İlerici Gençlik Sayı:13
Kimliğiniz Gizli Kalsın, Kodlarınız Açık
Gelişen teknolojiye paralel olarak artık işlerimizin büyük bir bölümünü internette hallediyoruz. Elektrik, su faturamızı yatırıyor, okul kaydımızı yapıyor, günlük gazete okuyabiliyor, SSK (Sosyal Sigortalar Kurumu) primlerimizi, ertesi gün havanın nasıl olacağını buradan takip edebiliyoruz. Aynı zamanda dostlarımızla yazışabiliyoruz.
ANILARI MÜCADELEMİZDE YAŞAYACAK
İlerici Gençler 16 Kasım'da İstanbul'da, faşizm döneminde katledilen yoldaşlarını andılar. İlk olarak Kulaksız mezarlığında, 1982 yılında işkencede katledilen Mustafa Asım Hayrullahoğlu (Deniz yoldaş) anıldı.
Sessiz İsyan: Charlie Chaplin
Anlatılanlara göre, Chaplin, 1910 yılında bir Eylül akşamında New York'a ilk ayak bastığı gün, bu dev kentin tiyatro semtinde yürürken, şov dünyasının büyüsüne kapılarak ve buraya ait olduğuna o gün karar veriyor. Yalnız burada Chaplin'in kendine yakın hissettiğinin hiçbir zaman Amerika olmadığını söylemek gerek. Onun kastettiği Broadway di. Nitekim hiçbir zaman da Amerikan vatandaşlığına geçmedi. O günden sonra eskimeyen, modası geçmeyen küçük serseri, dünyayı bol pantolonu, melon şapkası ve kıvrık bastonunun ucunda taşımayı başaran yüzyılın en önemli portrelerinden birini oluşturmak adına ilk adımını attı.
Vurun Kahpeye (!!!)
Takvim sayfaları hızla ilerlerken cinsiyet ayrımcılığı ve kadına yönelik şiddet olayları toplumsal bir sorun olarak karşımızda durmaya devam ediyor. İnsanlığın ilerleyişi yılların ilerleyişi kadar hızlı olamıyor elbette. İşte yine bir 25 Kasım haftasına yaklaşmış bulunuyoruz. Türkiye'de ise kadınlar açısından durum yine pek parlak sayılmaz. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Ve Dayanışma Günü'ne haftalar kala gazete sütunlarında töre cinayetlerine kurban giden genç kadınlarımızın ölüm haberlerini okumak hepimizi sarstı. Bu yazıyı töre cinayetleriyle hayatlarını kaybetmiş bütün kadınlarımıza adıyorum.
Leyla Halit ile Röportaj
"Leyla Halit; Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) Genel Kurul Üyesi, Filistin Ulusal Konseyi delegesi, Filistin Kadınlar Birliği'nde bir lider ve ayrıca hayatının son otuz yılını davasına adamış Filistinli bir Arap. Onunla şimdi yapacağımız röportajda Ulusal kurtuluş hareketinde kadınlar konusuna özel bir vurguyla, kadın sorununa değineceğiz" Evet, bu cümleler Free Arap Voice (Özgür Arap Sesi) radyosu için İbrahim Alloş tarafından sarfedilmiştir. Burada işgal altındaki bir ülkede kadının kurtuluşu için neler yapılmalıdır sorusuna yanıt aranıyor. Daha fazla beklemeden arkadaşımızın çevirdiği yazıyı beraberce okuyalım.
İLERİCİ GENÇLERDEN HABERLER
Ankara Sokaklarında Sesimiz Yankılanıyor Ankaralı TÜM-İGD'liler geçtiğimiz Ekim ayı ortalarında mücadelelerini haykırışlarıyla şehrin sokaklarına taşıdılar.İlerici gençler; "İsrail askeri olmayacağız, katil ABD işbirlikçi AKP, soruşturma açan değil araştırma yapan üniversite istiyoruz, sermaye defol üniversiteler bizimdir" sloganları eşliğinde Ankara sokaklarında dergi satarak bildiri dağıttılar.
Şiddet insanlığı tehdit ediyor
Şiddet kavramı son zamanlarda sık sık karşımıza çıkıyor. Savaşlarda, okulda, sokakta, statta, eylemde, yolda Pek çok yerde giderek artan şiddetten ve yol açtığı zararlardan konuşulur oldu. Peki şiddetin nedeni ne? Kimler ve neler şiddete yol açıyor?
GENÇLİK YÖK'E HAYIR DİYOR !
1982 darbe anayasasının kurumu olan YÖK'e karşı Türkiye'nin bir çok il ve ilçesinde farklı renk ve tonlarda muhafet yükseltildi.
İSTANBUL ÜNİVERSİTELİ OLMAK!
