Tarih: 19.08.2008 | Kategori: Gençlik
Fotoğraflar

İlerici Gençlik Yaz Kampı sona erdi

İlerici Gençlik Yaz Kampı sona erdi
15-17 Ağustos 2008 tarihleri arasında Balıkesir Gönen'de Kemal Türkler Eğitim ve Tatil Sitesi'nde gerçekleştirilen İlerici Gençlik Yaz Kampı 17 Ağustos 2008'de sona erdi.
Türkiye'nin birçok bölgesinden ilerici gençlerin katıldığı kamp boyunca söyleşilerden panellere, satranç turnuvalarından voleybol basketbol maçlarına, yüzme yarışlarından münazaraya birçok etkinlik gerçekleştirdik ve ilerici gençlik olarak kamp boyunca hem öğrendik, hem tartıştık, hem de eğlendik.

1. Gün (15 Ağustos)
Birçok bölgeden arkadaşımızın sabahın erken saatlerinde kamp yerine ulaşmasıyla birlikte ilk kahvaltımızı yaptık. Saat 08.00'de başlayan kahvaltıdan sonra açılış etkinliğine kadar kalan serbest zaman yerleşme ve dinlenmeye ayrılmıştı.

Yol yorgunluğumuzu attıktan sonra saat 11.30'da açılış etkinliğimiz için konferans salonunda toplandık. Açılış konuşmasında kampımızın amacı ve kamptan neler beklendiği anlatıldı. Ayrıca kalacağımız tesisle ilgili bazı teknik bilgiler verildi. Açılış konuşmasının ve tanışmanın ardından öğlen yemeğine geçildi.

Kampımızın başladığı gün olan 15 Ağustos aynı zamanda 68 önderlerinden Harun Karadeniz'in ölüm yıldönümüydü. Bu nedenle ilk etkinliğimizi Harun Karadeniz anması ve 68 kuşağına ayırdık. Saat 13.00'de toplantı salonunda başlayan etkinlik devrim mücadelesinde yitirdiklerimiz için yapılan saygı duruşu ile başladı. Saygı duruşunun ardından Harun yoldaşın hayat hikâyesinin anlatıldığı bir konuşma yapıldı. Konuşmada Harun Karadeniz'in politikleşme süreci, mücadelesinden kesitler ve son olarak da devlet eliyle nasıl yavaş yavaş öldürüldüğüne değinildi.

Harun Karadeniz konuşmasının ardından 68 Kuşağı ile ilgili bir konuşma da yapıldı. Konuşmada 68'i yaratan süreç kısaca anlatıldı. Bu süreçte 2. Dünya Savaşı'ndan galip çıkan Sovyetler Birliği'nin olumlu etkisiyle sömürgelerdeki kurtuluş hareketlerinin etkisinin altı çizildi. Bu anlamda Çin Devrimi, Küba Devrimi, Vietnam Savaşı gibi olayların belirleyiciliğine işaret edildi. Konuşmada dünyanın birçok yerinde 68 yıllarında öğrenci hareketinde müthiş bir yükseliş olduğuna değinilerek bu hareketlenmenin işçi sınıfıyla gerekli bağını kuramamasının en zayıf yanı olduğu söylendi. 68 Kuşağı ardından çok hareketli ve bilgilendirici bir tartışma süreci yaşandı. Tartışmada son süreçte özellikle medya tarafından daha da gündeme getirilen 68 üzerine ve 68-78 kuşağı tartışmalarında nasıl bir tavır takınılması gerektiği sorgulandı. Bunun üzerine söz alan bir arkadaşımız 68 ya da 78'e kendimizi sıkıştırmamız gerektirdiği çünkü TÜM-İGD olarak köklerimizin ne 68 ne de 78'e dayanmadığını, köklerimizin çok daha eskilere 1920'lere dayandığını belirtti. Tartışmanın ardından etkinlik sona erdi.

Akşam yemeğinden önce başlayan ikinci panele kadar geçen serbest zamanda yüzme yarışları da gerçekleştirdik.

Saat 17.30'da Çankaya Savaşları konulu bir panel gerçekleştirdik. Panelde görünürde AKP ve Ordu-CHP arasında yürütülen Çankaya Savaşlarının arkasında nasıl hesapların olduğu tartışıldı. Yaşananların aslında TÜSİAD çevresinde toparlanan yerleşik sermaye çevreleri, yüksek askeri-sivil bürokrasi ve onların sözcülüğüne soyunan CHP ile sonradan palazlanmaya başlayan sermaye grupları ve onların sözcülüğüne soyunan AKP arasında olduğu belirtildi. Konuşmada laiklik, türban, şeriat vs. ekseninde yaşanan gerilimlerin suni gerilimler olduğu, kutuplar arasında laiklik, zorunlu din derslerinin kaldırılması, Diyanet İşleri'nin tasfiyesi, ABD'ye ve AB'ye bağımlılık, İMF politikalarına tam itaat noktasında her hangi bir farklarının olmadığı vurgulandı. Panel sırasınca sıkça sorular soruldu ve kafalara takılan soru işaretleri yanıtlarını buldu. Canlı bir tartışma ortamı sağlandı.

