4. İlerici Gençlik Yaz Kampı coşkuyla sona erdi
İlerici gençlerin geleneksel hale getirdikleri yaz kamplarının dördüncüsü bu yıl 5-8 Ağustos 2011 tarihleri arasında İzmir Dikili-Sotes Tatil Köyü'nde gerçekleştirildi. Türkiye ve dünya sorunlarıyla ilgili panellerin, kültür-sanat atölyelerinin, müzik etkinliklerinin gerçekleştiği yaz kampı dün (08.08.2011) coşkuyla sona erdi.
İlk iki gününü sitemizden aktardığımız kampın üçüncü gününde ilerici gençler güne hep beraber kahvaltı ederek başladı. Yoğun geçen kampın coşkusu üretimin, eğlenmenin birlikte yapıldığı her aktiviteyle artmaktaydı. Kahvaltının ardından ilerici gençler Petrol-İş Eğitim Uzmanı Erhan Kaplan tarafından gerçekleştirilecek "Kapitalizmle mücadelede sendikaların rolü" paneline gittiler.
İşçi sınıfıyla organik bağları olan herkesin yakından tanıdığı Kaplan, konuşmasına sermaye egemenliğine dayalı sistemimizi tanımlayarak başladı. Doğrudan sömürüye dayanan, insanın insanı, güçlünün zayıfı, kadınları, çocukları, tüm azınlıkları sömürmeye dayanan sisteme karşı durmadan mücadelenin önemine değindi. Sistemi değiştirmek için tek yolun sistemi alaşağı etmek olduğunu belirtti. İlerici gençliğin "Gençlik devrim istiyor" sloganına atıfta bulunarak gençliğin yenilikçi, heyecanlı özelliğiyle sistemi alaşağı etmekteki rolünün altını çizdi. Kapitalizme karşı mücadele işçi sınıfının en meşru, en önemli aracının ise sendikalar olduğunu belirtti. Kimi sendikalardaki atıl durumu eleştirerek, bu durumun değişmesi, sendikaların mücadeleci hale gelebilmesi için sosyalistlerin sendikalarda daha etkin rollerde bulunması gerektiğini dile getirdi.
PETKİM direnişinin işçi sınıfının yapısı ve sendikalar açısından bir örnek oluşturduğunu belirten Kaplan, PETKİM'in ekonomik sistem içindeki önemini ve PETKİM direnişin geçirdiği evreleri aktardı. Fabrikadaki grev yasağını ve işçilerin yüksek maaş farkıyla ikiye bölünmeye çalışıldığını deşifre eden Kaplan, işçilerin aralarına sokulmaya çalışılan düşmanlığa, grev yasağına rağmen gerçekleştirdikleri başarılı direnişi selamladı.
Konuşmasının sonunda sistemle mücadele eden sendikalar, gençlik örgütleri ve çeşitli yapılarda tüm üyelerin eşit olduğunu, düşmanımızında ortak olduğunu ve düşmanımızı ancak en güçlü olduğumuz yer olan sokaklarda yenebileceğimizi belirten Kaplan sözlerini Süleyman Hocamızın da dediği gibi "Sizler kaya balıklarısınız, sizler benim kaya balıklarımsınız" diyerek noktaladı.
Fotoğraf atölyesi ve işçi, üniversiteli, liseli atölyeleriyle gün devam etti. "Fotoğraf Atölyesi"nde katılımcı arkadaşların çektikleri fotoğraflar değerlendirildi. İşçi, üniversiteli, liseli atölyelerinin ortak değerlendirmesine geçildi. Atölyeler bir araya gelerek, kendi konuşmalarını ve geleceğe dair planlarını aktardı. Atölye değerlendirmelerinin ortak noktası önümüzdeki süreçte daha aktif, bayrağı daha da yukarın kaldıran bir ilerici gençlik oldu.
