Tarih: 24.10.2010 | Kategori: Gençlik
Fotoğraflar

İstanbul'da İlerici Gençler 6 Kasım paneli gerçekleştirdi

İstanbul'da İlerici Gençler 6 Kasım paneli gerçekleştirdi
İlerici gençler, bugün (24.10.2010) TÜM-İGD Genel Merkezi'nde bir panel gerçekleştirdi. "YÖK'ü yıkacağız! Çözüm: Emekçi Üniversitesi" sloganıyla okullarda, sokakta 6 Kasım'a dönük çalışmalarını sürdüren ilerici gençlerin panel başlığı da yine aynıydı. Gençler, YÖK'ü ve Emekçi Üniversitesi'ni tartıştı.
"YÖK'ü yıkacağız. Çözüm: Emekçi Üniversitesi"
Yükseköğretim Kurulu'nun yani YÖK'ün tartışıldığı panelin birinci bölümünde YÖK'ün kuruluş amacı ve tarihsel süreci anlatıldı. Milli ideolojiyle sıkı sıkı donanmış askeri bir düzen aygıtı olarak YÖK'ün yegâne misyonunun, 12 Eylül darbesinin ardından hemen sonra kurulmuş bir kurum olarak, günümüze kadar öğrenciler üzerinde baskı kurmak ve tabiri caizse öğrenciyi hizaya getirmek olduğu söylendi. YÖK'ün kendi yapısını yasal düzlemde nasıl tanımladığı, ilke, amaç ve görevleri üzerinde durulurken bu zihniyetin getirdiği bir sonuç olarak üniversite kapısının korunması gereken bir kale kapısı, öğrencilerin ise askeri disipline saygılı birer müşteri olarak görüldüğü belirtildi. Düşünceyi suç sayan 12 Eylül darbesinin düşünce üreten kurumlar üzerinde böyle bir kurum oluşturmuş olmasının tesadüf olmadığı anlatıldı. Örneklerle YÖK'ün tarihsel sürecindeki soruşturma ve cezalar, yasaklar, eğitme amacından uzak eğitim anlayışı tartışıldı. Bitmek bilmeyen apolitikleştirme ve sol karşıtlığı yönündeki çalışmalar, okul içinde yeri olmayan polis/jandarma ve beraberinde gelen şiddet, küresel dünyaya eklemlenme yolunda piyasalaşmanın bağlantılı bir biçimde ilerlediği ortaya çıkan sonuçlar arasındaydı.

Panelin ikinci yarısında YÖK'e karşı çözüm olarak sunulan Emekçi Üniversitesi'nin ne olduğu anlatıldı.

Soruşturma ve cezaların olmadığı, hiçbir kolluk gücünün ya da bunlara ait izleme aygıtının giremediği, düşüncenin özgürce oluşup paylaşılabileceği, kişilerin ilgi ve yeteneklerince eğitim alabileceği, harçların olmadığı, barınma, sağlık, beslenme, sosyal aktiviteler gibi ihtiyaçların ücretsiz olduğu, staj ya da yaz okulu gibi sömürü aygıtlarının olmadığı, şirketlerin yatırım aracı ya da vergi indirimi olarak kullanmadığı dahası emeğin ucuz bir mal olmadığı, bilim üreten ve bunu kapitalizme peşkeş çekmeyen, anadilde eğitim görülebilen, elemeci sınavlar sonucu arkadaşlarımızın yarısından fazlasının eleğin altında kalmasıyla kazanılan değil isteyen herkesin eğitim almaya hakkının olduğu, rekabetçiliğin olmadığı, eşit fırsat ve imkânlara sahip öğrencilerin, akademisyenlerin ve üniversite çalışanlarının iradesiyle karar mekanizmasının oluşturulduğu bir kurum olacağı anlatılarak "Emekçi Üniversitesi nedir?" sorusu yanıtlandı. Yani aslında bir üniversitenin olması gerektiği gibi olmasının önemi anlatıldı.

Sunumların ardından tartışma ve soru cevap bölümüne geçildi.

"Emekçi Üniversitesi nasıl kurulacak?"
Emekçi Üniversitesi'nin kurulmasının ilk ve kaçınılmaz koşulunun YÖK kurumunun ortadan kalkması olduğu vurgulanırken bunun örgütlü bir öğrenci mücadelesi dışında yapılıp yapılamayacağı tartışıldı. "Öğrenciler sorunlarını biliyor, bunların değişmesini de istiyor" denildi. "Fakat ne yapabilir ki YÖK gibi bir güç karşısında?" Buradan çıkan sonuç ise net oldu: "Fırtınaya karşı tek başına bir ağaç olmaktansa, orman olmak gerek."

Panel, 6 Kasım Ankara mitinginin çağrısıyla sonlandı. Verilen çay molasının ardından Güneşli Dünya kısa bir müzik dinletisi gerçekleştirdi.

Ellerinde pankartlar, gidiyor bu çocuklar...
Tüm İlerici Gençlik Derneği'nin, tarihin gücünü günün sorumluluğunu ve yarının umudunu kollarına alarak, "Ne geçmiş tükendi ne yarınlar" diyerek çıktığı 2003 6 Kasımı'ndan 2010'a, öğrenciler yorulmaksızın YÖK'e karşı yürümeye devam ediyor. Fırtınaya karşı tek başına bir ağaç olmaktansa, orman olmak için usanmadan mücadeleyi büyütmek gerek. Bu yıl yine alanları doldurmak ve sözümüzü söylemek için 6 Kasım'da Ankara'da, TÜM-İGD kortejinde buluşalım. Ruhi Su'nun da dediği gibi, ellerimizde pankartlarımız, gidiyoruz. Kalkın ayağa, kalkın!