Ziyaretçi Defteri Arşivi

Terzi Ahmet21.2.2007
Selam Gencler,Bir kac sey iletmek istiyorum, bilgi olsun diye belki isinize yarar.Ama birincisi, isci sinifi selami sag kol dirsekten 90 derece kirilmis ve bas hizasindadir, biz IGD de böyle ögrenmistik.Ürüncü Genclerin afislemesini int. izledim bana cok acemice geldi.Afise cikacaklara bir kolaylik; Bir afis önüzdeki masaya koyun, asma istikametinde afisi incecik rulo yapin, rulo kapanmadan ikinci afisi alt kismindan ruloya sokun tekrar ruloyu siki siki dolayin, ayni islemi 30-50 kere yapiniz. yani avucunuzda kalin bir sopa misali tasinabilir duruma getiriniz. Afisn durumuna göre yukardan asagiya veya sagdan sola dogru bol kostikle yapistirin.Eylem güzergahinda daima öncü kesif ve artci güvenlik alin.Eylem sorumlusu, eylem güzergahini iyi bilen, orada iliskileri iyi olan arkadasla birlikte eylemi örgütlemelidir.Baska bölgeden gelen arkadaslar, eylem semt sorumlusu arkadasa tabi olmalidir, en azindan görüsüne bas vurulmalidir.Her eylem icin bir ara toplanma noktasi ve son toplanma noktasi tespit ediniz, her eylem sonunda eylem degerlendirmesi ayak üstü bile olsa mutlaka yapiniz, Kiz arkadaslarinizi, eylemlerde istedikleri konumda  olmalarina özen gösteriniz, yani afis yapistirmak isteyen yapistirmalidir, lojistik destek veren geri destek olmali.Ayrica kavga kizismakta ama her ne olursa olsun atesli silahlardan kesinlikle uzak durun, yiginsal güvenlik alin.silahli catisma mesru mücadelenizi illegallestirir, konspreratif olun ama illegal degil.Gencligim aklima geldi, habire bir seyler cikiyor ama simdilik bukadar, baska bir ziyaretimde baska noktalara deginmek üzere.Haydi kolay gelsin.Sevgilerimi sunarim  
ev sahibi21.2.2007
dostlar yillar yili iskence kan ve kursunla bitiremeyeceklerini bile bile acaba gelismelerini biraz yavaslatabilirmiyiz cabasinda olan sinif dusmanlarimiz ulkemiz sinif savasi tarihini yaratan koministlere saldirinin butun bicimlerini denediler ve tekrar tekrar deniyorlar bu dogruyolda oldugumuzun isaretidir NAZIM BIZIM SEVDALIMIZDI BIZIM ONA VE  PARTISI T.K.P yesevdali oldugumuz gibi sanli tarihimiz icinde I.G.D onurlu yerini bileginin hakki dokulen teri ve kani ile bu gune geldi gelecege yuruyor I.G.D. li olmak bu dunyanin EV SAHIBI olmakla ozdestir kenan evren takimi fasist cuntanin azgin saldirilarina karsi orgutlu direnisin cabasini veren insanlardan biri olarak PARTIMLE VE IGD li olmaktan her zaman gurur duydum olene kadar da bu gururla yasayacam GENCLIGIN YOLU SINIF SAVASININ YOLUDUR 15 LER  YASIYOR PARTILERI SAVASIYOR   
www.kayiplar.ch.vu19.2.2007
Sevgili Dostlar ditemize bekliyoruz yazılarınızı göremk isderiz..! www.kayiplar.ch.vu 
DHB Okuru KemaL18.2.2007
  SELAM OLSUN TÜM-İGD Lİ SINIF DOSTLARINA 
anarsimordur16.2.2007
Merhaba yoldaşlar, Biz insana en yakışan dünyanın mücadelesini verenler arasından bir grup sosyalist/komünist/anarşist www.sosyomat.com forumlarında yazıyor, site üzerinden faşizmin her türlüsüyle mücadele ediyorduk ta ki 12 şubat a kadar. 