Atölye değerlendirmesinin ardından serbest zaman etliklerine geçildi. Serbest zaman etkinliklerinde "sürpriz oyun" oynandı ve uçurtma yarışması yapıldı. Sürpriz oyun olan sandalye kapmaca yarışmasına katılım yoğundu. Oldukça renkli geçen yarışma aralarında çalan müzikle romandan halaya çeşitli oyunlar oynandı. Uçurtma yarışmasında ise birbirinden farklı uçurtmalar arasında kıyasıya rekabet yaşandı. Filistin bayrağı, TÜM-İGD logosu, "Yolumuz işçi sınıfının yoludur" şiarı, orak-çekiç, zafer işareti gibi desenlerin yer aldığı uçurtmalar semada süzülürken kamp alanındaki insanların da oldukça dikkatini çekti. Uçurtma yarışmasının birincisi zafer işaretinin bulunduğu uçurtma oldu.
"Ben Başar Usta, onca yıllık hakkımı size yedirmeyeceğim"
Kampın son akşamına gelindiğinde kamp sakinlerini ve ilerici gençliği Güneşli Dünya'nın ezgileri ve atölyelerin süpriz gösterileri bekliyordu. Sahneye önce "Yaratıcı Drama Atölyesi"nde üç gün boyunca sergileyecekleri oyunu hep birlikte tasarlayan ilerici gençler geldi. Daha önceden repliklerini yazmadan, doğaçlama oynadıkları ve Başar Usta'nın hayata karşı verdiği mücadeleyi anlatan oyun izleyicilerin alkışlarıyla ödülünü almış oldu.
Herkes ritmin bir parçasıydı
"Yaratıcı Drama Atölyesi"nin ardından sıra "Ritm Atölyesi"ndeydi. Bu sefer davullar, darbukalar, marakas, bendir konuştu. Müziğin ritmi gençliği sardı. Ritm atölyesinin bir de süprizi vardı. Gösteriye tüm izleyiciler alkışlarıyla katılımını sağlayan "Ritm Atölyesi" izleyenlere güzel anlar yaşattı.
Bir şey yapmalı, Devrim yapmalı!
Atölyelerin ardından ilerici gençliğin sesi Güneşli Dünya, "Merhaba" diyerek sahneyi devraldı. Ellerinde pankartlar derken fabrikaları, tarlaları, okulları, alanları dolduran biz ilerici gençliği anlatıyor gibiydiler. Neredeyse tüm izleyenlerin katıldığı halaylar gençliğin coşkusunu dosta, düşmana duyurmaktaydı. "Bir şey yapmalı"nın cevabı izleyenlerden yanıt bulmakta gecikmedi; ilerici gençler şarkıya "Devrim yapmalı" diye cevabını yükseltti. Güneşli Dünya, seslendirdikleri Kürtçe parçalarla tüm Türkiye halklarına selam ederken, Polyuşka Poli ile enternasyonalist dayanışmanın bir örneğini sergilemekteydi. Güneşli Dünya sahneden ayrılırken tüm izleyenlerin kulaklarında "Gelip geçenler diyecek merhaba, merhaba ey kızıl çiçek" ezgisi çınlamaktaydı.
Güneşli Dünya'nın konserinin ardından kumsala kamp ateşinin başına geçildi. Kamp ateşi etrafında toplanan ilerici gençler bir yandan hep beraber çektirdikleri fotoğraflarla bu anı ölümsüzleştirirken bir yandan da Türkçe, Kürtçe, Arapça ezgilerle, çektikleri halaylarla konseri kumsala taşıdılar. Kamp ateşinin sönmesi 4. İlerici Gençlik Yaz Kampı'nın son gecesinin sona erdiğini dile getirmekteydi.
Kampın son gününe gelindiğinde sadece ilerici gençler değil kamp sakinleri de 4. İlerici Gençlik Yaz Kampı'nın bitişinin hüznünü yaşıyorlardı. Kamp kantininde hep beraber hazırlanıp, yenilen kahvaltı bu hüznün ve daha güzel, daha özgür günlerde tekrar görüşme umudunun parçalarını taşıyordu. Kahvaltının ardından gerçekleştirilen kapanış konuşması kampın kısa değerlendirmesiyle açıldı. Kampla ilgili görüşlerin dinlendiği açılış konuşmasının ardından kampa panel, atölye, yarışma hazırlıklarıyla, uyandırma, organizasyon gibi çeşitli görevlerle katılan tüm dostlara tek tek teşekkür edildi. Kapanış konuşması kampta düzenlenen yarışmalarda derece alan dostlara ödüllerinin verilmesinin ardından sona erdi. Kapanış konuşmasının ardından ilerici gençler eşyalarını hep beraber araçlarına taşıyarak kentlerine doğru yol aldı.
