Ziyaretçi Defteri Arşivi

mehmet yılmaz30.1.2006
yalnız görülüyor ki, bir kısım arkadaş, bu ziyaretci defterini düzenleyen arkadaşların sürekli olarak internetin başında durup gelen her mesajı kontrol ettiğini sanıyorlar. editörleri tanımasam da, sol örgütleri bilirim biraz. kimsenin o kadar parası, vakti ve imkanı olmaz arkadaşlar. o yüzden niye cevap vermiyorsun, demek susuyorsun ha, demesi mantıklı degil.
tabii, burada bir defter varsa, eger küfür ve cinsellik ve ırkçılık yok ise, bıraksanıza insanlar ne istiyorsa yazsın.
bence mesela, o dindar arkadaşın yazdıkları saçma sapan şeylerdi. ne allaha inanırım, ne de puta taparım. bir tek emeğiyle gecinen, başkalarını sömürmeyen insanı bilirim en değerli varlık olarak. ama, o arkadaş samimi olarak inanıyormuş gibi görünüyor. o yüzden, bırakın yazsın herkes her istedgini...
gebze fatihi30.1.2006
susmak tercihinizse ok..........
mustafa25.1.2006
biz diyoruz ki insanlar eşit olsun, ırak ta savaşlarda insanlar ölmesin,kimse kimsenin sırtından geçinmesin, depremlerde insanlar ölmesin.( ayrıca resimdeki marks) ,sokaklarda insanlar donarak ölmesin.. alparslan arkadaş bunlardan hangisine katılmıyorsun..
DEVRİM25.1.2006
Alparslan kardeşim ismimde anlayacan gibi ben koyu bir devrimciyim ama senin söydeklerin çok mantıklı gerçekten.ama mümkünse bana Allah'ın varlığını açıklayabilir misin?
ali24.1.2006
kerim arkadaşım; umarım siyasi etik diye bir şeyden haberdarsındır. bir laf oyunuyla kara çalmaya çalışıyorsun oysa biz senin o bahsettiğin pullamaları yapan tek insan olduğunu biliyoruz ve dürüst polimik yapma taraftarı olduğumuzdan o çerçevede konuşuyoruz. sen zaten  1 mayıs meydanlarında, savaşa, nato' ya hayır eylemlerinde  TÜM-İGD'nin yüzlerce afişini, pullamasını ve militanını görmüşsündür.
eğer tartışmak istediğin bir konu varsa bunu siyasi etik ilkeleri dahilinde belirtirsin her gün yaptığımız ve tecrübeyle sabit olan çalışmalarımızdan edindiğimiz görüşlerimizi aktarırız.
cevahir24.1.2006
 selamlar         gerçek tkp nin kendiniz olduğunu söylüyorsunuz.ben sizi daha önce pek duymamıştım,fabrika dergisinin böyle bir sahiplenmesi var,onlardan ne farkınız var acaba,çünkü onlarda şiddetle sipi eleştirip kendilerinin geleneğin devamcısı olduğunu söylüyorlar    hoşçakalın
 
mehmet24.1.2006
çok temel ayrım noktalarını görmezden gelerek,  siyasi yapıların temel ideolojik yapılarını incelemeden, tkp ve sip in bu gün gaspla kurduğu tkp arasındaki temel farkları hiç bilmeden birleşmenin gereklerinden bahsediyorsun. burada yürütülen tek tartışma legallik -illegallik tatışması değil sip in elitizmi,kölüleri işçi sınıfı müttefiği olarak görmeyişi, proleterya diktatörlüğünün yerine burjuva parlamenterist bir yapıya bürünmesi, asıl çelişkinin emek-sermaye çelişkisi olduğunu reddetmesi, diğer sol yapılarla oluşturduğumuz birliklere katılmayıp tüm solu devletin koyduğu yere koyması ve muhalefetini elyakmaz bir reformizmle süslemesi ( mesela savaşa hayır eylemlerinde solla hareket etmeyip, sözde de olsa savaşa onay vermeyen fransız konsolosluğu önünne çelenk koyması. neden amerikan yada ingiliz konsolosluğu değil? çünkü polis oraları tutmuş ve sip onlarla dövüşüp üstünü kirletemez ),  tkp nin sadece ismini çalarak politik-ideolojik doğrultusunu reddeden ve ismail bilen gibi tkp nin yetiştirdiği yoldaşlarımızı reddederek korku ve ihanet salan bir yapıdan sözediyoruz.bugün yürüttüğü siyasetle ilgili daha yüzlercesini söyleyebileceğimiz sol liberal bir yapılanma.  bizim yaptığımız tartışma böyle bir zeminde sürüyor sanırım ayağın kaymış.
ulaş23.1.2006
selamlar.öncelikle niyetimin kesinlikle kötü olmadığını belirteyim. sizin sip dediğiniz tkp den hiç bir farkınızı göremiyorum.onlara sadece yasal alanda mücadele veriyor demişsiniz ama bugün bütün yapılar illegaller dahil aynı şeyi yapıyor.okullarda fabrikalarda tarlalarda mücadele etmek lazım diyorsunuz,bunu herkes söylüyor zaten.yunanistandaki aydemir gülerin röpörtajını az önce okudum valla pek önemli değil gibi geldi sonradan isim değişikliği,çünkü bu ismi sahiplenen sadece benim bildiğim  ürün,savaş yolu,fabrika,19 eylül var hepsinden izin alsaydı 10 yıl sürerdi.siz işi iyice kan davasına dökmüşsünüz gibi.keşke birleşseniz  buna karşı, olurmu onlar şöyle biz böyleyiz filan diyeksinizde ideolojik olarak aynı yerdesiniz.onlar çok daha güçlü ve kitlesel.    bende onların herhangi bir fabrikada yada tarlada örgütlenebileceğine inanmıyorum ama değişebilirler.yani böyle bir birlik tartışması hem sizin hem onlar için iyi olur.yoksa karşıtlık üzerinden örğütlenen motivasyon çabuk dağılır diye düşünüyorum ki yanlış bilmiyorsam bir dönem daha güçlüydünüz demin saydıklarımdan biri savaş yolu olabilir sizden ayrıldı.ayrıca sosyalizmin yenilgisinden sonra ideolojik savaş,sınıf içinde örgütlenme,kurumsallaşma vb. innanılmaz zorken bide iç düşman edinmeniz gerçekten kötü.  şunuda belirteyimki başka bir gelenekte aktif siyasat yapıyorum yani kesinlikle sip li filan değilim sorularıma cevap verirken üslup üzerine yazı yazmassanız çok sevinirim çünkü bu tip durumlarda gereksiz olarak o tartışmaya boğulabiliyor. yazdıklarım ukalaca filan geldiyse şimdiden özür dilerim 
    dostça selamlar
mehmet21.1.2006
kısa blgilendirme için sağol ama zaten hepimizin evlerinde suphi kitapları var zaten....
İnadına TKP'liden Halka...20.1.2006