12 şubat başlayan sol görüşlü üyelerin hesaplarını silme süreci üç gün devam etti ve ardından site üyelerince yapılan protestolardan korkularak durduruldu. Anlayacağınız dostlar, hayatın her alanında bizlerin sesini kısmaya çalışan cuntacılar 12 Şubat ta iş başındaydık yine...Derdimiz bu SANAL DARBEnin olabildiğince duyulmasıdır çünkü internet üzerinden ya da gerçek hayatta olsun açıktır ki sonuç düşünen insanın sesini yoketmeye yöneliktir, bu bir darbedir ve bizler faşizmi ve darbeyi asla meşrulaştırmayacağımız/meşrulaştırma gayretindekilere kesinlikle izin vermeyeceğimizi belirtmek istedik. Olay ve sitenin içeriği hakkında detaylı bilgiler edinebileceğiniz bir metin hazırlayarak altına imzalarımızı attık. Buyrun yorum sizin, işte metnimiz;  FORUM SİTESİNDE “DARBE” Çoğumuzun bildiği üzere, Ekşi Sözlük, günümüz internet kullanıcılarının yoğun ilgi ve takibine mazhar olan, zaman içinde kendi dilini ve kültürünü yaratmış popüler bir site. Ekşi Sözlüğe yönelen yoğun ilgi, zamanla “sanal alem”de sözlük benzeri sitelerin çoğalmasına ve bu benzerlerden birkaçının, yaratıcılarının öngördüklerinden daha hızlı popülerleşmelerine neden oldu. Bu sitelerden bir tanesi de, “yeni nesil sosyalleşme aracı” sloganı, basit üyelik prosedürü ve detaylı kişisel profil yaratabilme özelliği sayesinde kısa zamanda geniş bir üye toplamına ulaşan sosyomat.com. Konumuz elbette ki internet üzerinde, arkadaşlık, çöpçatan, forum, blog ve sair şekillerde katagorize edilen sitelerin içerik veya nitelikleri açısından değerlendirmesi değil, memleketin faşizan ikliminden bu sitelere yansıyanlardır. Bu anlamda içerdiği üye toplamın gerek sınıfsal gerekse fikri yapısı itibariyle sosyomat.com bu yansımanın ziyadesiyle netleştiği bir sitedir. Meramımızı anlatabilmek için, söz konusu sitenin işleyişinden de bahsetmek gerekir. Teknik yapısı ve özellikleri ile ortalama bir internet kullanıcısı için cazip bir "kendini ifade" ve "sosyalleşme" alanı olan sosyomat.com; üyelerin kişisel profillerinden, üyelerin açtığı "etiket"ler (başlık) ve bu başlıklar altına yazılan “ahkam”lardan (yorum) oluşur. Beğendikleri yorumlara “puan” verebilen üyeler, ayrıca birbirleriyle iletişimlerini postane servisinden sağlarlar. Üye toplamını ağırlıkla hizmet sektörü çalışanları ve üniversite öğrencilerinin oluşturduğu sosyomat.com, bu profilin özellikleri dikkate alındığında, “iyi” vakit geçirilebilecek, “postane” ve “puan” özellikleri ile de yazılıp çizilene dair geribildirimin hızla alınabildiği cazip bir platformdur. Bunun yanında üyeler düzenledikleri buluşmalar ile birbirleriyle “sosyalleşme” şansına da sahiptirler. Neticede mevzubahis site, hem başlıklar altında yorum yapılabilmesi itibariyle bir “kendini ifade” alanı, hem de, bütün gününü ofisinde - okulunda geçiren, bir biçimde kısıtlı arkadaş çevrelerini genişletme imkanlarından yoksun çoğu kullanıcı için bir “sosyalleşme” alanı olarak biçilmiş kaftandır. İnternet’in bir sosyalleşme alanı olup olmadığı, internet üzerinden kurulan sosyal ilişkilerin sağlıklılığı elbette ki yazının-tartışmanın konusu değildir. Temel mantığını özetlediğimiz sitenin, kurucu ve yöneticileri için bir ticari faaliyet olduğu gerçeğinin dışında, biz kullanıcıları için de birtakım edimlere araç olduğu da açıktır. Velhasıl kelam bizler siteye bir biçimde üye olmuş, profilimiz ve yazdıklarımızla emek vermiş, siteyi var etmemiş olsak da devamlılığını sağlamış birkaç kullanıcıyız…-ya da birkaç kullancıydık- Siteye üye oluş amacımız ya da siteden beklentimiz ne olursa olsun (eğlence, boş zaman değerlendirme, kendini ifade, sosyalleşme vesair), gündelik hayatımızda da