İlerici gençliğin bu 4. yaz kampı arkasında bizi anlatan şu mısraları bıraktı:
Hep bir ağızdan türkü söyleyip
hep beraber sulardan çekmek ağı,
demiri oya gibi işleyip hep beraber,
hep beraber sürebilmek toprağı,
ballı incirleri hep beraber yiyebilmek,
yarin yanağından gayrı her şeyde
her yerde
hep beraber...
İşçi sınıfıyla organik bağları olan herkesin yakından tanıdığı Kaplan, konuşmasına sermaye egemenliğine dayalı sistemimizi tanımlayarak başladı. Doğrudan sömürüye dayanan, insanın insanı, güçlünün zayıfı, kadınları, çocukları, tüm azınlıkları sömürmeye dayanan sisteme karşı durmadan mücadelenin önemine değindi. Sistemi değiştirmek için tek yolun sistemi alaşağı etmek olduğunu belirtti. İlerici gençliğin "Gençlik devrim istiyor" sloganına atıfta bulunarak gençliğin yenilikçi, heyecanlı özelliğiyle sistemi alaşağı etmekteki rolünün altını çizdi. Kapitalizme karşı mücadele işçi sınıfının en meşru, en önemli aracının ise sendikalar olduğunu belirtti. Kimi sendikalardaki atıl durumu eleştirerek, bu durumun değişmesi, sendikaların mücadeleci hale gelebilmesi için sosyalistlerin sendikalarda daha etkin rollerde bulunması gerektiğini dile getirdi.
PETKİM direnişinin işçi sınıfının yapısı ve sendikalar açısından bir örnek oluşturduğunu belirten Kaplan, PETKİM'in ekonomik sistem içindeki önemini ve PETKİM direnişin geçirdiği evreleri aktardı. Fabrikadaki grev yasağını ve işçilerin yüksek maaş farkıyla ikiye bölünmeye çalışıldığını deşifre eden Kaplan, işçilerin aralarına sokulmaya çalışılan düşmanlığa, grev yasağına rağmen gerçekleştirdikleri başarılı direnişi selamladı.
Konuşmasının sonunda sistemle mücadele eden sendikalar, gençlik örgütleri ve çeşitli yapılarda tüm üyelerin eşit olduğunu, düşmanımızında ortak olduğunu ve düşmanımızı ancak en güçlü olduğumuz yer olan sokaklarda yenebileceğimizi belirten Kaplan sözlerini Süleyman Hocamızın da dediği gibi "Sizler kaya balıklarısınız, sizler benim kaya balıklarımsınız" diyerek noktaladı.
Fotoğraf atölyesi ve işçi, üniversiteli, liseli atölyeleriyle gün devam etti. "Fotoğraf Atölyesi"nde katılımcı arkadaşların çektikleri fotoğraflar değerlendirildi. İşçi, üniversiteli, liseli atölyelerinin ortak değerlendirmesine geçildi. Atölyeler bir araya gelerek, kendi konuşmalarını ve geleceğe dair planlarını aktardı. Atölye değerlendirmelerinin ortak noktası önümüzdeki süreçte daha aktif, bayrağı daha da yukarın kaldıran bir ilerici gençlik oldu.
Atölye değerlendirmesinin ardından serbest zaman etliklerine geçildi. Serbest zaman etkinliklerinde "sürpriz oyun" oynandı ve uçurtma yarışması yapıldı. Sürpriz oyun olan sandalye kapmaca yarışmasına katılım yoğundu. Oldukça renkli geçen yarışma aralarında çalan müzikle romandan halaya çeşitli oyunlar oynandı. Uçurtma yarışmasında ise birbirinden farklı uçurtmalar arasında kıyasıya rekabet yaşandı. Filistin bayrağı, TÜM-İGD logosu, "Yolumuz işçi sınıfının yoludur" şiarı, orak-çekiç, zafer işareti gibi desenlerin yer aldığı uçurtmalar semada süzülürken kamp alanındaki insanların da oldukça dikkatini çekti. Uçurtma yarışmasının birincisi zafer işaretinin bulunduğu uçurtma oldu.
