Tarih: 09.11.2008 | Kategori: Gençlik
Fotoğraflar

Genç-Sen 1. Olağan Genel Kurulu yapıldı

Genç-Sen 1. Olağan Genel Kurulu yapıldı
Öğrenci Gençlik Sendikası (Genç-Sen) 1. Olağan Genel Kurulu dün (09.11.2008) Ankara'da İnşaat Mühendisleri Odası Teoman Öztürk salonunda gerçekleştirildi. Genel Kurul'a Türkiye'nin pek çok yerinden yaklaşık 650 genç katıldı.
Genel Kurul saat 10.00'da sinevizyon gösterimi ile başladı. Yıl boyu yapılan etkinlik ve eylem fotoğraflarının yer aldığı sinevizyon gösteriminden sonra, tüm devrim ve demokrasi şehitleri için bir dakikalık saygı duruşu yapıldı. Daha sonra Grup Batista'nın Haydi Barikata ve Avusturya İşçi Marşı'nı çalmasından sonra, Genel Kurul'a geçildi. Divan başkanlığına DİSK'e bağlı Emekli-Sen Genel Başkanı Veli Beysülen ve Merkez Yürütme Kurulu (MYK)'dan iki kişi seçildi. Genel Kurul'a konuk olarak KESK Genel Başkanı Sami Evren, Genel Sekreteri Emirali Şimşek, Eğitim Sen Genel Sekreteri Mehmet Bozgeyik, DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün katıldı. DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün ve KESK Genel Başkanı Sami Evren'in konuşmalarının ardından, gündem önerileri sunuldu ve yarım saatlik bir ara verildi.

Aradan sonra geçen yıla dair değerlendirmelerin yer aldığı bir bölüm vardı. Özellikle ilerici öğrencilerin oylarıyla temsil yetkisi kazanan MYK üyeleri Ayşe ve Evrim arkadaşların konuşmaları bu bölüme damgasını vurdu. Çalışma raporunda çizilen toz pembe tablonun aksine bu arkadaşlar sendikanın işleyişinde görülen hatalar ve sebepleri üzerine kendi gözlemlerini doğrudan solonla paylaştı. İlk konuşmacı olarak söz alan eski MYK üyesi Ayşe Baziki, yaklaşık iki buçuk ay yer aldığı Merkez Yürütme Kurulu'nda gördüğü yanlışlıkları ve eksiklikleri anlattı. Genç-Sen'den ayrılan üyelerin, bu yanlışlıklar sebebiyle mücadeleden soğuduklarına değinen Baziki, MYK'nın iğneyi öncelikle kendisine batırması gerektiğini ifade etti. Sendika içi demokrasi kanallarının işletilmediğini üniversite yürütme kurullarında yapılan tartışmaların ve dolayısıyla taban inisiyatifinin yok sayılarak doğrudan MYK eliyle katılımcılığın önüne set çekildiğini vurguladı. Daha sonra söz alan Genç-Sen üyelerinin çoğunluğu da ağırlıklı olarak MYK'nın üstten dayatmacı anlayışına ilişkin eleştirilerde bulundu. Yine bu bölümde söz alan eski MYK üyesi Evrim Esen, sunduğu bir metinle, özelde ilerici öğrencilerin Genç-Sen'e ilişkin değerlendirmelerini ve çözüm önerilerini aktardı. Konuşmanın ana eksenini aradan geçen bir yılda hem sendikal mücadeleye bakış açısında, hem de yapılan işlerde gözlemlenen yanlışların eleştirisi oluşturdu. Daha sonra çeşitli üniversitelerden Genç-Sen'liler okullarında yürüttükleri faaliyetlerden bahsettiler.

Önergeler de Tüzük de yine tartış(tır)ılmadı!
Bu bölümün ardından önergelere geçildi. Salonun %10'u oranında oy toplayan önergelerin tartışmaya açılmasının ardından, tek tek önergelerin sunumuna başlandı. Ancak gelen önergelerin çoğun MYK önergeleriyle çelişmesi ve bunun salonda tartışmalara yol açması üzerine divan vakit azlığını gerekçe göstererek önergelerin tartışılmasını Temsilciler Meclisine bıraktı. Ardından tüzük tartışmalarına geçildi. Tüzük ile ilgili değişiklik ve farklı tüzük önerilerinin yer aldığı bölüm oldukça tartışmalı geçti. Uzlaşmaya varılamaması üzerine tüzük değişiklikleri tartışması da bir sonraki Temsilciler Meclisi'ne bırakıldı. Böylece en yetkili organ olan Genel Kurul'un iradesi de daha dar olan Temsilciler Meclisine bırakılmış oldu. Bu durum sürekli olarak katılımcılık ve sendika içi demokrasi diyen mevcut MYK'nın demokratlığını da bir kez daha tartışmaya açmış oldu.

Son olarak YÖK eylemi üzerine konuşulacak gündeme gelindiğinde, eylemi organize etmek için seçilen komitenin eylem güzergâhı ile ilgili Temsilciler Meclisi'nde alınan kararı bozması üzerine yoğun tartışmalar yaşandı. Bu arada söz alan Eski MYK üyesi Evrim Esen arkadaşımız yaptığı konuşmada, Temsilciler Meclisi'nde alınan kararın bozulamayacağına ve komitenin polisin belirlediği güzergâh üzerinde ısrar etmesinin anlamı olmadığına değindi. Esas anlamlı olanın, insanların geçmediği boş sokaklarda kendi kendilerine yapılan eylemler değil, "YÖK'e Hayır!" dediğimiz ve bunu da herkese gösterebildiğimiz eylemler olduğuna dikkat çekti. Salondan büyük destek alan konuşmanın ardından salonu dolduran öğrenciler dakikalarca "YÖK, polis, medya bu abluka dağılacak" sloganını attı. Ve konu tekrar oylamaya açılarak, Temsilciler Meclisi'nde alınan karar tekrar kabul edildi. Böylece 9 Kasım 2008 (Pazar) günü Kurtuluştan Sakarya'ya yürüyüş kararı alındı.

Anti demokratik yaklaşımını seçim usulüne de taşıyan ve MYK'nın ağırlığını oluşturan anlayış geçen genel kurul olduğu gibi bu genel kurul'da da kapalı kapılar ardında hazırladığı listesini blok olarak oylattı. Temsilde adalet ve demokratik katılımcılık ilkelerinin çiğnendiği seçim sürecine ilerici öğrenciler katılmadı.

4 üyeden sadece birini temsil eden MYK!
Yapılan MYK seçimlerinde tahmin edildiği üzere blok listenin adayları seçildi. Alınan oy oranları itibarıyla seçimi kazandığı ilan olunan arkadaşların çalışma raporunda 1500'e yakın üyesi olduğu belirtilen sendikanın gerçek üye tam sayısının ancak ortalama ¼'ü oranında bir oyla seçilmeleri de dikkat çekici bir başka yöndü.

Katılımcılık ve demokrasi vurgusunun havada kaldığı, büyük oranda önceden hazırlanıp belirlenmiş bir Genel Kurul'un içerdiği tüm olumsuzluklara rağmen yeni dönemde Genç-Sen'in yüz yüze olduğu ve çözmesi gereken sorunları gün yüzüne çıkartması da önemliydi. Ortaya çıkan tablo ilerici, devrimci öğrencilerin bundan sonraki süreçte izlemesi gereken hattı da biraz daha belirginleştirmiş oldu.