İlerici Gençlik Sayı:3

ÖNCESİ VE SONRASIYLA 3 KASIM SEÇİMLERİNDE TAVRIMIZ

3 Kasım seçimleri sonuçlandı. Şimdi sağından soluna herkesin gündeminde geride kalan seçimin sonuçları var. Özellikle sermaye çevrelerinin tespitlerini yine bunlara ait olan ve bizim burjuva medya olarak adlandırmayı tercih ettiğimiz kurumlar bol miktarda yapmakta. Kendini düzen dışı, ilerici ya da, daha farklı bir şekilde ifade etmek gerekirse, muhalif olarak tanımlayan çevrelerden de yavaş yavaş ilk değerlendirmeler gelmeye başladı. Özelde gençliğin, genel olarak düşünüldüğünde ise emekçi halklarımızın, insanlarımızın kaderi üzerinde doğrudan etkisi olan böyle bir olay üzerine biz de İlerici Gençlik olarak çeşitli değerlendirmelerimizi dostlarımızla paylaşma ihtiyacı içindeyiz. En başta belirtmek gerekir ki; bizler bu seçimde Emek Barış Demokrasi Bloku’nu aktif olarak destekledik. Yurdun çeşitli yerlerindeki İlerici Gençler bulundukları alanlarda imkânları ölçüsünde Blok çalışmalarına katıldı, destek sağladı.

UMUDUMUZU VE GÜCÜMÜZÜ BÜYÜTELİM!

İnsan nasıl bir zeminde yürüdüğünü bilmeli. Ayağını bastığı yerin sağlam mı çürük mü olduğunu merak etmeli. Buna göre de yolunu belirlemeli kendini hazırlamalıdır. Elinizde tutuğunuz sayı İlerici Gençliğin sadece üçüncü sayısı. Daha önceki iki sayımızı gören, okuyan arkadaşlarımız bilirler. Orada geçmişin de, geleceğinde tükenmediği, tüketilemeyeceği; havanın hep karanlıkta kalmayacağı yazılıydı. Biliyoruz bunlar biraz “büyük” laflar. Amacımız sadece büyük laflar edip kendimizi tatmin etmek değil. Göz boyamaksa asla. Biz bu lafları içinde yaşadığımız ülkenin gençlerine, emekçi halklarına duyduğumuz güvenden dolayı söyleme cesareti bulduk kendimizde. Başından beri yinelediğimiz bir şey vardı: Biz hiçbir zaman “bu halk adam olmaz kardeşim”, “her şey boş, sen kendi gemini kurtarmaya bak” diyenlerden olmadık. Nasıl olabilirdik ki. Ülke tarihine geçmiş olan; 15- 16 Haziran Direnişlerini, DGM’ye hayır mitinglerini, grevlerini ve nicelerini yapmış olan binlerce genç işçiden; Çırak-Der, İLD, İGD gibi milyonlara ulaşmış örgütlülükleri bağrından çıkartmış olan Türkiye gençliğinden nasıl olup da ümit kesilebilir ki?

Kapitalist Ali Babanın Çiftliği

“Ali babanın bir çiftliği var; çiftliğinde inekleri var, öküzleri var, horozları var, çeşit çeşit kümes hayvanları ve tabii ahır hayvanları var.....” Bu ne menem bir çiftlikmiş ki; hiç batmadı. Ne inek içti, ne dağa kaçtı, ne de yandı bitti kül oldu. O kadar ekonomik kriz yaşadık; insanlar açlıktan öldü. Dinar’da, Erzincan’da, İzmit’te deprem oldu, Çarşamba’yı sel aldı, insanlar yine öldü, bu çiftlik hala ayakta, çocuklarımız dilinde. Dünyanın her yerinde sayısız insanlar; toprakları için, çiftlikleri için canlarından oldu. Fakat bu Ali baba denilen kapitalist ineğin pardon çiftlik sahibinin çiftliğine hiçbir şey olmadı. İlahi adalet midir yoksa C.I.A. ajanı mıdır belli değil. Yıllardır sapa sağlam ayakta. Biliyorum bu bir çocuk şarkısı. Biliyorum bundan başka onlarca (belki de yüzlerce). Ama hafızanızı bir yokladığınızda ilk olarak hangi çocuk şarkısı ile karşılaşıyorsunuz.: Ali baba ve çiftliği.

