İlerici Gençlik Sayı:11
Yeni bir öğrenci gençlik hareketi! Yeni bir üniversite çalışması!
Sosyal dayanışma, sosyal güvenlik gibi temel hakların liberalizmin "özgür girişimci" çarkları arasında parçalanıp yok edildiği günümüzde, eğitim sistemine yama olmuş dershanelerin yüksek ücretleri, artan harçlar, kayıt masrafları, ulaşım pahalılığı, yüksek konut kiraları, yurt ücretleri kantin, yemekhane ücretleri üniversite eğitimini de düşük gelirli geniş halk kitlelerinin faydalanamadığı bir lüks haline getiriyor.
YAŞASIN 8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ!
İşçi ve emekçi kadınların mücadele ve dayanışma günü olan 8 Mart'ı çoşkuyla kutluyoruz. Bize 8 Mart'ı armağan eden Klara Zetkinleri ve onun gibi, işçi sınıfının saflarında kadınların eşitliği için mücadele etmiş bütün önder kadınları saygıyla anıyoruz.
ÜNİVERSİTELİLERİN GÜCÜ FRANSIZ SOKAKLARINI SARSIYOR!
Avrupa'da Sosyal Devletin Sonuna Doğru... Sosyal devlet geleneğinin tırpanlanması Avrupa'nın sosyal devlet geleneğinin önde gelen temsilcisi Fransa'yı da bu bağlamda bir süreden beri eylemlerin beşiği yaptı Eylemlerin nedeni Fransa Senatosu'nun mevcut iş yasasında çeşitli değişiklikler yapmak istemesiydi. Kabul edilen yasa ile, 26 yaşından küçüklerin, işveren tarafından iki yıl içinde gerekçe gösterilmeden işten çıkarılmasına olanak sağlanıyor. Yasa diğer bir deyişle işverenlerin 26 yaşından küçük çalışanlarını işten çıkarmasını kolaylaştırıyor.
Üniversiteli işçiler
Kapitalist sistemin en büyük "armağanlarından" biri olan maddi sıkıntı, sadece ailelerini geçindirmek zorunda olan bireyleri değil; okumak zorunda olan öğrencileri de vuruyor. Devlet, burs ve kredi gibi yardımcı öneriler sunsa da bunlar öğrencilerin içinde bulunduğu maddi sıkıntıların yanında devede kulak gibi kalıyor. Zaten çok kıt imkanlar veren burslara ve kredilere başvuran öğrenciler, adil şartlarda incelenmediği için için gerçekten ihtiyacı olanlar bu yardımlara ulaşamıyor. Bu durumda maddi sıkıntı çeken öğrenciler ya bir yandan çalışıp bir yandan da öğrenimlerine devam etmek durumundalar ya da ne yazık ki öğrenimlerine ara vermek zorundalar. Bu çarpıcı tabloya karşın hiçbir önlem alınmaması ise böyle sahnelerle daha çok karşılaşacağımız anlamına geliyor.
SOL tribünlere girebilir mi?
Geçtiğimiz aylarda Lazio-Livorno maçında attığı golden sonra Livorno tribünlerine dönerek nazi selamı veren Lazio oyuncusu Di Canio, yarattığı gündemle daha çok Livorno taraftarlarının işine yaradı. Genel olarak komünist eğilimli Livorno taraftarları bu olayın yarattığı atmosferi kullanarak, takip eden maçlarda bu olayın öcünü alırcasına görkemli tribünlerle gövde gösterisi yaptılar. Ülkemiz muhalif basınının da sayfalarında yer verdiği Livorno'yu belki bilmeyenler olabilir, o nedenle kısaca Livorno'dan bahsedelim:
Ortadoğu'da Demirci Kawa'lar Direniş Ateşini Yakmaya Devam Ediyor!
Newroz'un Ortadoğu ve Asya halkları açısından anlamı çok büyüktür. Newroz kelime olarak yeni gün anlamına geliyor. Yani doğanın yeniden canlanması, uyanması anlamına. Newroz'un Ortadoğu halkları açısından önemi elbette yalnızca kelimenin gerçek anlamıyla doğanın uyanışı değildir. Newroz'un asıl anlamı onun sınıfsal özündedir. Diğer bir deyişle toplumsal anlamda newroz ezilen insanların ezenlere karşı bir başkaldırısıdır.