çokça karşımıza çıkan, statükocu, gerici, ırkçı-faşizan eğilimlere sahip kullanıcılarla bazı etiketler altında karşılaştık ve zaman zaman ciddi düzeyde polemikler, çoğu zaman da sıradan argümanlarla salt “laf dalaşı” olarak nitelendirilebilecek gerginlikler yaşadık. Öyle etiketler açıldı ki; deniz gezmiş ile hüseyin inan arasındaki arkadaşlıktan öte ilişki sosyomattaki solcu ve komünistlerin devrim yerine kız tavlamak için yaşaması sosyomattaki komünistlerin en aşağılık canlı türü olması komünistler sadece 19 aralıkta öldürülsün böylece yollar sadece bir gün kapalı kalır ermeniyi dövmek. çok sevmekten dövmek ermeni köyfırınını kabul edebiliriz şovmen behiç aşçı çirkin kızlar neden devrimci olur asansörde yalnızım diye osuran ama birkaç kişinin içeri girmesiyle utanan solcu kürtleri zerrece sevmiyorum ama bunun ırkçılıkla alakası yok sosyomatta türklere karşı kürt ermeni rum yahudi komünist ve vatan haini ittifakı mı var etiketleri bunlardan sadece birkaçı ve hala yayındalar…bulmak ve yorumları okumak da zor değil. Arama kısmına sol jargon ile ilgili herhangi bir kelime yazıldığında benzer provakatif etiketler sayfayı dolduruveriyorlar. Keza açılıp, haftalarca yayında kaldıktan sonra silinen benzer etiketlerin haddi hesabı yok. Örneğin: kendisini rum ya da ermeni diye tanıtan erkeğe hemen veren kız modeli Hrant Dink’in öldürülmesinden sonra site adeta ırkçı-faşist bir hezeyan içine sürüklendi, tartışmalar oldukça sertleşti, sitede cinayete yönelik tepkiler yükseldikçe –ki istanbul’da yaşayan bir çok kullanıcı cenazeye birlikte katıldılar, onlara ankaradan bir grup da eşlik etti- karşılığında ırkçı-faşistler pervasızlığın sınırlarını zorlayıp; pkklı köpeklere onlar da insan diyen sosyomatçı ogün samasta etmedik hakaret bırakmadı (hala yayındadır) pkk militanlarına gerilla ogün samasta terörist diyen güzel yurdumun şaşkın güruhu (hala yayındadır) ogün samast ve deniz gezmiş i kolkola gösteren tişört basılsa gururla giyerim (hala yayında) hrant dink dünyanın kaç sedat bucak olduğunu gördü (hala yayında) hrant dink caddesi ismiyle vefa odemek salakligi (hala yayında) hrant dink öldüğünde ayakkabısı delikti deniz gezmişin ise üsütünde 250dolarlık parka var (hala yayında) Bunlar da “arama” penceresine Hrant Dink, Ogün Samast vesair keywordler yazılarak ulaşılıp altlarındaki yorumlar hala okunabilecek olan etiketler… Bir de silinenler var; Hrant Dink öldürüldü sıra sende Osman Baydemir Ben ogünüm hala hepimiz ermeniyiz diyen var mı vurucam Madem ki ermenisin istemeden vermelisin Osman Baydemirin de kafasına üç kurşun sıkılmalı Ermenilerin erkeklerini öldürüp kadınlarını da s.keceğiz Gibi etiketler de açıldı ve bir süre yayında kaldıktan sonra silindi, lakin etiketi açanlar hala sosyomatta arz-ı endam etmekteler. Sorun, sıkıntı işte tam da buradadır. 12 Şubat 2007 gecesi ve devam eden iki günde bizim belirleyebildiğimiz 100’ün üzerinde kullanıcının hesabı hiçbir gerekçe gösterilmeden silinmiştir. Bu 100 kişinin en geniş ortak paydaları ANTİ-FAŞİST olmalarıdır. İçlerinde hümanistler, solcular, sosyalistler, komünistler, anarşistler, barış aktivistleri bulunan bu toplamın hesapları kapatılmış, yazdıkları yorumlar silinmiş aylarca siteye verdikleri emek bir anda yok edilmiştir. İlk başta hesabı silinen 30’a yakın üyenin birçoğunun ortak noktası