TEKRAR MERHABA

3. Sayımızla yine birlikteyiz. Uzun yaz dönemi geride kaldı. Önümüzde daha uzun ve daha hareketli yeni bir dönem var. 3 Kasım seçimleri sonucunda oryaya çıkan yeni durum, Irak ve Ortadoğu sorunu, AB tartışmaları bu sene yoğun olarak kendini hissettireceği belli olan konular. Birde değişmeyenlerimiz var tabi: Özleştirmeler, paralı eğitim, YÖK, işsizlik, anti-demokratik uygulamalar v.b… Görüldüğü gibi gündem yoğun ve kapsamlı. Biz de bu sayıda karşımızda duran güncel sorunlara ağırlıkları oranında yer vermeye çalıştık. Elbetteki yerimiz kısıtlı olunca hepsine birden değinmek olanaklı olmuyor. Dolayısıyla bizlerin, gençliğin gündemi içerisinde değerlendirilebilecek kimi konulara yer veremedik. Kusurumuza bakmayın. Ancak bunlara hakkında da fikirlerimizi ve eylemlerimizi ortaya koymaya, paylaşmaya devam edeceğiz.

DÜNYA DEMOKRATİK GENÇLİK FEDERASYONU’NUN (DDGF) IRAK’A YAPILACAK OPERASYON HAKKINDAKİ BİLDİRİSİ:

ABD yönetimi, Afganistan’da yaşlı ve çocukların da içinde bulunduğu binlerce masum insanın sistemli bir şekilde öldürülmesiyle sonuçlanan Afganistan operasyonundan sonra, sözde terörizmle savaş ve kendi çıkarları doğrultusunda, küresel yayılma için Irak’a saldırma planlarını sürdürüyor. Ortadoğu’daki durum ise ABD yönetiminin sözde terörizme karşı savaş bağlamında Irak’ın Afganistan’dan sonraki hedef yapılması için ABD tarafından daha da vahimleştirildi. ABD, uyguladığı bu saldırgan politikayı haklı çıkarmak için ise kitle imha silahlarını terörizmle bağlantılandırmaktadır.

1 EYLÜL’ÜN ANLAMI

1 Eylül 2002 İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasının 40. yıldönümü. 55 milyon insanın öldüğü 90 milyon kişinin ağır yaralandığı, 4 trilyon doların insanların öldürülmesine harcandığı bu savaşın sonucu, insanlığa bir daha savaş olmasın dedirtecek düzeyde oldu. Bu ikinci emperyalist paylaşım savaşına 61 ülke katıldı. Bu 61 ülkenin nüfusu dünya nüfusunun da yaklaşık %80’ini oluşturuyordu. Savaşta 27 milyonu cephede olmak üzere 55 milyon insan öldü. Bu 55 milyonunda 20 milyonu ve tüm kayıpların %40’ı Sovyetler Birliği yurttaşıydı. İkinci Dünya savaşının sonuçlarından biri arkada bırakılan milyonlarca ölü olmuşsa, diğer bir sonucu da bu milyonlarca cesedin, kan ve gözyaşının üzerinde yükselmekte olan Alman Nazizmini ve Japon militarizminin ezilmesi oldu. Emperyalist gericiliğin bu en saldırgan iki gücü Sovyetler Birliği tarafından yenilmesiydi, kana buladıkları topraklar daha da genişleyecek ve insanlığı yok edecek bir aşamaya gelecekti.