İlerici Gençlik Aralık 2009 sayısı çıktı!

"Kapitalizmi tarihin çöplüğüne atalım!" diyen tüm ilerici gençlerin sesi İlerici Gençlik'in son sayısı çıktı!
İlerici Gençlik Dergisi Aralık 2009 Sayı 20-21
Geleceğimize ipotek koymaya çalışanlara "Dur!" deme zamanıdır
Uluslararası sermaye ve güç dengelerine bağlı olarak Türkiye'nin iç ve dış konumunda değişiklikler her dönem gündemde olmuştur. Ancak son zamanlarda yaşananlar gösteriyor ki bu sefer ortaya atılan dönüşüm projesi epey kapsamlı. Peki bütün bu süreç emekçiler ve özellikle de biz gençler için ne kadar hayırlı olacak? Eminiz ki cevabı bulmakta zorlanmamışsınızdır. Bundan öncekiler ne kadar hayırlıysa bu seferkiler de o kadar!
Hatırlanacağı gibi AB'ye tam üyelik müzakerelerinin yeni başladığı günlerde de "demokratikleşme ve ifade hürriyeti" ile ilgili yapılan büyük açılımlarda bahsedilmişti. Bu masalların gerçekte ne ifade ettiğini 6-7 Ekim tarihinde IMF ve Dünya Bankası'nı protesto gösterilerine katılan-ve hatta katılmayan-tüm İstanbullular soludukları gazlar ve yedikleri coplarla bir kez daha yaşayarak görmüş oldular.
Açılım söylemi ne kadar samimi?
Irak ve Afganistan başta olmak üzere bölge coğrafyasında daha fazla etkin olmaya çabalayan Türkiye şu günlerde yeni senaryolarda da rol kapmaya çalışıyor. Kafkaslarda Rusya'ya karşı elini güçlendirmek isteyen ABD'nin son dönemde daha fazla önem verdiği devletlerden birisi olan Ermenistan ile ilişkileri de bu bağlamda görmek gerekiyor. Diplomatik bir ataktan ibaret olan bu girişimin halklara kazandıracağı pek bir şey yok. Bizler, Ermeni açılımından, başta Hrant Dink olmak üzere milliyetçi histeriye kurban verilmiş tüm kardeşlerimize yönelik katliamların aydınlatılmasını, sorumlularından ise hesap sorulmasını anlıyoruz.
Kürt sorununun çözümünde de egemenlerin vaat ettiği açılım samimiyetten uzak. Bunun en somut örneğini barış için Türkiye'ye geldiklerini beyan eden PKK militanlarının karşılama törenleri bahane edilerek yükseltilen milliyetçi ve şoven dalga gösterdi. Böylece barış ortamı için atılan adımlar bir kez daha baltalanmış oldu. Tüm bu yaşananlara rağmen olumluluk olarak sayılabilecek bir şey varsa o da yakın geçmişimizde "bu memlekette Kürt vardır diyenler yabancı ülke ajanlarıdır" (muhtemelen de Ermeni ajanıdırlar!) veya "Kürt kelimesi dağ Türklerini karda gezerken çıkarttığı kart, kurt seslerinden türemiştir. Onların hepsi aslında Türk'dür." diyenlerin bugün, Kürt Açılımından bahsedebiliyor olmalarıdır.
Sağlık ve eğitim alanında dönüşüm en çok gençleri vuruyor...
Hatırlanacağı gibi, AKP "açılımı" hamlelerinden birisini de sağlık ve sosyal güvenlik alanında yapmıştır. Bu girişimin ne kadar büyük bir yalan olduğunu daha tasarı aşamasındayken söylemiştik. Daha ilk yıldan sistem sapır sapır dökülmeye başladı. Eczacısı, doktoru, sağlık çalışanı talan sistemine karşı sokaklara çıkmaya başladı bile. Halkın çilesi ise katlanarak büyüyor.
Eğitimde özelleştirme ve ticarileştirme girişimleri de tam gaz devam. Dönem başında harçlara beş bin liraya varan zam yapma planları öğrencilerin kararlı duruşu sayesinde rafa kalktı. Ama eğitimin tüm kademelerinde karşı karşıya olduğumuz tehditin boyutu son derece büyük.
Gerçekçi bir barış ve güvenli bir gelecek istiyoruz!
Bu ülkenin gençleri olarak gerçekçi bir barış ortamı, eşit ve özgür bir gelecek istiyoruz. IMF, Dünya Bankası veya Avrupa Birliği gibi sömürgeci kurumlara geleceğimizi teslim edecek kadar kör değiliz. Şöyle bir kafamızı kaldırıp etrafa bakalım. Kapitalizmin en önemli ideologlarının artık sistemin eskisi kadar iyi işlemediğini söyleyebildiği bir dönemde gerçekten de büyük olanaklar var. Şimdi, varolan olanakları kullanmak, sosyal ve ekonomik kazanımlarımızı geliştirmek ve geleceğimizi parselleyenlere "dur" demek vaktindeyiz.
