Gençlik 16 Mart Beyazıt ve Halepçe Katliamları'nın yıldönümünde Beyazıt'ta
16 Mart 1978'de yaşanan Beyazıt Katliamı ve 16 Mart 1988'de yaşanan Halepçe Katliamı yarın (16.03.2012) saat 13.30'da TÜM-İGD'li gençlerin de örgütleyicilerinden olduğu bir eylemle Beyazıt Meydanı'nda anılacak. Saat 13.00'da Laleli Tramvay Durağı'nda biraraya gelecek ilerici, devrimci güçler buradan Beyazıt Meydanı'na bir yürüyüş gerçekleştirecek.
Türkiye tarihindeki kara leke: Beyazıt Katliamı
1978 yılının Mart ayı İstanbul Üniversitesi'nde okuyan ilerici, devrimci öğrenciler için faşizme karşı mücadelenin daha da yükseldiği, faşist baskıya karşı okula toplu giriş-çıkışların gerçekleştiği bir dönem olarak tarihe geçmekteydi. 16 Mart 1978 ise bu tarihin içerisinde kara bir leke olarak yerini aldı.
İstanbul Üniversitesi'nden toplu çıkış yapan ilerici, devrimci öğrenciler faşistlerin attığı ABD damgalı tahrip gücü yüksek TNT bombası sonucu dört bir yana savruldu. Faşist saldırının sonunda 3'ü İGD'li yoldaşımız 7 genç (İGD'li; Ahmet Turan Ören, Baki Ekiz, Murat Kurt yoldaşlarımızla, TİP'li; Cemil Sönmez, Abdullah Şimşek, Hamit Akıl ve Dev-Genç'li; Hatice Özen) hayatını kaybetti. Hayatlarını güneşli dünyalara adamış 7 gencin katledildiği hain saldırının ardından egemenler her zamanki gibi delilleri birer birer örtbas ederek, olayın faillerini ödüllendirdi.
Saldırganların peşinden giden bir kaç polise "geri dönün" emrini veren dönemin komiser yardımcısı "Reşat Altay" Trabzon Emniyet Müdürlüğü'ne kadar yükseltildi. Bu görevinde de faşizme hizmet etmeyi bilen Altay'ın adı Hrant Dink'in katledilmesinde de geçse de olaydaki rolünün araştırılması gene engellendi.
Türkiye'nin dört bir yanında kitlesel "Faşizme İhtar Eylemleri"
16 Mart Beyazıt Katliamı'na ilerici, devrimci güçlerin tepkisi gecikmedi. 20 Mart 1978'de Türkiye'nin dört bir yanında DİSK'in öncülüğünde gerçekleştirilen "Faşizme İhtar" eylemlerinde "Faşizme geçit yok", "Beyazıt faşizme mezar olacak" sloganları yükseldi.
Halepçe'de de ABD damgalı silahlar, Halepçe'de de "KATLİAM"
1980'lerin sonunda Halepçe, Irak'ta canlı bir ticaret hayatına sahip ve yönetim merkezi özelliğinde bir Kürt şehriydi. Peşmergelere 30 yıldır verdiği destekle bilinen kentte sosyalist, komünist gruplar, Celal Talabani'nin KYB'si ve İran yanlısı İslami Hareket Partisi aktif olarak faaliyet yürütmekteydi.
İran-Irak savaşının sonunda İran'ın baskısına dayanamayan Irak güçlerinin geri çekilmesiyle kent Kürtlerin eline geçti. Taktiksel bir geri çekilme gerçekleştiren Irak yönetimi kısa bir süre sonra ABD damgalı kimyasal ve biyolojik silahlarla Halepçe'de büyük bir katliama imza attı. 5 bin civarında çocuk, genç, ihtiyar, kadın, erkek Halepçeli bu saldırıda en ağır acılar içinde kıvranarak can verdi.
Tüm dünya kamuoyunun gözleri önünde gerçekleşen katliam, o sırada henüz Saddam yönetimini desteklemekte olan ABD ve Avrupa egemenleri ve Özal yönetimi tarafìndan sessizce geçiştirildi. Katliam ancak Saddam'la emperyalistlerin arası bozulduğunda gündeme getirildi.
Beyazıt'ta, Halepçe'de, Sivas'ta "Faşizme geçit yok"
Aradan geçen onlarca yılda egemenlerin katliam politikaları ve katliamları örtbas etme anlayışları hiç değişmedi. Beyazıt'ta, Halepçe'de katliamları örtbas edenler bugün bir benzerini Sivas Katliamı için gerçekleştirdi. 12 Mart 2012'de Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nin verdiği kararla Sivas Katliamı Davası zamanaşımı gerekçesiyle düşürülerek, katiller cezasız bırakıldı. Üstelik karara tepki gösteren ilerici, devrimci, demokrat, yurtsever binlerce "insanlık savunucusuna" polis hunharca saldırdı.
Katliamlar bize gösteriyor ki kanı dökülen hep, işçiler, emekçiler, ilericiler, devrimciler, farklı dinlere, dillere, milletlere sahip oldukları için yok sayılanlar. Katledenlerse; emperyalizm işbirlikçisi, bir avuç zenginin sahip olduğu devlet ve ona hizmet eden resmi, sivil faşistler.
İlerici, devrimci güçler, Mustafa Suphi ve 14 yoldaşını katledenlere, Kızıldere'yi, 1977 Mayıs'ını kana bulayanlara, Çorum, Maraş, Sivas, Beyazıt, Halepçe, Gazi Mahallesi, Roboski (Uludere) katliamlarını gerçekleştirenlere karşı mücadele bayrağı bir gün bile düşürmedi. Bizler tüm dostlarımızı dün, bugün olduğu gibi yarında alanlara, "Faşizme geçit yok" sloganını yükseltmeye çağırıyoruz!
