Tarih: 07.09.2011 | Kategori: Gençlik

Hoş geldin, arkadaşım, kardeşim İstanbul Üniversitesi'ne!

Hoş geldin, arkadaşım, kardeşim İstanbul Üniversitesi'ne!
İstanbul Üniversitesi Türkiye'nin geçmişten bu yana en önemli üniversitelerinden. Bu önemi mücadele tarihinden gelir. Devrimci, sosyalist, ilerici öğrencilerin tarih yazdığı üniversitede, bugün de üniversite gençliği her şeye rağmen sesini yükseltiyor.
Yeni bir dönem başlıyor. Üniversitenin kapıları heyecanla, büyük umutlarla gelen genç arkadaşlarımızla, kardeşlerimizle dolu. Tıpkı birkaç yıl evvel başlayan bizler gibi. Bugün bu heyecanlı, yürekleri, zihinleri tertemiz genç dostlarımızla buluştuk. Onlara hoş geldiniz
diyerek, üniversitemizi ve üniversiteli olmayı anlattık. Deneyimlerimizi paylaştık.

Bugün (07.09.2011) sabahın erken saatlerinde İstanbul Üniversitesi kapılarında buluştuk.
İletişim Fakültesi, İktisat Fakültesi ve Beyazıt Kampusu'nda hoş geldin metnini dağıtarak, genç arkadaşlarımızın, kardeşlerimizin karşılaşacakları sıkıntılar üzerine konuştuk ve onlara yardımcı olduk.

Biz İstanbul Üniversiteli ilerici gençler olarak, genç kardeşlerimizle dayanışmamızı sürdüreceğiz.

Metnin tamamı:
İstanbul Üniversitesi'ne hoş geldin!

Hoş geldin üniversiteli!

Hoş geldin üniversiteli. Üniversitene hoş geldin. Bu koca kapıdan geçmeye hak kazandın. Bin bir emek vererek. Annenle, babanla, ailenle beraber kazandın. O koca dağı aştın. Dağın üzerinden geçen yolu buldun. Ve zirvedesin. Buradan dünya ne heyecan verici görünüyor. Ama biraz daldığında ürkütmüyor da değil. Çünkü artık yalnız uçacaksın. Kendi kanatlarınla. İlk zamanlar zor gelir. Cesarete ihtiyacın olacak. Ve öğreneceksin uçmayı. Kendi kanatlarını keşfettiğinde. Bu süreci yalnız geçirmeyeceksin senin gibilerle karşılaşacaksın. Ve senden önce gelenlerle. Onlar sana destek olacak. Sen istersen. Yılın sonunda bambaşka bir senle karşılaşacaksın. Daha güçlü bir sen. Ve gözlerin daha iyi görmeye başlayacak her şeyi. Bu kocaman kapı artık küçük gelecek. Nedenlerini anlatalım.

Ve bizler, "senden önce gelenler" anlatıyoruz, İstanbul Üniversitesi nasıl bir üniversite?

Girdiğinde göreceksin o kocaman kapıdan, ilk hayal kırıklığını yaşayacaksın. Özel Güvenlik Birimlerini, onları tarafından bir suçlu gibi üstün aranır ve her gün öğrenci kimliğini göstermen gerekir, her gün öğrenci olup olmadığın sorgulanır. Bu durumu tüm fakültelerde yaşarsın. Bu duruma alışmayacaksın. Çünkü bizler öğrenciyiz, suçlu değiliz.

İlk zamanlarda en çok iletişim kuracağın yer Öğrenci işleridir, çok yavaş çalışır ve gereksiz bir yoğunluk içinde bulursun kendini. Güzel bir şey söyleyelim, yemekhanede yemekler ucuzdur. Diğer üniversitelere göre. (75 Kuruş). En güzel yemekhane Merkez Kampus' ündür. Fen- Edebiyatın biraz yeraltındadır yemekhanesi. Kuyruklar uzun olur orada. Sohbetlerde


En sağlıklı sınav sonuçlarını ve sınav tarihlerini bölümün panosundan öğrenebilirsin. OTOMASYON' a güven ama çok değil. Diyeceksin ki bir üniversitede olması gereken bilimsel çalışmalar, araştırmalar nerede? YOK. Yani öyle beklediğin gibi bilimsel, özgür bir üniversite değil. Senin fikirlerinin önemi yok.
Söyleyecek çok şey var aslında. Zaten sen de yaşayarak göreme diye anlattık bir kısmını.

Bizler diyoruz ki:

Eğer bizler üniversitelere:

Dershanelere, özel derslere dünyanın parasını vererek,

Şifrelere rağmen,

İstediğimiz bölüm olmamasına rağmen, " hayallerimizi" çalmalarına rağmen,

Türkiye'nin çeşitli bölgelerinden, uzak yollarından; ailemizden, çevremizden ayrılarak geldiysek,

Harç parasını zar zor tamamlayarak geldiysek,

Bu okul bizimdir arkadaş! Söyleyecek sözümüz, yapacak işlerimiz var! İşimiz ve sözümüz: EMEKÇİ ÜNİVERSİTESİ kapıları emekçi çocuklarına ardına kadar açık bir üniversite kuracağız.

Tekrar merhaba arkadaşım emeklerinin karşılığını kısmen de almış olmana sevinerek hoş geldin diyoruz. Görüşmek üzere