"Medeniyetler İttifakı!" Cenderesinde Kadın
bu yazıyı polisler tarafından tecavüze uğrayan Sevda Aydın'a, 8 Mart'larda coplanan kadınlara, Bursa Tekstil Fabrikası'nda yanarak ölen 5 işçi kadına adıyorum. 28-29 Ocak 2006 tarihleri arasında İstanbul'da "Medeniyetler İttifakında Kadın" başlıklı kongre gerçekleştirildi. Uluslararası düzeyde yapılan kongreye bakanlar, milletvekilleri, Avrupa Parlamentosu üyeleri, akademisyenler, bilim kadınları, Birleşmiş Milletler örgütleri, yurtiçinden ve yurtdışından sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Açılış konuşmasını Recep Tayyip Erdoğan gerçekleştirdi. Kadına karşı cinsiyet ayrımcılığının ırkçılık kadar tehlikeli olduğunu söyleyen Erdoğan, "Kadını özel alana hapseden, kamu alanından dışlayan, cinsiyet ayrımcılığına dayalı, baskıcı ve tutucu anlayışlar asla medeni olamaz" diye konuştu. Kadınlara yönelik şiddeti de eleştiren Başbakan Erdoğan, hiçbir törenin, insanın insana şiddet kullanmasına gerekçe oluşturamayacağını ifade etti.
MARMARA ÜNİVERSİTESİ'NDEN MEKTUP VAR!
12 Eylül dönemiyle başlayan üniversiteleri ehlileştirme projesi bugün farklı bir boyutta karşımıza çıkmaktadır. Başta YÖK olmak üzere oluşturduğu baskı aygıtlarıyla üniversite gençliğini "kazandığını" uman devlet, günümüzde eğitimin metalaşması, piyasalaşması için çaba sarf etmektedir. 2 Kasım tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan şu satırlar ;
KADIN
Yorgunum, yüküm ağır. Uzaklardan geldim. İnsanlıkla eşit yaşım. Toprağa ilk düştüğünde cemre, tohum ilk çatladığında, gök ilk kez gürlediğinde, yağmur yağdığında ben oradaydım. İnsan heybetli yürüyüşüyle ilk adım attığında yeryüzüne ben oradaydım.Gülmeyin, şaşırmayın. Deli değil bir kadınım ben.Ananız, evladınız, yariniz. Evet bir kadın, hamuru yoğuran,üreten, yediren, giydiren, EZİLEN benim.
Günden güne çoğalan bir çığlık: "vicdani ret!"
"Vicdani Ret" kavramı dünya tarihine ilk olarak ortaçağda feodallere karşı direnen Wiedertaufer tarikatıyla girdi. Daha sonraları, 18. yüzyılda, Quaker tarikatının tutumu ve durumu da bugünkü anlamda vicdani reddi karşılamaktaydı. Bu nedenle Quakerler, vicdani reddin tarihsel gelişimi açısından önemli bir yerde durmaktadırlar. Ardından 20. Yüzyılda 1.Emperyalist Paylaşım Savaşı sırasında İngiltere'de gelişen ve güçlenen anti-militarist hareketler sonucunda Uluslararası Savaş Karşıtları oluştu. Bu ve benzeri oluşumlar sayesinde anti-militarist temelli hareketler dünyadaki savaşların seyrini etkileyebilecek düzeye geldiler. Vietnam Savaşı bunun güzel bir örneği. Vicdani ret, bugün ABD ve Avrupa'nın pek çok ülkesinin yasalarında vicdani retçilerin çetin ve zorlu mücadelesi sonucu kazanılmış bir hak olarak yer alıyor.
FİLİSTİN MÜCADELEYE "DEVAM" DEDİ!
Filistin halkı, emperyalistlere ve İsrail'e karşı uzlaşmaz tutumu ile öne çıkan Hamas'ı yüksek bir oranla seçerek mücadeleye devam dedi. Kesin sonuçların açıklanmasının hemen ardından emperyalistler ve onların işbirlikçilerinin seçim sürecinde zaten girmiş oldukları tedirginlik süreci artmaya, giderek bir telaş havasına bürünmeye başladı. Seçim sürecinde Hamas aleyhinde yürütülen çalışmalar ve tehdit kampanyaları, son bir umut olarak, Hamas'ın hükümet kurmasını önlemek ve aynı anda Hamas'ı radikal söylemlerinden vazgeçirmek noktasında yoğunlaşmaya başladı. Türkiye Hükümeti de bu çabalara utangaçça katılarak, Hamas'ın Siyasi Büro başkanı Halit Meşal'i resmi olmayan bir şekilde (AKP'nin davetlisi olarak) Türkiye'ye davet etti.