"Ben Başar Usta, onca yıllık hakkımı size yedirmeyeceğim"
Kampın son akşamına gelindiğinde kamp sakinlerini ve ilerici gençliği Güneşli Dünya'nın ezgileri ve atölyelerin süpriz gösterileri bekliyordu. Sahneye önce "Yaratıcı Drama Atölyesi"nde üç gün boyunca sergileyecekleri oyunu hep birlikte tasarlayan ilerici gençler geldi. Daha önceden repliklerini yazmadan, doğaçlama oynadıkları ve Başar Usta'nın hayata karşı verdiği mücadeleyi anlatan oyun izleyicilerin alkışlarıyla ödülünü almış oldu.
Herkes ritmin bir parçasıydı
"Yaratıcı Drama Atölyesi"nin ardından sıra "Ritm Atölyesi"ndeydi. Bu sefer davullar, darbukalar, marakas, bendir konuştu. Müziğin ritmi gençliği sardı. Ritm atölyesinin bir de süprizi vardı. Gösteriye tüm izleyiciler alkışlarıyla katılımını sağlayan "Ritm Atölyesi" izleyenlere güzel anlar yaşattı.
Bir şey yapmalı, Devrim yapmalı!
Atölyelerin ardından ilerici gençliğin sesi Güneşli Dünya, "Merhaba" diyerek sahneyi devraldı. Ellerinde pankartlar derken fabrikaları, tarlaları, okulları, alanları dolduran biz ilerici gençliği anlatıyor gibiydiler. Neredeyse tüm izleyenlerin katıldığı halaylar gençliğin coşkusunu dosta, düşmana duyurmaktaydı. "Bir şey yapmalı"nın cevabı izleyenlerden yanıt bulmakta gecikmedi; ilerici gençler şarkıya "Devrim yapmalı" diye cevabını yükseltti. Güneşli Dünya, seslendirdikleri Kürtçe parçalarla tüm Türkiye halklarına selam ederken, Polyuşka Poli ile enternasyonalist dayanışmanın bir örneğini sergilemekteydi. Güneşli Dünya sahneden ayrılırken tüm izleyenlerin kulaklarında "Gelip geçenler diyecek merhaba, merhaba ey kızıl çiçek" ezgisi çınlamaktaydı.
Güneşli Dünya'nın konserinin ardından kumsala kamp ateşinin başına geçildi. Kamp ateşi etrafında toplanan ilerici gençler bir yandan hep beraber çektirdikleri fotoğraflarla bu anı ölümsüzleştirirken bir yandan da Türkçe, Kürtçe, Arapça ezgilerle, çektikleri halaylarla konseri kumsala taşıdılar. Kamp ateşinin sönmesi 4. İlerici Gençlik Yaz Kampı'nın son gecesinin sona erdiğini dile getirmekteydi.
Kampın son gününe gelindiğinde sadece ilerici gençler değil kamp sakinleri de 4. İlerici Gençlik Yaz Kampı'nın bitişinin hüznünü yaşıyorlardı. Kamp kantininde hep beraber hazırlanıp, yenilen kahvaltı bu hüznün ve daha güzel, daha özgür günlerde tekrar görüşme umudunun parçalarını taşıyordu. Kahvaltının ardından gerçekleştirilen kapanış konuşması kampın kısa değerlendirmesiyle açıldı. Kampla ilgili görüşlerin dinlendiği açılış konuşmasının ardından kampa panel, atölye, yarışma hazırlıklarıyla, uyandırma, organizasyon gibi çeşitli görevlerle katılan tüm dostlara tek tek teşekkür edildi. Kapanış konuşması kampta düzenlenen yarışmalarda derece alan dostlara ödüllerinin verilmesinin ardından sona erdi. Kapanış konuşmasının ardından ilerici gençler eşyalarını hep beraber araçlarına taşıyarak kentlerine doğru yol aldı.
İlerici gençliğin bu 4. yaz kampı arkasında bizi anlatan şu mısraları bıraktı:
Hep bir ağızdan türkü söyleyip
hep beraber sulardan çekmek ağı,
demiri oya gibi işleyip hep beraber,
hep beraber sürebilmek toprağı,
ballı incirleri hep beraber yiyebilmek,
yarin yanağından gayrı her şeyde
her yerde
hep beraber...