Beyazıt'tan Halepçe'ye 16 Mart Katliamları'nı unutmadık, unutturmayacağız
Bugün (16 Mart 2010) saat 12:30'da Beyazıt Meydanı'nda toplanan aralarında TÜM-İGD'li öğrencilerin de bulunduğu yüzlerce öğrenci 16 Mart Beyazıt ve Halepçe Katliamları'nı unutmadığını ve unutturmayacağını göstermek için alanlardaydı.
İstanbul Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi ile diğer üniversitelerden gelen öğrenciler Edebiyat Fakültesi önünde buluşarak sloganlar eşliğinde Beyazıt Meydanı'na yürüdüler.İstanbul Üniversitesi ana kapısı önünde Merkez Kampüsten çıkacak öğrenciler beklenirken Beyazıt ve Halepçe Katliamları'nın çevredeki insanlara anlatıldığı konuşmalar yapıldı.
İlerici, devrimci, yurtsever öğrenciler "Beyazıt faşizme mezar olacak!", "Yaşasın halkların kardeşliği!" sloganlarını hem Türkçe hem de Kürtçe attılar.Ana kapının açılmasıyla Beyazıt Meydanı'nda yüzlerce öğrenci hep bir ağızdan haykırdılar: "Devrim şehitleri ölümsüzdür!", "Katil devlet hesap verecek!"
Unutmadık, unutturmayacağız!
Okunan basın metninde 16 Mart 1978'de 3'ü İGD'li olan Ahmet Turan Ören, Baki Ekiz, Murat Kurt; TİP'li Cemil Sönmez, Abdullah Şimşek, Hamit Akıl; Dev-Genç'li Hatice Özen'in can verdiği Beyazıt katliamının kontrgerilla katliamı olduğu belirtildi. Dönemin polis amiri Reşat Altay'ın, Hrant Dink cinayetinde Trabzon Emniyet Müdürü olarak tekrar katliam sahnesinde yerini aldığı vurgulandı. Maraş, Çorum, Gazi, Sivas, 19Aralık katliamlarına da değinerek bugün hâlâ kontrgerilla faaliyetlerinin devam ettiği belirtildi.
Yine 16 Mart 1988'de İran-Irak savaşının sürdüğü günlerde uçakların Halepçe kasabasının üstüne geldiğinde yüklerini hava boşluğuna bırakarak kimyasal silahlarla yaşlısı, genci, bebeği, kadınıyla binlerce Kürt'ün katledildiği söylendi. Bu katliamın, egemenlerin ezilen halklara yönelik insanlık dışı katliamlarından biri olarak tarihe geçtiği belirtilerek bu saldırıların bugün de devam ettiğinin altı çizildi. Seçilmiş belediye başkanlarının tutuklanmasının, DTP'nin kapatılmasının, Ceylan Önkol'un ve Aydın Erdem'in katledilmesinin 16 Mart'tan bugünlere katliamcı politikaların devam ettiğinin bir göstergesi olduğu söylendi.
Biz ki gürleyen birer volkanız, Beyazıt patlayan krater
Basın metninin Kürtçe okunmasının ardından 16 Mart 1978'de Beyazıt'ta yaralanan Oğuzhan Kayserioğlu o günü alandaki öğrencilere aktardı. O gün öğrencilerin her zamanki yerden çıkarılmadığını, polisin az olduğunu ve güvenlik önlemlerin alınmadığını hatırlattı. Bombanın yerde patladığını belirten Kayserioğlu TÜM-İGD'li öğrencilerin hazırlamış olduğu 7 şehidin resimlerinin olduğu dövizleri göstererek "Eğer bomba havada patlasaydı burada 7 arkadaşımızı değil en az 50 arkadaşımızı anıyor olacaktık." diyerek katliamın kanlı yüzünü bir kez daha gözler önüne serdi.
Basın açıklamasının ardından 7 öğrencinin katledildiği Eczacılık Fakültesi'nin önüne gelinerek karanfiller ve katledilen devrimcilerin resimlerinin bulunduğu dövizler bırakıldı. Tüm devrim şehitleri için yapılan saygı duruşunun ardından hep bir ağızdan Beyazıt Marşı okunarak eylem sonlandırıldı.
İlerici, devrimci, yurtsever öğrenciler "Beyazıt faşizme mezar olacak!", "Yaşasın halkların kardeşliği!" sloganlarını hem Türkçe hem de Kürtçe attılar.Ana kapının açılmasıyla Beyazıt Meydanı'nda yüzlerce öğrenci hep bir ağızdan haykırdılar: "Devrim şehitleri ölümsüzdür!", "Katil devlet hesap verecek!"
Unutmadık, unutturmayacağız!
Okunan basın metninde 16 Mart 1978'de 3'ü İGD'li olan Ahmet Turan Ören, Baki Ekiz, Murat Kurt; TİP'li Cemil Sönmez, Abdullah Şimşek, Hamit Akıl; Dev-Genç'li Hatice Özen'in can verdiği Beyazıt katliamının kontrgerilla katliamı olduğu belirtildi. Dönemin polis amiri Reşat Altay'ın, Hrant Dink cinayetinde Trabzon Emniyet Müdürü olarak tekrar katliam sahnesinde yerini aldığı vurgulandı. Maraş, Çorum, Gazi, Sivas, 19Aralık katliamlarına da değinerek bugün hâlâ kontrgerilla faaliyetlerinin devam ettiği belirtildi.
Yine 16 Mart 1988'de İran-Irak savaşının sürdüğü günlerde uçakların Halepçe kasabasının üstüne geldiğinde yüklerini hava boşluğuna bırakarak kimyasal silahlarla yaşlısı, genci, bebeği, kadınıyla binlerce Kürt'ün katledildiği söylendi. Bu katliamın, egemenlerin ezilen halklara yönelik insanlık dışı katliamlarından biri olarak tarihe geçtiği belirtilerek bu saldırıların bugün de devam ettiğinin altı çizildi. Seçilmiş belediye başkanlarının tutuklanmasının, DTP'nin kapatılmasının, Ceylan Önkol'un ve Aydın Erdem'in katledilmesinin 16 Mart'tan bugünlere katliamcı politikaların devam ettiğinin bir göstergesi olduğu söylendi.
Biz ki gürleyen birer volkanız, Beyazıt patlayan krater
Basın metninin Kürtçe okunmasının ardından 16 Mart 1978'de Beyazıt'ta yaralanan Oğuzhan Kayserioğlu o günü alandaki öğrencilere aktardı. O gün öğrencilerin her zamanki yerden çıkarılmadığını, polisin az olduğunu ve güvenlik önlemlerin alınmadığını hatırlattı. Bombanın yerde patladığını belirten Kayserioğlu TÜM-İGD'li öğrencilerin hazırlamış olduğu 7 şehidin resimlerinin olduğu dövizleri göstererek "Eğer bomba havada patlasaydı burada 7 arkadaşımızı değil en az 50 arkadaşımızı anıyor olacaktık." diyerek katliamın kanlı yüzünü bir kez daha gözler önüne serdi.
Basın açıklamasının ardından 7 öğrencinin katledildiği Eczacılık Fakültesi'nin önüne gelinerek karanfiller ve katledilen devrimcilerin resimlerinin bulunduğu dövizler bırakıldı. Tüm devrim şehitleri için yapılan saygı duruşunun ardından hep bir ağızdan Beyazıt Marşı okunarak eylem sonlandırıldı.