da iki hafta önce İstanbul’da bir araya gelip “rakı içmiş” olmalarıdır. Hesapları silinen diğer üyelerin çoğu da bu sebepsiz atılmalara tepki gösterenlerdir. Tepki gösterenler, site jargonu ile söylersek, anında “uçurulmuş”, kendilerine hiçbir açıklama yapılmamıştır. Bir çok üye de bu haksız ve yanlı uygulama nedeniyle siteyi terk edip hesaplarını silmişlerdir. Sitede adeta bir “SANAL DARBE” yapılmıştır. Site yönetiminin 13 Şubat’ta yaptığı kısa açıklama ise apaçık “DARBECİ” dilidir; “Birden fazla hesabı olduğu tespit edilen, sosyomat'tan uzaklaştırıldığı halde tekrar üye olmuş, hesabını başkasına kullandıran ya da açık seçik sosyomata zarar verme niyeti olan kişilerin hesapları siliniyor. Bu karar verilirken kişilerin ideolojileri kesinlikle dikkate alınmıyor. bilginize..” “Açık seçik sosyomata zarar verme niyeti olan kişiler” bu dili biz emniyet müdürlerinin, jandarma komutanlarının,valililerin beyanatlarından, faşist parti yöneticilerinin basın açıklamalarından tanıyoruz…bu dil “öteki”leştirmeyi meşrulaştıran, kendisinden farklı düşüneni dışlayanın dilidir. Bu dil açık seçik “militarizm”in daha rahat yönetebilmek için kendisine “dahili beddah” yaratırken kullandığı dildir. “Bu karar verilirken kişilerin ideolojileri kesinlikle dikkate alınmıyor.” Bu bize, hiç bilmediğimiz ama adını sıkça duyduğumuz, yaşayanların anılarını dinlediğimiz zamanları, 12 Eylül Faşist Darbesini çağrıştırıyor. Sosyomat moderasyonu (yönetimi) ırkçı-faşistleri karantina koğuşlarında ağırlarken, bizleri, yazdığımız yazıları dahi adeta buharlaştırıyor, “sanal” varlığımızı “buhar” ediyor…ve bütün bunlar olmamış gibi davranıyor, maillerimize cevap vermiyor, üç satırlık açıklamanın dışında hiçbir açıklama yapmıyor…80 sonrası mahsülleri de bayram temizliği edasında kurtarıcılarını alkışlıyorlar…artık siyasi etiket istemiyorlar(mış) Ortaya “mikro” bir Türkiye profili çıkıyor..”ortalık karışıktı”…evet karışıktı ama karıştıran “biz” değildik…hakaret eden “biz” değildik, tehdit eden de “biz” değildik…ama olanların faturası bize çıkarıldı…İhtilal oldu, “hain”ler yok edildi, şimdi sosyomat.com da huzur ve esenlik hakim, “alttaki üstteki çiftleşiyor” “hayat ne güzel vapurlar falan” edasında… Bu metni neden hazırladık? Bizim sosyomat.com dan “uçurulmuş” olmamız elbette hiç önemli bir şey değil, herhangi bir talebimiz de yok –ki zaten üyelik sözleşmesinde herhangi bir hak talep edemeyeceğimiz gayet açıktı- ortada hak alma mücadelesi yok anlayacağınız…Bu memleketteki “hak ihalleri” ve “cinayetler” düşünüldüğünde bizim uğradığımız haksızlığın niteliği de, etkilediği toplam bakımından niceliği de değil devede kulak, devenin kulağındaki kıldır… Başta da söylediğimiz üzere, vurgulamak istediğimiz şu; bu memlekette faşizan iklim hükmünü şiddetlendiriyor, bizim gündelik hayatımızın içine daha çok müdahale ve daha çok nüfuz ediyor. Resmi alanın, kamusal (?) alanın, kısıtlı özgürlüğü zaten malumumuz da, “özelleştirme”ye ve aslolarak “özel sektör”e özgürlük havariliği atfedenlerin de bir durup düşünmeleri gerekiyor galiba? Yaşadığımız olay üzerinden devam edersek, yönetimin tavrının ticari mantıkla olumlanması -tartışılır veya tartışılmaz- mümkündür. Ama bu tavrın açık seçik ifade edilmemesi, üstünün kapatılmaya çalışması, belki de yönetsel bir “beceriksizliğe” bağlanabilir, lakin