Panelin ardından akşam yemeği yenildi ve ilerici gençler olarak tesisin kafeteryasında toplanmaya başladık. Müzik grubumuzun da gelmesiyle birlikte tesiste kalan birçok sendikalı işçi ve ailesi çevremizde toplanmaya başladı. Kafeteryanın çok kalabalık olmasıyla birlikte müzik etkinliğimize sahilde devam ettik. Yaktığımız kamp ateşinin etrafında bir çember oluşturduk, hep bir ağızdan marşlar, türküler, şarkılar söyledik ve hep birlikte omuz omuza yürek yüreğe halaylar çektik. Ertesi gün dinç ve zinde uyanabilmek için halayların ardından odalarımıza doğru yol aldık.

2. Gün (16 Ağustos)
Saat 08.00'de yapılan kahvaltıyla güne başladık ve ardından kimimiz yüzerek sabah sporunu yaparken kimimiz satranç turnuvasına katıldı..

Saat 10.30'da TÜM-İGD Amaç hedef ve ilkelerimiz başlıklı bir panel gerçekleştirdik. Panelde TÜM-İGD'nin nasıl bir gençlik örgütü olduğu anlatılırken işçi köylü ve öğrenci gençliği aynı çatı altında toplayan bir gençlik örgütü olduğumuz da belirtildi. TÜM-İGD'nin ana sloganları "Yolumuz İşçi Sınıfının Yoludur" ve "Gençlik Devrim İstiyor" sloganları üzerinde durularak neden yolumuzun işçi sınıfı olduğu ve gençliğin neden işçi sınıfının yolundan gitmesi gerektiği açıklandı. Ayrıca "Gençlik Devrim İstiyor" sloganının neden ana şiarlarımızdan biri olduğu söylenilerek yapılan konuşma boyunca aslında her iki sloganında nasıl birbirini tamamlayan sloganlar olduğu gösterildi. Konuşmanın ardından çok canlı bir tartışma süreci yaşandı.

Panelin ardından artık iyice acıkan karınlarımızı doyurmak üzere hep birlikte yemekhaneye doğru yol aldık. Yemek boyunca da zaman sıkıntısından kaynaklı tartışamadığımız birçok konuyu tartıştık, soramadığımız birçok soruyu birbirimize sorduk ve fikir alışverişi yaptık. Yemeğin ardından yaklaşık üç saatlik zaman diliminde bir kısmımız yüzdük, bir kısmımız voleybol- basketbol maçları yaptık, bir kısmımız da satranç turnuvasına katıldık.

Dolu dolu geçirdiğimiz serbest zamanın ardından saat 16.45'de "İlerici genç kime denir?" ve "Gündelik hayatın sorunları" başlıklı söyleşileri gerçekleştirdik. Konuşmaya ilerici nedir sorusuyla başlanılarak ilerici gencin kim olduğuna ve ilericilik misyonlarının neler olduğunu değinildi. Sorular sorularak dinleyici kitlesi düşünmeye itilerek bir ilerici gencin çalışma yürüttüğü bölgeyi iyi tanıması gerektiği söylendi. Bir öğrencinin etkili bir çalışma yürütebilmek için bulunduğu okulda kaç öğrencinin olduğunu, hangi bölümlerin olduğunu ve gelen öğrencilerin hangi kesimlerden geldiğinin bilinmesinin yani çalışma yürüttüğü bölgeyi tanımasının en önemli şey olduğu belirtilerek açıklama örneklendirildi.

15 dakikalık bir molanın ardından gündelik hayatın sorunları başlığını tartıştırmak üzere panele devam edildi. Konuşmada örgütlü bir insanın yaşadığı en temel sorunlara değinilerek bu sorunların çözüm yollarına ilişkin bazı önerilerde de bulunuldu. Konuşmanın ardından çok canlı ve deneyimlerin paylaşıldığı bir tartışma süreci yaşandı. Bu süreç boyunca birçok arkadaşımız aileleriyle yaşadıkları sancılı süreci ve bir kısmını nasıl örgütlü mücadeleye kattıklarını anlattılar.
Çok hareketli geçen panelin ardından akşam yemeği yedik ve tartışmalarımızı yemek masalarında da sürdürdük.

Akşam yemeğinin ardından saat 20.30'da adı açıklanmayan bir oyunu oynamak üzere toplantı salonunda toplandık. Ne oynayacağını bilmeyen her bölgeden arkadaşlarımızla altışar kişilik iki grup oluşturduk ve oyun açıklandı. Birbirine zıt iki fikri tartışmak üzere bir münazara grubu oluşturulduğu söylenerek tartışma konusu açıklandı. Münazara konusunun açıklanmasının ardından koca bir kahkaha koptu. Bir grup örgütlenmeyi savunacaktı diğer grup ise örgütlenmemeyi. Kahkahanın sebebi ise örgütlenmemeyi savunacak arkadaşlarımızın yüzlerinin aldığı yenik ifadeydi.

