Tarih: 16.12.2009 | Kategori: İşçi - Sendika

Demiryolu emekçileri açığa alınan arkadaşları için iş bıraktı

Demiryolu emekçileri açığa alınan arkadaşları için iş bıraktı
25 Kasım'da ülkenin her yerinden kamu emekçileri, toplu sözleme hakkı için 1 gün greve çıkmıştı. TCDD çalışanları da trenleri durdurarak eyleme katılmışlardı. 25 Kasım'ın ardından TCDD yönetimi, BTS üyesi 16 makinisti İstanbul Şube Başkanı da dahil olmak üzere açığa aldı.
BTS ve Türk Ulaşım-Sen, üyelerinin işe iadesi talebiyle dün akşam (15.12.2009) greve gitti. Tren seferleri durduruldu. Geceyarısından sonra Haydarpaşa Garı'nda polis eylemcilere saldırdı. 5 kişi gözaltına alındı.

Tüm müdahalelere rağmen direnişe devam!
Akşam polis saldırısının ardından gözaltına alınan sendika yöneticileri ve demiryolu çalışanları sabah saatlerinde serbest bırakıldı. Dün ana hat trenlerini durduran emekçiler, bugün şehir içi banliyö trenlerini de durdurdu. Sabah saatlerinden itibaren tren seferleri yapılmadı.

Grevcilere KESK İstanbul Şubeler Platformu'ndan da destek geldi. KESK ve BTS adına yapılan konuşmalarda grevin haklılığından bahsedildi. Arkadaşları göreve iade edilene kadar grevin devam edeceği belirtildi.

Diğer bir yandan, tren seferlerini kullanacak olan yolcular, grevden haberdar olmamaları sebebiyle mağdur oldu. Bu durum halkın tepkisine yol açtı. BTS İstanbul Şube Sekreteri yaptığı açıklamada Mithat Ercan, halkın mağdur olmaması için dün sadece ana hat ekspreslerini durdurup banliyö trenlerinin çalışmasına müsaade ettiklerini söyledi. Ercan, "Saat 24.00'a kadar sesimizi duyarlar diye bekledik fakat halkın mağduriyeti bu iktidarın zevk aldığı bir şey olduğundan bizi duymadılar. Biz de buna yanıt olarak sabah 05.00'ten beri şehir içi ulaşımı da durdurduk. Bu duyarsızlık devam ederse eylem artarak sürecek!" uyarısında bulundu. Bu arada BTS İstanbul 1 No'lu Şube Sekreteri Mithat Ercan'dan alınan son bilgiye göre, trenler yarın (17.12.2009)çalıştırılacak ancak eylemler devam edecek.

Artık yeter! Güzel ve güneşli günler bizim olmalı!
Devlet grevlerin olabildiğince az duyulmasından yana bir politika izleyedursun, halk gasp edilen hakların farkında, emekçinin yanında! Mağduriyetimizin sebebi işçilerin haklarını araması için iş bırakması değil, devletin izlediği sömürü ve şiddet politikalarıdır!

Kriz günden güne derinleştikçe, ekonomideki derin çatlak gittikçe bir yarık halini aldıkça işçinin emeğinden 'tasarruf' gerekli görülüyor. Gözümüzün önünde duran bir ölüm çemberi başlı başına özetliyor aslında herşeyi. Tuzla tersanesinde artan ölüm sayısı... Kârdan vazgeçmeyen patronlar, işçiyi ateşe itmekten çekinmiyor.

Patronlar, paçalarını kurtarma derdinden, rahatlarından, kârlarından vazgeçmedikçe, ölümler, zulümler son bulmayacağı gibi direniş de her zaman var olacak! Bugün demiryolu emekçilerinin bize bir kez daha gösterdiği bu. Mücadeleye devam! Ta ki o güzel ve güneşli günler bizim olana dek!