ortada kafa kurcalayan, mide bulandıran şeyler vardır. Bu “darbe” bir yerlerden gelen tavsiye, ultimatom ya da emir sonucu mu gerçekleşmiştir? Bu “darbe” bir yerlerden herhangi bir tavsiye, ultimatom, emir vesaire almadan salt hukuki sorumluluktan doğan “korku”dan kaynaklı bir hareket midir? İlk ihtimali açık seçik düşünelim, sosyomatta sol tandanslı kullanıcıların ahkamlarının emniyet tarafından takip edildiği ve suç unsuru oluşturabilecekleri durumu bir şekilde sosyomat yöneticilerine iletilmiş midir? Ortada bir suç duyurusu bir dava olmadığına göre, emniyetin yapacağı böyle bir hareket site yönetimine açık ultimatomdur…Eğer böyle bir şey varsa bu ifade özgürlüğüne “yukarıdan” müdahaledir, korkan moderasyon kendisini korumak için bizleri “uçurmuş”tur. İkinci ihtimal dışarıdan herhangi bir müdahale olmadan site yöneticilerinin herhangi bir hukuki sorumluluk altına girmemek için kendi inisiyatifleriyle bizleri “uçurduğu”dur. Bu durum da bizlere “korku”nun nasıl içselleştirildiğini ve meşrulaştırıldığını gösterir. Bu da “sıradan faşizm”in gündelik hayatımıza ne kadar işleyip nasıl bir otokontrol mekanizması yarattığına dair küçük bir örnektir sadece. Sitenin yaratıcılarının, yöneticilerinin faşizan eğilimler taşıdığını düşündüğümüz söylenemez, sitenin tasarımında da faşizan-ırkçı öğeler hiç kullanılmamış, sade bir dizayn tercih edilmiştir. Yöneticiler muhtemelen siyasi yelpazenin merkez sağ veya solundadırlar. Fakat bu seçeneği göz önüne aldığımızda “korku” onları da “faşist”leştirmiştir. İşin ilginç yanı yukarıda zikrettiğimiz birtakım provakatif-faşizan etiketlerde açık açık “suçu ve suçluyu övme” söz konusu iken, dışlanacak taraf seçiminde göz önüne alınan kriterler de klasik reflekslerle belirlenmiştir. Aslında bu da devletin, “sol”u potansiyel terörist gösterme propagandasının ne kadar başarılı olduğuna delalet eder, yani yöneticinin aslında tarafsız olduğunu varsaysak bile, “solcu suçludur” ve suçlunun yanında olmak da suçtur refleksi ile tercihini faşistten yana koyması olasıdır… Üçüncü ihtimal ise site yönetiminin siteyi siyasetten arındırmak isteğidir, niyetlerinin sadece bu olduğu düşünüldüğünde siyasetten ne anladıkları da açıktır. Yaygın olanı, sıradan olanı, basit olanı tercih…işte bu da aslında yıllardır egemenlerin sıradan insanların kafasında oluşturduğu siyaset imgesidir… İhtimallerin, çokluğu ya da renkliliği değişken olabilir. Azalabilir, artabilir, mantıklı ya da mantıksız gelebilir. Hangi biri olursa olsun bizim açımızdan durumun okunuşu nettir. Toplumsal hayatta sadece sosyomat.com’da karşılaşılan bir durum değil, her sokakta hissettiğimizin aynısıdır. Toplumum siyasetsizleştirilmesi, siyasetin toplumsal olandan uzaklaştırılması üzerinde yoğunlaştırılan çabaların sonucudur. Ve bununla ilgili gösterilecek karşı duruşların toplamı sosyomat dahil her yerde anlamlıdır.  