Her ne kadar kışa yaklaşıyor olsak da hep güzel güneşli günlerde buluşmak üzere...
Dergideki yazı başlıklarını görmek için linke tıklayınız. (135kb)
Geleceğimize ipotek koymaya çalışanlara "Dur!" deme zamanıdır
Uluslararası sermaye ve güç dengelerine bağlı olarak Türkiye'nin iç ve dış konumunda değişiklikler her dönem gündemde olmuştur. Ancak son zamanlarda yaşananlar gösteriyor ki bu sefer ortaya atılan dönüşüm projesi epey kapsamlı. Peki bütün bu süreç emekçiler ve özellikle de biz gençler için ne kadar hayırlı olacak? Eminiz ki cevabı bulmakta zorlanmamışsınızdır. Bundan öncekiler ne kadar hayırlıysa bu seferkiler de o kadar!
Hatırlanacağı gibi AB'ye tam üyelik müzakerelerinin yeni başladığı günlerde de "demokratikleşme ve ifade hürriyeti" ile ilgili yapılan büyük açılımlarda bahsedilmişti. Bu masalların gerçekte ne ifade ettiğini 6-7 Ekim tarihinde IMF ve Dünya Bankası'nı protesto gösterilerine katılan-ve hatta katılmayan-tüm İstanbullular soludukları gazlar ve yedikleri coplarla bir kez daha yaşayarak görmüş oldular.
Açılım söylemi ne kadar samimi?
Irak ve Afganistan başta olmak üzere bölge coğrafyasında daha fazla etkin olmaya çabalayan Türkiye şu günlerde yeni senaryolarda da rol kapmaya çalışıyor. Kafkaslarda Rusya'ya karşı elini güçlendirmek isteyen ABD'nin son dönemde daha fazla önem verdiği devletlerden birisi olan Ermenistan ile ilişkileri de bu bağlamda görmek gerekiyor. Diplomatik bir ataktan ibaret olan bu girişimin halklara kazandıracağı pek bir şey yok. Bizler, Ermeni açılımından, başta Hrant Dink olmak üzere milliyetçi histeriye kurban verilmiş tüm kardeşlerimize yönelik katliamların aydınlatılmasını, sorumlularından ise hesap sorulmasını anlıyoruz.
Kürt sorununun çözümünde de egemenlerin vaat ettiği açılım samimiyetten uzak. Bunun en somut örneğini barış için Türkiye'ye geldiklerini beyan eden PKK militanlarının karşılama törenleri bahane edilerek yükseltilen milliyetçi ve şoven dalga gösterdi. Böylece barış ortamı için atılan adımlar bir kez daha baltalanmış oldu. Tüm bu yaşananlara rağmen olumluluk olarak sayılabilecek bir şey varsa o da yakın geçmişimizde "bu memlekette Kürt vardır diyenler yabancı ülke ajanlarıdır" (muhtemelen de Ermeni ajanıdırlar!) veya "Kürt kelimesi dağ Türklerini karda gezerken çıkarttığı kart, kurt seslerinden türemiştir. Onların hepsi aslında Türk'dür." diyenlerin bugün, Kürt Açılımından bahsedebiliyor olmalarıdır.
Sağlık ve eğitim alanında dönüşüm en çok gençleri vuruyor...
Hatırlanacağı gibi, AKP "açılımı" hamlelerinden birisini de sağlık ve sosyal güvenlik alanında yapmıştır. Bu girişimin ne kadar büyük bir yalan olduğunu daha tasarı aşamasındayken söylemiştik. Daha ilk yıldan sistem sapır sapır dökülmeye başladı. Eczacısı, doktoru, sağlık çalışanı talan sistemine karşı sokaklara çıkmaya başladı bile. Halkın çilesi ise katlanarak büyüyor.
Eğitimde özelleştirme ve ticarileştirme girişimleri de tam gaz devam. Dönem başında harçlara beş bin liraya varan zam yapma planları öğrencilerin kararlı duruşu sayesinde rafa kalktı. Ama eğitimin tüm kademelerinde karşı karşıya olduğumuz tehditin boyutu son derece büyük.
Gerçekçi bir barış ve güvenli bir gelecek istiyoruz!
Bu ülkenin gençleri olarak gerçekçi bir barış ortamı, eşit ve özgür bir gelecek istiyoruz. IMF, Dünya Bankası veya Avrupa Birliği gibi sömürgeci kurumlara geleceğimizi teslim edecek kadar kör değiliz. Şöyle bir kafamızı kaldırıp etrafa bakalım. Kapitalizmin en önemli ideologlarının artık sistemin eskisi kadar iyi işlemediğini söyleyebildiği bir dönemde gerçekten de büyük olanaklar var. Şimdi, varolan olanakları kullanmak, sosyal ve ekonomik kazanımlarımızı geliştirmek ve geleceğimizi parselleyenlere "dur" demek vaktindeyiz.
Her ne kadar kışa yaklaşıyor olsak da hep güzel güneşli günlerde buluşmak üzere...
Dergideki yazı başlıklarını görmek için linke tıklayınız. (135kb)
