki gazdan zehirlenerek hayatlarını kaybettiğini belirten Dinçer ölen işçilerin yakınlarına ilk ihtiyaçlar için onar bin lira ödeme yapacaklarını söyledi. Ayrıca ölen 23 işçinin emekliliği hak ettiğini açıklayan Dinçer ailelere ölüm aylığı bağlanacağını belirtti.
Ölen işçilerin kimlikleri tespit edildi
Göçük altında hayatını kaybeden işçilerin isimleri ise şöyle: Adem Çengel, Ahmet Karabektaşoğlu, Dursun Kartal, Ekrem Akkaya, Engin Düzcük, Erdem Alkin, Erkan Taşdemir, Erman Çaylıoğlu, Hasan Akbaba, Hüseyin Arslan, Hasan Ersin, İlker Bebek, İsmail Fidan, Kadir Ötgeç, Koray Kebabcı (Maden Mühendisi), Murat Özbay, Mustafa Zoroğlu, Ramazan Bakıroğlu, Ramazan Yavuz (Maden Mühendisi), Sabri Özdal, Sadık Kocakaya, Samet Aydın, Serkan Yılman, Şahin Ataman, Şahin Tavukçu, Şeref Aydoğan, Tarık Candemir, Veli Akyüz, Volkan Candemir, Yunus Ekmekçi.
Maden işçileri ve ölen işçilerin aileleri tepkili!
Dinçer'in bugün yaptığı açıklamaların bir benzerini dün (19.05.2010) Başbakan Tayyip Erdoğan yapmıştı. Olay yerine giden Recep Tayyip Erdoğan göçük altında kalan maden işçilerinin yakınları tarafından protesto edildi.
Konuşma yapmak için kürsüye çıkacağı sırada maden işçilerinin yakınları tarafından protesto edilince kürsüden inen Erdoğan kızılay çadırında bulunan maden işçilerinin yakınlarının yanına gitmeye kalkıştı ancak orada da protesto edildi. 2. protestonun ardından polis havaya açtı ve olayları yatıştırmak istedi ancak arbede çıktı. Çıkan bu arbede de bir kişi yaralandı.
Gazetecilere açıklama yapan Recep Tayyip Erdoğan yine kendisine yakışan bir açıklama yaparak, madenlerdeki patlamaların doğal olduğunu savundu. "Bu mesleğin kaderinde bu var." diyen Erdoğan bir kez daha işlenen cinayetin sorumluluğundan kaçtı, sorunun kaynağını kadere yüklemek istedi. Erdoğan bir kez daha halk ve işçi düşmanı olduğunu gösterdi.
Ölümler maden işçisinin kaderi değildir!
Olayın ardından açıklama yapan Türkiye Maden İşçileri Sendikası Yönetim Kurulu "Grizu patlamaları, göçükler, ölümler maden emekçisinin kaderi değildir, asla da olmamalıdır" dedi. Kurul ayrıca yeraltı maden ocaklarında yapılacak belli düzenlemelerle kazaların önlenebileceğini söyledi.
Kapitalizmin cinayetlerine son verelim!
Yaşanan bu facia ne kaderdendir ne de sıradan bir iş kazasıdır. Yaşanan bu facia devletin özelleştirme ve taşeronlaştırma politasınının bir sonucudur. Yaşanan bu facia ucuz, güvencesiz ve örgütsüz işçi çalıştırma politikasının yol açtığı bir cinayettir. Olayın sorumlusu Uluslararası Çalışma Örgütü'nün Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi'ni bile hâlâ imzalamayan AKP iktidarıdır.
Ceset başına on bin!
Olayın ardından açıklama yapan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer bir kez daha timsah gözyaşlarını dökerek "'Çok üzgünüz, işçilerimizin ailelerine ve Türkiye'ye başımız sağ olsun.' diyoruz" dedi. İşçilerin patlama anındaki gazdan zehirlenerek hayatlarını kaybettiğini belirten Dinçer ölen işçilerin yakınlarına ilk ihtiyaçlar için onar bin lira ödeme yapacaklarını söyledi. Ayrıca ölen 23 işçinin emekliliği hak ettiğini açıklayan Dinçer ailelere ölüm aylığı bağlanacağını belirtti.
Ölen işçilerin kimlikleri tespit edildi
Göçük altında hayatını kaybeden işçilerin isimleri ise şöyle: Adem Çengel, Ahmet Karabektaşoğlu, Dursun Kartal, Ekrem Akkaya, Engin Düzcük, Erdem Alkin, Erkan Taşdemir, Erman Çaylıoğlu, Hasan Akbaba, Hüseyin Arslan, Hasan Ersin, İlker Bebek, İsmail Fidan, Kadir Ötgeç, Koray Kebabcı (Maden Mühendisi), Murat Özbay, Mustafa Zoroğlu, Ramazan Bakıroğlu, Ramazan Yavuz (Maden Mühendisi), Sabri Özdal, Sadık Kocakaya, Samet Aydın, Serkan Yılman, Şahin Ataman, Şahin Tavukçu, Şeref Aydoğan, Tarık Candemir, Veli Akyüz, Volkan Candemir, Yunus Ekmekçi.
Maden işçileri ve ölen işçilerin aileleri tepkili!
Dinçer'in bugün yaptığı açıklamaların bir benzerini dün (19.05.2010) Başbakan Tayyip Erdoğan yapmıştı. Olay yerine giden Recep Tayyip Erdoğan göçük altında kalan maden işçilerinin yakınları tarafından protesto edildi.
Konuşma yapmak için kürsüye çıkacağı sırada maden işçilerinin yakınları tarafından protesto edilince kürsüden inen Erdoğan kızılay çadırında bulunan maden işçilerinin yakınlarının yanına gitmeye kalkıştı ancak orada da protesto edildi. 2. protestonun ardından polis havaya açtı ve olayları yatıştırmak istedi ancak arbede çıktı. Çıkan bu arbede de bir kişi yaralandı.
Gazetecilere açıklama yapan Recep Tayyip Erdoğan yine kendisine yakışan bir açıklama yaparak, madenlerdeki patlamaların doğal olduğunu savundu. "Bu mesleğin kaderinde bu var." diyen Erdoğan bir kez daha işlenen cinayetin sorumluluğundan kaçtı, sorunun kaynağını kadere yüklemek istedi. Erdoğan bir kez daha halk ve işçi düşmanı olduğunu gösterdi.
Ölümler maden işçisinin kaderi değildir!
Olayın ardından açıklama yapan Türkiye Maden İşçileri Sendikası Yönetim Kurulu "Grizu patlamaları, göçükler, ölümler maden emekçisinin kaderi değildir, asla da olmamalıdır" dedi. Kurul ayrıca yeraltı maden ocaklarında yapılacak belli düzenlemelerle kazaların önlenebileceğini söyledi.
Kapitalizmin cinayetlerine son verelim!
Yaşanan bu facia ne kaderdendir ne de sıradan bir iş kazasıdır. Yaşanan bu facia devletin özelleştirme ve taşeronlaştırma politasınının bir sonucudur. Yaşanan bu facia ucuz, güvencesiz ve örgütsüz işçi çalıştırma politikasının yol açtığı bir cinayettir. Olayın sorumlusu Uluslararası Çalışma Örgütü'nün Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi'ni bile hâlâ imzalamayan AKP iktidarıdır.