Hacettepe'de Eğitim-Sen yasaklara karşı imza topluyor

Hacettepe Üniversitesi'ndeki Eğitim-Sen'li akademisyenler ve üniversite emekçileri son dönemlerde yaşanan baskılara karşı, üniversite personelinin yemekhanesinde stand açarak imza topluyor. İmzalar, Hacettepe Üniversitesi'nde son dönemde yoğunlaşan yasaklara ve açılan soruşturmalara karşı toplanıyor.
Dün (15.12.2010) açtıkları standla imza toplayan Eğitim-Senliler, aynı zamanda hazırlanan "yasaksız üniversite" yaka kartlarını da üniversite personeline dağıtıyor. Akademisyenler ve üniversite emekçileri bugün öğrencilerin düzenlediği yürüyüşe de destek olacaklarını belirtti.
Eğitim-Senli akademisyen ve emekçilerin imza kampanyası ile ilgi hazırladıkları bildirinin tam metnini yayınlıyoruz:
"Kamuoyunun dikkatine;
Anayasanın 25. ve 26. maddelerinde tanımlanan "düşünce ve düşünceyi açıklama" özgürlüğü ile 34. maddesinde yer alan "toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme"ye ilişkin hakların, bağımsız ve özgür bir şekilde bilimsel bilgi üreten ve ürettiği bilgiyi toplumla paylaşması beklenen üniversitelerin bir üyesi olan Hacettepe Üniversitesi'nde etkin bir şekilde kullanılmasına imkân tanınmamaktadır. Hacettepe Üniversitesi'nin iktidarlardan özerk, tüm mensuplarının karar süreçlerine katıldığı, demokratik, kamusal ve özgür bir yapıdan uzak olması, en temel hukuk metni olan anayasada yer alan özgürlüklerin dahi kullanılmasını tehlikeye atmakta ve üniversitenin geleceğini karartmaktadır.
Son zamanlarda hem öğrenciler hem de idari ve akademik personel aleyhine açılan soruşturmaların sayısı ve içerdiği iddialar kaygı verici boyutlara ulaşmıştır. Öyle ki, kişilerin en ufak hak taleplerine dahi özel güvenlik birimleri ve polis aracılığıyla sert müdahalelerde bulunulması ve taleplerin dile getirilmesinin engellenmesi kampüs içinde artık olağanlaşan tablolardan biri haline gelmiştir. Özellikle "masa açma" girişimlerine karşı verilen anlaşılamaz tepkiler gün geçtikçe "trajikomik" bir hal almaktadır. "Trajikomik" diyoruz; Çünkü öğrencilerin satranç veya dağcılık gibi sosyal faaliyetleri yürütecekleri topluluklardan, eğlence amaçlı yapılacak bir organizasyonun biletlerinin satışına kadar hiçbir "masa"nın açılmasına izin verilmemesi; bir bölümün üst düzey katılımcılarla gerçekleştirdiği akademik bir konferansa katılacak dinleyicilerin kaydının alınması amacıyla açtığı bir masanın özel güvenlik birimlerince engellenmeye çalışılması, bahsi geçen hassasiyetin hangi boyutlara ulaştığının açık bir göstergesi olmuştur. "Masa" açma konusunda yönetimin baskısının ne denli vahim bir hale geldiği, geçen hafta içinde altı idari personele ve iki akademik personele açılan soruşturmalardan da anlaşılabilir. Kampüs hayatının devamlı olarak terörize edilmesi kabul edilebilirlik sınırlarını çoktan aşmıştır.
Biz, aşağıda imzası bulunan Hacettepe Üniversitesi çalışanları olarak, Anayasada tanımlanan hak ve özgürlükleri kullanamamaktan, masa açmanın yasaklanması ve soruşturmalarla karşı karşıya bırakılmak suretiyle sindirilmeye çalışılmaktan ve tüm demokratikleşme söylemlerine rağmen özgür ve demokratik bir üniversite ortamından hâlâ son derece uzak olmaktan utanç duyuyoruz. Açılan soruşturmaların geri çekilmesi ve hak ve özgürlüklerin etkin bir şekilde kullanılabilmesi için gerekli ortamın sağlanması gerektiğini düşünüyor, kendisine "daha ileriye, en iyiye" sloganını seçen bir üniversitenin mensupları olarak, üniversitemizin üzerine ölü toprağı örtülmesine karşı çıkmanın ve haksız uygulamalara karşı dayanışmanın hepimizin görevi olduğuna inanıyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur."
