Tarih: 29.11.2005 | Kategori: Gençlik

Beytepe'de Şemdinli olayları ile ilgili basın açıklaması yapıldı

Beytepe'de Şemdinli olayları ile ilgili basın açıklaması yapıldı
Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde meydana gelen bombalama olayını kınayan Beytepeli öğrenciler 28 Kasım Pazartesi günü Hacettepe Üniversitesi’nin Beytepe Kampüsünde bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Saat 12.00'de Edebiyat Fakültesi'nin içinde toplanan yaklaşık 100 kişi “Kahrolsun MİT-CİA-KONTRGERİLA!”, “ Şemdinli halkı yalnız değildir!”, “biji berxwedana şemzinan!” gibi sloganlar atarak yürüyüşe geçti. Daha sonra yemekhanenin önünde toplanan grup basın açıklamasını gerçekleştirdi. Açıklamada şu şekilde devam ett:
DÜN SUSURLUK BUGÜN ŞEMDİNLİ! KATİL DEVLET HESAP VERECEK!

T.C Devleti, NATO’ya girerken imzaladığı ve gizli tutulan bir maddesi gereğince NATO üyesi her ülke gibi komünizme ve Ulusal Kurtuluş savaşlarına karşı genel olarak; kontrgerilla, Süper NATO ya da Gladyo adıyla anılan askerlerden ve sivillerden oluşan silahlı bir örgütlenme gerçekleştirmekle yükümlüdür. Gene bu gizli maddeye göre kontrgerilla hiçbir şekilde yargılanmayacak, hasbel kader yargılanmak zorunda kalsalar bile cezalandırılmayacaklardır.

Avrupa’da Sosyalist Kampın yıkılışından sonra artık uzun süre ihtiyaç olmayacağı düşüncesiyle, şubeleri geçici bir süre içinde olsa tasfiye edilmiş ya da en azından eylemleri durdurulmuş olmasına rağmen; Türkiye’de binlerce cana kıyan bu kanun dışı cinayet örgütü ne yazık ki açığa çıkarılmak bir yana iktidara gelen bütün burjuva partilerince hassasiyetle korunmuş ve kollanmıştır.

Bugün yine kontrgerillacılar kendilerini her türlü meşruiyetin üstünde görerek Kürt Halkı'na gözdağı vermeye yelteniyorlar. Bunun son örneklerini Şemdinli’de 1 Kasım ve 9 Kasım tarihlerinde yaptıkları bombalamalarda ve sonrasında yaşanan süreçte görmekteyiz.

Bu bombalamalarda onlarca bina yıkılarak kullanılmaz hale geldi, kitap dükkanındaki bir insan da yaşamını yitirdi. Saldırı sonrasında halk tarafından suçüstü yakalanan kontrgerillanın zavallı tetikçi piyonu-itirafçı kendini kurtarmak için iki suç ortağının otomobiline attı. Böylelikle suç ortakları da halk tarafından yakalandı ve kimlikleri açık edildi. Ancak polisler tarafından ön kapıdan alınan katiller arka kapıdan bırakıldılar. Çünkü söz verildiği gibi devlet tarafından korunmaktaydılar.

Olay akşamı bölgenin savcısı ve avukatlarla birlikte keşif yapan halkın üzerine ateş açıldı. Bir masum genç daha katledildi. Ve beş kişi yaralandı.

Olayı takip eden günlerde, Hakkari Yüksekova’da gerçekleştirilen protesto eylemine yapılan polis saldırısı sonucu üç kişi daha katledildi. Katledilenlerin cenazesinde yapılan yürüyüş esnasında F-16’lar alçak uçuş yaptılar.

Olaylar sonrasında yıllardır yapılan, bilindik hedef saptırma yöntemleri izlendi.

Bu malzemelerin eline verilmesiyle hemen görevi başına geçen satılmış medya ve kalemşörleri, mazlum Kürt Halkı'na karşı yapılan kirli saldırıları olmamışa döndürmek, hedefi saptırarak, halklar arasına düşmanlık tohumları serpmek için uğraşıyor. Kürt Halkı'nı kastederek “Bunlar bölücüler ve bakın aslında bombacıları güvenlik güçleri yakalıyor” diyorlar.

Böylesine açığa çıkmış bir olayı dahi bölücülük edebiyatıyla, şövenizmi körükleyerek küllendirmeye çalışanlar, yıllardır sürdürülen kirli savaşın sorumlularının suç ortaklarıdır.

Kürt sorunu Türkiye’nin şuan ki en önemli toplumsal meselesidir. Tarih ezilen hiçbir halkın şiddetle, katliamla, zulümle yıldırılamayacağını, er ya da geç daha etkili bir şekilde başkaldıracağını defalarca göstermiştir. Kürt halkına yapılan baskıyı meşru göstermeye çalışanlar, Türk Halkınada en büyük kötülüğü yapmaktadır. Çünkü başka ulusu ezen bir ulus da özgür olamaz.

Bu sorun ancak Kürt ve Türk Halkları'nın kardeşliği, eşitliği ve özgürlüğü temelinde çözülecektir.

Halklar arasında düşmanlık yaratarak; sömürülerini, egemenliklerini sürdürmek isteyen emperyalistler ve onların gizli-açık suç örgütlerini kınıyoruz. Daha önceki “Susurluk” gibi olaylardan da bildiğimiz gibi bu dava da sonucuna ulaşamayacak, birkaç kişi günah keçisi ilan edilerek mesele kapatılmaya çalışılacaktır. Çünkü görünürdeki devletin, gerçek devleti yargılayarak cezalandırması mümkün değildir. Gerçek yargılama ve cezalandırma halklar tarafından yapılacaktır.

28 Kasım 2005

ANKARAGENÇLİK DERNEĞİ, BAĞIMSIZ GENÇLİK HAREKETİ, DEVRİMCİ GENÇLİK, EMEK GENÇLİĞİ, DEVRİMCİ PROLETER GENÇLİK, EKİM GENÇLİĞİ, KURTULUŞ PARTİSİ GENÇLİĞİ, ÖĞRENCİ MUHALEFETİ, SOSYALİST GENÇLİK DERNEĞİ, SOSYALİST DEMOKRASİ GENÇLİĞİ, TÜM-İGD'Lİ ÖĞRENCİLER