Ancak münazaranın başlamasıyla birlikte örgütlenmemeyi savunacak arkadaşlarımız sandalyelerinde daha bir rahat oturmaya başladılar. Çünkü yüzyıllardır egemen gücün iliğimize kemiğimize kazıdığı örgütlenme karşıtı söylemleri bir bir sıralıyorlardı. Kısa bir şaşkınlığın ardından örgütlenmeyi savunan arkadaşlarımızda atağa geçtiler ve çok ateşli bir tartışma süreci yaşandı. Münazarayı çok az bir farkla örgütlenmemeyi savunan arkadaşlarımız kazandılar ve izleyici arkadaşlarımız tartışma sürecinde ne gibi eksiklikler olduğunu söyleyerek katkıda bulundular. Yapılan değerlendirmede oyunun örgütlenmemek konusundaki geleneksel fikirlerin değiştirilmesinin nasıl da zor olduğunu anlatmak için seçildiği belirtildi. Sonuçta ise daha çok çalışmak, kalıplardan uzaklaşabilen bir bilinçlenme sağlamak ve yine kalıpların dışına çıkabilen bir tartışma üslubu kazanmamız gerektiği vurgulandı.

Münazaranın ardından 21.30'da "Fidel'in Yüzünden" adlı bir film gösterimi yaptık. 1970'li yıllarda Fransa'da geçen film, 9 yaşındaki Anna'nın anne ve babasının burjuva yaşamlarından vazgeçip artık kendilerini mücadeleye adamasıyla birlikte Anna'nın yaşadıklarını, örgütlülüğün karşısında dururken örgütlülüğü anlamaya başlamasıyla birlikte yaşadığı değişimi anlatıyordu.

23.30 sularında filmin bitmesiyle birlikte oldukça yorgun olduğumuz için ertesi güne hazırlanmak üzere odalarımıza çekildik.

3. Gün (17 Ağustos)
Saat 08.00'de yemekhanede kahvaltı için buluştuğumuzda hepimizde belli belirsiz bir hüzün vardı. Çünkü hem kampın son günüydü hem de son kahvaltımızdı. Kahvaltının ardından yaklaşık bir buçuk saatlik bir serbest zaman boyunca ise gene hep birlikte sohbet ettik, yüzdük ve satranç turnuvasının son maçları yapıldı.

Serbest zamanının ardından 10.30'da "Kadın Sorunu" başlıklı bir konuşma yapıldı. Konuşma boyunca TÜM-İGD'nin kadın sorununa nasıl baktığı sosyalist bir çerçeveden ortaya koyuldu. Konuşmada TÜM-İGD kadın topluluğunun yaptığı kadın çalışmasından, eylemliliklerinden ve yayınladıkları yazılardan da bahsedildi. Ayrıca TÜM-İGD'li kadınlar olarak sadece metropollerde yaşayan kadınların değil köyde yaşayan kadınların sorunlarıyla da ilgili çalışmalar yaptığımız vurgulanılarak kadın sorununa sınıfsal olarak baktığımız belirtildi. Her panelimizde olduğu gibi bu panelimizde kadın erkek tüm yoldaşlar hep birlikte tartıştık, fikir alışverişinde bulunduk. Feminizminden türbana kadar birçok konu tartışıldı ve feministlerle, sosyalist feministlerle ayrım noktalarımız ortaya konuldu.

Panelin ardından tartışmalarımıza kafeteryada ve öğle yemeği sırasında da devam ettik. Öğle yemeği sonrasında Türkiye'nin uzak illerinden gelen ve ertesi gün iş başı yapmak zorunda olan işçi arkadaşlarımız için 15.00'de yapmayı planladığımız paneli biraz öne aldık.

13.30'da Emekçi Üniversitesi" başlıklı panelimiz başladı. Panelde sık sık sorular sorularak dinleyici kitlesi de konuşmaya dahil edildi ve emekçi üniversitesi projesinin temel hedeflerinden ve bu sistem içerisinde bile uygulanabilir olduğundan bahsedildi. Uygulanabilir olmasını geçmişte yaşanan deneyimlerden örnekler verilerek kanıtlandı. Ayrıca konuşmada üniversitenin önemi üzerinde durularak emekçi üniversitesi ve emekçiler üniversitesi arasındaki ayrıma değinildi. Sadece öğrenci değil işçi ve köylü arkadaşlarımızın da katkılarıyla çok güzel bir tartışma süreci yaşadık.

Panelin ardından kamp sorumlusu arkadaşlarımız neden Kemal Türkler tesisini seçtiğimizi ve kamp sürecinde yaptığımız etkinlikleri özetleyerek anlattılar. Ayrıca Satranç Turnavaları'nın en iyi puanlarını alanları açıkladılar. Kamp sorumlularının değerlendirmelerinin ardından bölgelerden arkadaşlarımızda kamp değerlendirmeleri yaptılar ve kampın üzerimizde nasıl olumlu ve önemli bir etkisi olduğunu söylediler.

Değerlendirmenin ardından kamp sona erdi. Yaşadığımız en zor an ayrılma anımızdı. Ancak İlerici Gençler olarak birbirimize sıkı sıkı sarılarak bir sonraki seneye çok daha kalabalık ve çok daha gür sesli bir kamp yapmak üzere ayrıldık.