Eğitim-Senli akademisyen ve emekçilerin imza kampanyası ile ilgi hazırladıkları bildirinin tam metnini yayınlıyoruz:
"Kamuoyunun dikkatine;
Anayasanın 25. ve 26. maddelerinde tanımlanan "düşünce ve düşünceyi açıklama" özgürlüğü ile 34. maddesinde yer alan "toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme"ye ilişkin hakların, bağımsız ve özgür bir şekilde bilimsel bilgi üreten ve ürettiği bilgiyi toplumla paylaşması beklenen üniversitelerin bir üyesi olan Hacettepe Üniversitesi'nde etkin bir şekilde kullanılmasına imkân tanınmamaktadır. Hacettepe Üniversitesi'nin iktidarlardan özerk, tüm mensuplarının karar süreçlerine katıldığı, demokratik, kamusal ve özgür bir yapıdan uzak olması, en temel hukuk metni olan anayasada yer alan özgürlüklerin dahi kullanılmasını tehlikeye atmakta ve üniversitenin geleceğini karartmaktadır.
Son zamanlarda hem öğrenciler hem de idari ve akademik personel aleyhine açılan soruşturmaların sayısı ve içerdiği iddialar kaygı verici boyutlara ulaşmıştır. Öyle ki, kişilerin en ufak hak taleplerine dahi özel güvenlik birimleri ve polis aracılığıyla sert müdahalelerde bulunulması ve taleplerin dile getirilmesinin engellenmesi kampüs içinde artık olağanlaşan tablolardan biri haline gelmiştir. Özellikle "masa açma" girişimlerine karşı verilen anlaşılamaz tepkiler gün geçtikçe "trajikomik" bir hal almaktadır. "Trajikomik" diyoruz; Çünkü öğrencilerin satranç veya dağcılık gibi sosyal faaliyetleri yürütecekleri topluluklardan, eğlence amaçlı yapılacak bir organizasyonun biletlerinin satışına kadar hiçbir "masa"nın açılmasına izin verilmemesi; bir bölümün üst düzey katılımcılarla gerçekleştirdiği akademik bir konferansa katılacak dinleyicilerin kaydının alınması amacıyla açtığı bir masanın özel güvenlik birimlerince engellenmeye çalışılması, bahsi geçen hassasiyetin hangi boyutlara ulaştığının açık bir göstergesi olmuştur. "Masa" açma konusunda yönetimin baskısının ne denli vahim bir hale geldiği, geçen hafta içinde altı idari personele ve iki akademik personele açılan soruşturmalardan da anlaşılabilir. Kampüs hayatının devamlı olarak terörize edilmesi kabul edilebilirlik sınırlarını çoktan aşmıştır.
Biz, aşağıda imzası bulunan Hacettepe Üniversitesi çalışanları olarak, Anayasada tanımlanan hak ve özgürlükleri kullanamamaktan, masa açmanın yasaklanması ve soruşturmalarla karşı karşıya bırakılmak suretiyle sindirilmeye çalışılmaktan ve tüm demokratikleşme söylemlerine rağmen özgür ve demokratik bir üniversite ortamından hâlâ son derece uzak olmaktan utanç duyuyoruz. Açılan soruşturmaların geri çekilmesi ve hak ve özgürlüklerin etkin bir şekilde kullanılabilmesi için gerekli ortamın sağlanması gerektiğini düşünüyor, kendisine "daha ileriye, en iyiye" sloganını seçen bir üniversitenin mensupları olarak, üniversitemizin üzerine ölü toprağı örtülmesine karşı çıkmanın ve haksız uygulamalara karşı dayanışmanın hepimizin görevi olduğuna inanıyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur."