Halka cevap,
Mustafa Suphi ve arkadaşları yani Onbeşler... Türkiye Komünist haraketinin önderleri ayrıca Türkiye Komünist Partisi'nin de kurucularıdır.
Devrimci gazeteci Mustafa Suphi Karadenizlidir. 1883 doğumlu Suphi’nin yaşamı, Suriye’de orta öğrenimini görmesi, İstanbul’da hukuk okuması ve sonrasında Paris’te sosyoloji öğrenimi görmesiyle başlar. Fransa’da İttihat ve Terakkici Jön Türkler’in düşünceleriyle yetinmeyen Suphi, sosyalizmi benimser ve 2. Enternasyonel’le ilişkiler kurar. Fransa’da gazete çıkarmaya da başlayan Suphi, ardından ülkeye döner. Hem enstitüde ders verir, hem düşüncelerine uygun örgütlenme yapar ve gazete çıkarır. Hükümet buna sessiz kalmaz ve asılsız bir suçlama sonucu, on beş yıla varan mahkumiyetle Sinop’a gönderilir.
Suphi’nin 1914’te Rusya’ya kaçması, orada Bolşevik Partiyle ilişkiye geçmesi ve Ekim Devrimi’ne kadar Çarlık rejiminin gözetiminde ağır tutsaklık koşullarına rağmen düşüncelerini yayması, savaş esiri Türkler’e öğretmesi ve Ekim Devrimi’nden sonra Bolşevik Parti üyesi olarak çalışmalarıdır. Mustafa Suphi, parti içinde sayısız görev alır ama daha çok Doğu Halkları örgütlenmelerinde çalışır ve Yeni Dünya gazetesini çıkarır. Sürekli olarak ülkeye dönme özlemi içinde olan Suphi’nin o dönemde cereyan eden Kurtuluş Savaşı’na da büyük katkıları olmuştur. (Bolşevik Parti ve Kızılordu tarafından sağlanan para, silah ve mühimmat yardımı gibi...) 
1920’nin sonlarında Suphi Türkiye Komünist Partisi'ni kurmuştur. Partinin üç ayağı vardır İstanbul, Ankara ve Bakü... Suphi ve 14 yoldaşı, Kurtuluş Savaşı’na bunca destek sağlarken bir yandan da ülkeye dönmeyi hayal etmektedir. Bu doğrultuda Mustafa Kemal'le mektuplaşır ve olumlu yanıtlar alır. Bakü ve Erzurum üzerinden Türkiye'ye girer, Kazım Karabekir komutasındaki orduların korumasında (!) Trabzona kadar getirilir. Onların yolculuğu sırasında halk hem Erzurum hem de Trabzon'da "Komünistler geliyor. Din kitap elden gidecek... Namus kalmayacak" gibi söylemlerle kışkırtılır.
Bu kışkırtmaların Mustafa Kemal’in talimatıyla Kazım Karabekir tarafından yaptırıldığı bilinmektedir. Trabzon limanından bir motora bindirilerek Karadeniz’e açılmaları, sonrasında arkalarından gelen bir motordakiler tarafından tamamen planlı bir şekilde süngülenerek öldürülüp cesetleri Sürmene açıklarında ölümsüzleşmiştir. Yoldaşlarımızın bize emanet ettiği Kızıl Bayrağımızı sonsuza dek yükselteceğiz!
Onbeşler Ölümsüzdür!
Yaşasın Türkiye Komünist Partisi

Kısaca anlatmaya çalıştım mail belirten olursa irtibat kurar detaylı bilgilendirme yapabilirim...
CEM20.1.2006
GRUP DEVRİMDEKİ ARKADAŞLARI  TEBRİKEDİYORUM. ŞARKILAR ÇOK İYİ OLMUŞ.
halk20.1.2006
bu 15 ler ve olayları hakkında bizleri aydınlatırsanız seviniriz.(duyurulur :halkın yorumu)
« Önceki Sayfa 123 / 136 Sonraki »