Bir ayrıcalıktır İstanbul Üniversitesi'nde okumak, okula kayıt olurken böyle yazıyordu tanıtım broşüründe: "Siz de İstanbul Üniversiteli olmanın ayrıcalığını yaşayacaksınız". Daha ilk günden yaşamaya başladık ayrıcalığımızı
SULAR ISINIRKEN AYDIN OLMAK YA DA OLMAMAK
Geçtiğimiz günlerde gündemi meşgul eden önemli konulardan biri Orhan Pamuk'un Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanmasıydı. Tabii bu olay Orhan Pamuk'un ödülü kazandığının açıklanmasından çok önce tartışılmaya başlayan başka konularla da direk olarak birleştirildi: Ünlü 301. madde ve Ermeni soykırımı tartışmaları. Bu arada Fransa'dan gelen "Ermeni soykırımının inkarını suç sayan" parlamento kararı da tozu dumana kattı. Böylece egemen çevrelerin çok önceden başlattığı yönlendirme kampanyasının da bir sonucu olarak bütün bu başlıklar birbirinin içine girdi. Yaratılan çok yönlü tartışmalarda emekçi halkımızın ve gençliğimizin kafası karıştırılmaya, ırkçılık ve gericilikle bilinçleri zehirlenmeye çalışılıyordu. Egemen çevreler ve onların satılık kalemleri, mikrofonları açıkça insanları hedef gösteriyor, tarihsel gerçeklikler bir çırpıda silinmeye çalışılıyordu. İnsanların tarihsel olaylarla ilgili tartışmalar yapmaları yasalar zoruyla yasaklanıyor, yasaklama ve kısıtlamalara toplumsal "onay üretmeye" çalışılıyordu. Şimdi kasıtlı olarak karmaşıklaştırılan konulara ve toplumsal bir linç hedefi ile başlatılan gerici-ırkçı propagandaya bir bakalım.
DOĞALGAZ SAYAÇ OKUMA İŞİNDE 1 YIL
İGDAŞ'a ait olan doğalgaz sayacı okuma işi 8 Kasım 2005'ten beri özel bir şirket olan Ak-ka Alp İş Ortaklığı tarafından yapılmaktadır. İhale süresi bir yıl olduğu için kasım 2006 itibariyle Ak-ka Alp iş ortaklığı doğalgaz sayaç okuma işini Bilgen Aş adlı şirkete devredecek. Anadolu yakasında bir belirsizlik yaşanıyor. Buradaki ihale hala Ak-ka Alp İş Ortaklığı'nda olmasına rağmen Bilgen Aş'ye devredebilir. Ama henüz böyle bir gelişme yok. Eski şirket ise bu yakayı da elinden çıkarmak istiyor ve müşteri arıyor.
Okullar Açılırken
Bir eğitim-öğretim dönemini daha açtık. Okulların açılması farklı kesimlerde farklı duygular uyandırır her zaman. Okula yeni başlayan bir öğrencide aşırı heyecanın yarattığı korku, bir orta okul, lise öğrencisinin arkadaşlarını görme özlemi, kafasından geçen türlü haylazlıklar. Anne-babaların parlak bir evlat yetiştirmekten duydukları haklı gurur, okul masraflarının maaşları çoktan aşmasından duyulan tedirginlik. Matbaadan yeni çıkmış kitap-defter kokuları, elma kokulu silgiler, rengarenk kalemler Toplum için bilim üreten, aydın, ileri bir gelecek düşleyen genç nesiller, ilerici akademisyenler; koridorlarında, amfilerinde, bahçelerinde toplumsal duyarlılıkla okuyan, düşünen, tartışan, yönetimin tüm aşamalarında söz sahibi, eşit, bilimsel, parasız, anadilde eğitim veren, kapılarında yüz binlerin beklemediği emekçi üniversiteleri Öyküyü böylece sürdürsek eminim ki hepinizin söyleyecek, ekleyecek çok şeyiniz olurdu.
Yeni Ekimler İçin İleri!
Bundan tam 89 yıl önce, yani 7 Kasım 1917'de, Lenin'in önderliğindeki Bolşeviklerin örgütlediği işçi ve köylü kitleleri Rusya'da iktidara el koyarak, sosyalizme yürümeye başladıklarını ilan ettiler. Olay tarihe Büyük Ekim Sosyalist Devrimi olarak geçti. Haber başta Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere bütün dünyadaki zenginlerin yüreklerine büyük bir korku saldı. Burjuvazi büyük bir telaş içinde yeni doğan devrimi boğmak için harekete geçmeye çalışıyordu. Çünkü devrim, sömürdükleri insanların sırtından geçinen bu insanların varlık koşullarına saldırıyordu. Sömürülen halk kitleleri için ise devrim yeni bir umut ve kurtuluşun yolu olarak önlerinde yükseliyordu. Artık iktidar işçilere ve köylülere geçebilirdi. Tüm dünyada ve Türkiye'de devrimin etkisiyle komünist partileri kurulmaya başlandı
Lübnan Halkı Direndi ve Kazandı
Bugün maalesef dünya politikasının gidişatını büyük bir oranda savaşlar belirliyor. Tekellerin yönlendirdiği ABD emperyalizmi arkasına BM'nin (Birleşmiş Milletler) ve NATO'nun(Kuzey Atlantik Anlaşma Örgütü) da desteğini alarak dünyayı halklara zindan etme yolunda ilerliyor.. ABD yönetimi insanlığı tarihin en karanlık çağlarına doğru sürüklüyor. İnsanlığın binlerce yılda aştığı kölelik sistemini halklara dayatmaya çalışıyor. Uygar denilen dünya da buna göz yumuyor, ortak oluyor hatta bu durumu destekliyor.
Direnenler Kazanacak
Yeni bir sayıda daha birlikteyiz. Bu defa ayrılık kısa sürdü. Fakat her zamanki gibi bu kısa zaman aralığına da pek çok olay ve konu girdi. Hem de bu sefer gündemi işgal eden konuların önemli bir bölümü doğrudan gençliği ve ilerici gençlik mücadelemizi ilgilendiren konular. Kısaca bunlara bir göz atalım: