İlerici Gençlik Sayı:1

15. Dünya Öğrenci ve Gençlik Festivali Deklarasyonu.

Biz 143 farklı ülkeden gelen 15. Dünya Gençlik ve Öğrenci Festivalinin delegeleri, milyonlarca genç ve öğrenciyi temsil ediyoruz. 1200'den fazla ulusal, yerel ve uluslararası örgütle iletişim halindeyiz. 14. Dünya Öğrenci ve Gençlik Festivalinin Küba'da başarılı bir şekilde toplanmasından 4 yıl sonra Cezayir'de emperyalizme karşı barış, dayanışma ve sosyal gelişme için mücadelenin dünya çapında yaygınlaştırılması sloganı altında ilk defa bir Afrika ülkesinde, Arap topraklarında bir araya geldik. Dünyadaki bütün halk ve ulusların özgürlüğü için, kölelik sömürgecilik ve emperyalizme karşı mücadelede Dünya Gençlik ve Öğrenci Hareketinin uluslararası dayanışması çerçevesinde en geniş platform olarak sosyal refah, demokrasi ve barış için buradayız. Çünkü bu değerler bizim hareketimizi yaratan dinamiklerdir. 20.yy'da insanların politik, ekonomik ve sosyo-kültürel özgürlükleri için mücadelede gösterdikleri sayısız başarı örneklerinde olduğu gibi, sömürgecilik, faşizm ve ırkçılığa karşı halkların bağımsızlık mücadelelerini ve bu bağlamda ulusların zaferlerini gururla karşılıyoruz. Sömürgecilik, faşizm, ırkçılık ve emperyalizmin diğer bütün değişik görünümleri tarafından yaratılan saldırganlık, baskı ve sömürü, askeri çatışmalar, iki dünya savaşı ve diğer yüzlerce yerel savaştan 20. yy.'da dünyanın bütün halklarının çektiği ıstırapları acıyla anıyoruz.

Yolumuz...

Geride bıraktığımız 20. yüz yıl, insanlık adına muazzam değişimlere sahne oldu. Bu değişimin boyutlarını anlamak için belki de en kolay yöntem ortalama bir tarih kitabına bakmak. O zaman, kitapta 20. yüzyılın anlatıldığı kısmın tek başına koca bir uygarlık tarihine denk düşen bir yer kapladığı görülecektir. Gerçekten de bilimsel-teknik buluşlardan, siyasal devrimlere, koca koca imparatorlukları dünya haritasından silen savaşlardan, ulusların büyük bağımsızlık mücadelelerine kadar onca olay ve olgunun topu topu bir yüz yılda gerçekleştiği bir çağ bu.

İLERİCİ GENÇLİK 1 Mayıs'ta Alanlardaydı

Alanlara çıkılan her eylem insanın kendini biraz daha gerçekleştirmesi için bir araç olur; ama, diğer etkinliklerden öte, bu yıl gerçekleştirdiğimiz 1 Mayıs'ın bizler açısından çok önemli bir yeri var. Yıllardır özlemini çektiğimiz ilerici gençlik pankartıyla alanlarda beklenen yerimizi sonunda aldık. Belki hazırlıklarımız uzun sürdü. belki gerekli mi yoksa gereksiz mi tartışmalarını lüzumsuz yere çok uzattık, sonrasında da çok yorulduk, çok yürüdük, çok terledik; ama, hepsinden önemlisi, en çok da taleplerimizi doyasıya haykırdık. Bizim için iyi bir başlangıç olduğu konusunda hiçbir kuşkumuz yok. Büyük bir "yürüyüşün" ilk adımlarını attık artık. Devamını getirmek bütün ilerici gençliğe düşüyor. Kendimizi çok da önemsemeyelim, ama küçümseyen bakışlara da doğrusu aldırış etmeye hiç ama hiç niyetimiz yok! "Biz var ya biz" diye başlayan konuşmalara karnımız tok. Hele hele, "siz bi de bizi bizim zamanımızda görecektiniz" diye başlayan tiradları dinlemeye tahammülümüz hiç kalmadı. Biz, geleneklerimizden edindiğimiz ve bize aktarılan tecrübeler ışığında daha gür, daha kitlesel katılımları da sağlayacak dinamizme ve bilince sahibiz. Bu böyle bilinsin.

Ülkemizde Çocuk Olmak da Zor

DİE'nin (Devlet İstatistik Enstitüsü) yaptığı bir araştırmaya göre Türkiye'de 6-14 yaş grubundaki çocukların %42'si, 15-19 yaş grubundakilerin ise %43,3'ü çalışıyormuş. Nüfusu genç bir ülkede yaşadığımız düşünülecek olduğunda bu oranların ortaya çıkardığı rakamın ne kadar korkunç olduğu kolayca fark edilecektir. Bu istatistiklerin de anlattığı gibi Türkiye'de pek çok çocuk daha okul sıralarına oturamadan atölyelerin tezgahlarıyla tanışıyor. Gazeteler, televizyonlar, politikacılar her fırsatta gençliğin ne kadar önemli olduğunu söylerken Türkiye'deki ekonomik sistem gerçeğin hiç de böyle olmadığının kanıtı gibi.

Eğitim Sistemi ve Liseler.

Bildiğimiz gibi ülkemizde ortaöğretim kurumlarının durumu içler acısı. M.E.B (Milli Eğitim Bakanlığı) ise yeni uygulamalarıyla mevcut durumu daha da kötü hale getirmek için adeta çaba sarf ediyor. Özellikle lise döneminde verilen eğitim, birkaç özel okul haricinde, hiçbir öğrenciye gelecek vaat etmediği gibi üstüne üstlük bütün öğrencileri özel dershanelere milyarlarca lira ödemeye mahkum ediyor. Dershaneye gitmeden üniversiteye girmekse hayal gibi. Oysa liselerin eğitim seviyesi dershane düzeyinde olsaydı, onca para ve zaman harcamaya da gerek kalmayacaktı.

Üniversiteliler YÖK'e Karşı Koalisyon Kurdu.

2002 yılının Nisan ve Mayıs ayları İstanbul ve Ankara üniversitelerinde olduğu gibi İzmir'de de YÖK ( Yüksek Öğrenim Kurulu) Yasa Tasarısı'nın protesto edilmesiyle geçti. Halen meclis gündeminde bulunan ve üniversiteleri baştan sona paralı hale getirerek, öğretim üyelerini holding patronlarının memuru, öğrencileri de tekellerin müşterisi yapmayı hedefleyen tasarıya karşı geçtiğimiz aylar içerisinde irili, ufaklı çok sayıda eylem ve etkinlik gerçekleştirildi. Ancak İzmir'de yapılan çalışmalar içerisinde bu alana dair atılan en önemli adımsa, hiç kuşkusuz, "Yök ve Yasa Tasarısı'na Karşı Öğrenci Koalisyonu" isimli bir öğrenci birliğinin oluşturulmasıydı.

ABD Çek Elini Ülkemden

11 Eylül'den bu yana, bir terörizmle savaş kampanyasıdır gidiyor. Ağırlıklı olarak gerici islamı hedef aldığı imajı yaratılan bu savaş, gittikçe genişletiliyor. Bir taraftan İsrail eliyle Filistin halkına kan kusturulurken, bir taraftan Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti şer ekseninde gösteriliyor. İçine düştükleri krizden çıkmak için yeni savaşlar çıkarmak, yeni pazarlar ele geçirmek ve ellerindeki pazarları daha fazla sömürmek zorunda olan emperyalistler, görevlerini yerine getirmek için azimli görülüyorlar.