Tarih: 16.03.2012
Saat: 13.30
Yer: Beyazıt Meydanı / İstanbul
1978 yılının Mart ayı İstanbul Üniversitesi'nde okuyan ilerici, devrimci öğrenciler için faşizme karşı mücadelenin daha da yükseldiği, faşist baskıya karşı okula toplu giriş-çıkışların gerçekleştiği bir dönem olarak tarihe geçmekteydi. 16 Mart 1978 ise bu tarihin içerisinde kara bir leke olarak yerini aldı.
İstanbul Üniversitesi'nden toplu çıkış yapan ilerici, devrimci öğrenciler faşistlerin attığı ABD damgalı tahrip gücü yüksek TNT bombası sonucu dört bir yana savruldu. Faşist saldırının sonunda 3'ü İGD'li yoldaşımız 7 genç (İGD'li; Ahmet Turan Ören, Baki Ekiz, Murat Kurt yoldaşlarımızla, TİP'li; Cemil Sönmez, Abdullah Şimşek, Hamit Akıl ve Dev-Genç'li; Hatice Özen) hayatını kaybetti. Hayatlarını güneşli dünyalara adamış 7 gencin katledildiği hain saldırının ardından egemenler her zamanki gibi delilleri birer birer örtbas ederek, olayın faillerini ödüllendirdi.
Saldırganların peşinden giden bir kaç polise "geri dönün" emrini veren dönemin komiser yardımcısı "Reşat Altay" Trabzon Emniyet Müdürlüğü'ne kadar yükseltildi. Bu görevinde de faşizme hizmet etmeyi bilen Altay'ın adı Hrant Dink'in katledilmesinde de geçse de olaydaki rolünün araştırılması gene engellendi.
Türkiye'nin dört bir yanında kitlesel "Faşizme İhtar Eylemleri"
16 Mart Beyazıt Katliamı'na ilerici, devrimci güçlerin tepkisi gecikmedi. 20 Mart 1978'de Türkiye'nin dört bir yanında DİSK'in öncülüğünde gerçekleştirilen "Faşizme İhtar" eylemlerinde "Faşizme geçit yok", "Beyazıt faşizme mezar olacak" sloganları yükseldi.
Halepçe'de de ABD damgalı silahlar, Halepçe'de de "KATLİAM"
1980'lerin sonunda Halepçe, Irak'ta canlı bir ticaret hayatına sahip ve yönetim merkezi özelliğinde bir Kürt şehriydi. Peşmergelere 30 yıldır verdiği destekle bilinen kentte sosyalist, komünist gruplar, Celal Talabani'nin KYB'si ve İran yanlısı İslami Hareket Partisi aktif olarak faaliyet yürütmekteydi.
İran-Irak savaşının sonunda İran'ın baskısına dayanamayan Irak güçlerinin geri çekilmesiyle kent Kürtlerin eline geçti. Taktiksel bir geri çekilme gerçekleştiren Irak yönetimi kısa bir süre sonra ABD damgalı kimyasal ve biyolojik silahlarla Halepçe'de büyük bir katliama imza attı. 5 bin civarında çocuk, genç, ihtiyar, kadın, erkek Halepçeli bu saldırıda en ağır acılar içinde kıvranarak can verdi.
Tüm dünya kamuoyunun gözleri önünde gerçekleşen katliam, o sırada henüz Saddam yönetimini desteklemekte olan ABD ve Avrupa egemenleri ve Özal yönetimi tarafìndan sessizce geçiştirildi. Katliam ancak Saddam'la emperyalistlerin arası bozulduğunda gündeme getirildi.
Beyazıt'ta, Halepçe'de, Sivas'ta "Faşizme geçit yok"
Aradan geçen onlarca yılda egemenlerin katliam politikaları ve katliamları örtbas etme anlayışları hiç değişmedi. Beyazıt'ta, Halepçe'de katliamları örtbas edenler bugün bir benzerini Sivas Katliamı için gerçekleştirdi. 12 Mart 2012'de Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nin verdiği kararla Sivas Katliamı Davası zamanaşımı gerekçesiyle düşürülerek, katiller cezasız bırakıldı. Üstelik karara tepki gösteren ilerici, devrimci, demokrat, yurtsever binlerce "insanlık savunucusuna" polis hunharca saldırdı.
Katliamlar bize gösteriyor ki kanı dökülen hep, işçiler, emekçiler, ilericiler, devrimciler, farklı dinlere, dillere, milletlere sahip oldukları için yok sayılanlar. Katledenlerse; emperyalizm işbirlikçisi, bir avuç zenginin sahip olduğu devlet ve ona hizmet eden resmi, sivil faşistler.
İlerici, devrimci güçler, Mustafa Suphi ve 14 yoldaşını katledenlere, Kızıldere'yi, 1977 Mayıs'ını kana bulayanlara, Çorum, Maraş, Sivas, Beyazıt, Halepçe, Gazi Mahallesi, Roboski (Uludere) katliamlarını gerçekleştirenlere karşı mücadele bayrağı bir gün bile düşürmedi. Bizler tüm dostlarımızı dün, bugün olduğu gibi yarında alanlara, "Faşizme geçit yok" sloganını yükseltmeye çağırıyoruz!
Tarih: 16.03.2012
Saat: 13.30
Yer: Beyazıt Meydanı / İstanbul