Bir röportaj(2)
ailenin ve devletin kökeni nedir?... komünizm nedir?... ilericiler dine nasıl bakarlar?... sosyalizm ve din... kapitalizm nasıl gelişti ve daha başka konular üzerine Bu sayımızda insanlığın büyük özgürlük mücadelesine hayatını adamış; dünya işçi sınıfının en değerli öğretmenlerinden bir öndere kulak veriyoruz. Kim diye mi soruyorsunuz? Hemen söyleyelim: FRİEDRİCH ENGELS. Can yoldaşı, çalışma arkadaşı Karl Marx'la birlikte yazdığı sayısız kitap ve makaleyle halen daha siyaset bilimden tutunda doğa bilimlerine kadar pek çok alanda fikirleriyle etkisini sürdüren; tartışılan ve daha da çokça tartışılacak bir düşünür ve eylem adamı. Biz de onun fikirlerini okurlarımızla buluşturmak için bir "röportaj" yapalım dedik! Yaklaşık iki koca yüzyıldır dünyayı sarmış olan sosyalizm idealinin en güçlü tasarımcılarından ve en etkili eylemcilerinden olan Engels bu röportajda sosyalizmin dine bakışından, ekonomiye, işçi kavramının ne olduğundan dünyanın nereye gitmekte olduğuna kadar merak edilen pek çok soruya kısa ama net yanıtlar verecek. İki bölüm halinde yayınlayacağımız röportajın ilk bölümünü sunuyoruz.
EĞİTİMDE CİNSİYET AYRIMCILIĞINA SON!
Eğitimde kadın erkek eşitliğini sağlamak için her şeyden önce dünden bugüne değin süre gelen cinsiyetçi kalıp ve yargıların kırılması ve ivedilikle bu konuda bireylerin ve giderek toplumların duyarlı ve bilinçli hale getirilmesi için çalışmalar yapılması gerekmektedir.
Eğitim-Sen dün, bugün, yarın?
İ.G.: Sendikalara ödenen aidatın devlet tarafından ödenmesini öngören bir yasa var. Size göre bu yasayla ne hedefleniyor? Bu bağlamda Eğitim-Sen nasıl bir politika izleyebilir? Ve bu yasaya karşı genel olarak sendikal hareketin tavrı ne olmalıdır?
Bolivarcı Devrimlerin Beşiği: BOLİVYA
Latin Amerika; yeni kıtanın güney bölümü son birkaç yıldır sol iktidarlara ev sahipliği yapıyor. Kıtada özgürlüğü, eşitliği kardeşliği kurmak için, barışın, adaletin ve birlikte güzel günlere yürümenin daha da yaklaşması için tek tek devriliyor Amerikancı sağ iktidarlar. Kısa süre önce bu kervana Bolivya da katıldı. Güney Amerika Kıtası'nın halkları hep birlikte iktidara yürüyorlar.
"BİLİŞİMCİ" KAPİTALİSTLER YİNE İŞ BAŞINDA!
kapitalizm her alanda olduğu gibi bilişim sekterünü de tahakküm altına almak için var gücüyle saldırıyor. Linux ve özgür yazılım düşüncesinin gelişmesinden endişe eden firmalar karşı saldırıya geçti. Davetleri kabulümüz!
Duymadım, Görmedim, Bilmiyorum!
Yapımcılığını Avşar Film'in üstlendiği, senaryo yazarlığını ve yönetmenliğini Çağan Irmak'ın yaptığı "Babam ve Oğlum" filminin başrollerini Fikret Kuşkan, Çetin Tekindor, Hümeyra, Şerif Sezer, Özge Özberk, Binnur Kaya, Yetkin Dikiciler ve Ege Tanman paylaşıyor. Yaklaşık üç milyon kişinin izlediği filmin gerek Devlet Tiyatroları sahnelerinden, gerekse televizyon ekranlarından tanıdığımız zengin bir oyuncu kadrosu var.
1976'DAN 2006'YA GECESİNDE ÇOKÇA HÜZÜN, BİRAZ COŞKU VE UMUT!
1976'da kurulan derneğimizin 30. yılını kutlamak üzere İstanbul'da, 4 Mart 2006 tarihinde yemekli bir toplantı düzenleneceğini daha önce haber vermiştik. Biz de TÜM-İGD'liler olarak "eski İGD'li abilerimizi, ablalarımızı, yoldaşlarımızı görmeye gidiyoruz" demiştik. Yemeğe katılma gerekçemizi de "bu yemek, derneğimizin ilk kurucu ve üyelerinin hiç olmazsa bir kesiminin bugün ne durumda olduğunu da biz bugünün gençlerine bizzat gösterecektir diye umut ediyoruz" diye tanımlamıştık. Dediğimiz gibi yemeğe gittik.