İmza: 1- suVarine2- marcoss3- revengeforwhat4- anarsimordur5- harmanim6- teknefes7- ViDoYa8- bakus9- duke ljames10- hain ewlat11- Guney12- porque13- nihilistic vampir14- ozguradam15- figure in the mirror16- ecg117- dunya mali ucan hali18- EternalSunshine19- arinrodi20- kumralada721- dinakaki22- loststone23- Mstisha24- ustura25- AntiFa26- nuranima27- DreamEvil28- LeKoD29- survivor30- devedeno31- Shaniashchara32- mordevrim33- sfota34- rudiger35- Dreamers36- aarabi37- martenzit38- electribe39- love buzz40- T.U.C41- cursed8342- skinny43- summerbreeze44- LaiLa45- snowqueen46- ilyadacan47- natalie48- pantone49- karsittez50- Evey51- pancabeza52- sosyomator53- shii ming fu54- adiyasak55- tortu56- makarova57- hobi58- burali59- kilgore trouth60- obispo61- virtual loser62- maya payan63- tolgatsd64- yumiyum65- Zapata66- torba67- dolmasever68- sofaraway69- zea70- mint71- LalMania72- zona73- camlicagazoz74- ercint75-caner00676- ken loach    *iletişim için özel mesaj atarsanız en yakın zamanda sizlere geri bildirim yapacağız.  Sevgiler, saygılar...  Kardeşçe... anarsimordur
Merhaba Dostlar..!13.2.2007
SON SAYININ İÇERİĞİ HRANT DİNK CİNAYETİ VE BİRKEZ DAHA KONTR-GERİLLAYA SUÇÜSTÜ KİRLİ SAVAŞIN DEĞİL BARIŞIN ELİ TUTULMALI ÖLÜM ORUCU BİTTİ TECRİTE KARŞI MÜCADELE SÜRÜYOR DUYGUDA DEVRİMCİLEŞMEK VE BURJUVA SİSTEMİN DAYATMALARINI AŞMAK   HRANT DİNK�İN KATİLİ KONTR-GERİLLA TETİKÇİLERİ SİVİL FAŞİSTLER TOPLUSÖZLEŞME KAPIDA SENDİKA AĞALARI UYKUDA HER TAŞIN ALTINDA KONTRACI VELİ KÜÇÜK ÇIKIYOR! GENÇ-SEN�İ DOĞRU ANLAMAK YÜKSEK ÖĞRENCİ GENÇLİĞİN DURUMU VE GÖREVLERİMİZ EMPERYALİST GERİCİ SAVAŞLAR EN ÇOK KADINLARI VURUYOR BİR EVİNİZ BİLE YOK-Öykü SOSYALİZMİN ÖLÜMSÜZ EMEKTAR NADEJDA KRUPSKAYA BURJUVAZİ NEDİR? NASIL BİR KOMUNİST PARTİSİ HEDEFLİYORUZ VE TEMEL ÖZELLİKLERİ NEDİR-5- 1.500.001�İNCİ AHBARİK: HRANT! SİBEL ÖZBUDUN - TEMEL DEMİRER HRANT DİNK�İN CENAZE TÖRENİ ANTİ-FAŞİST GÖSTERİYE DÖNÜŞTÜ DAHA FAZLA SORUMLULUK �.! SOVYETLER BİRLİĞİ HAKKINDA YALANLAR ve GERÇEKLER�5- www.halkinbirligi.net
nerede11.2.2007
ya hala ben yazıyı bulabilmiş değilim. bir zahmet yazının bulundugu sayfanın tam adrsini verseniz. ben açıkcası atılım'ın bu yazıyı yazmış oldugundan emin değilim en azından sitesinde bu yazıyı görene kadar....
büşra11.2.2007
evet ATILIM ın yazısı bu yazı ben okudum ..Gercekten sanırım bunlarda ulusalcı oluyor yanı TKP--ATILIM--İP yakında birlişirler gıbı gelıyor yazı tarzından onu anlıyoruz baska bır sey anlayan varsa yazsın arkadaslar..
merve11.2.2007
Bende baktimATILIM da yaziyor tekrar kontrol et isdersen arkadaş..
nerede11.2.2007
bu yazıyı atılımdan aldıgını yazmışsın ancak ben böyle bir yazı görmedim linkinide göndersene.
NACİ11.2.2007
""Bu ses, yurtseverliğin ve Türk halk onurunun ülkemizdeki tek temsilcisidir."" Ulusal onur “Ulusal gurur duygusu, bize, biz bilinçli Büyük-Rus proleterlerine yabancı bir duygu mudur? Elbette ki değildir! Biz, dilimizi ve yurdumuzu severiz; biz, yurdumuzun emekçi yığınlarını (yani yurdumuz nüfusunun onda-dokuzunu) demokratik ve sosyalist bilinç düzeyine yükseltmek için elimizden geleni yapıyoruz. Çarın kasapları, soylular ve kapitalistler elinde, güzel yurdumuzun uğradığı hakaretleri, zulüm ve aşağılamaları görmek ve duymak bizim için çok acıdır.” (Lenin) Ağustos ayının sonunda meydana gelen iki gelişme, işte bu sözü ve ulusal onur meselesini bir kez daha hatırlattı bize. Bu yüzden Türkçeleştirerek soralım ve yanıtını arayalım biz de; ulusal onur duygusu bilinçli Türk proleterlerine yabancı bir duygu mudur? 28 Ağustos’tan 30 Ağustos’a uzanan siyasi gelişmeler denkleminde yanıtını arayan soru işte bu. Kısa bir hatırlatma ile devam edelim. Türkiye’nin bir dizi ilinden yola çıkan antiemperyalisteler ve devrimciler, 28 Ağustos günü İncirlik Üssü önünde birleşti. Topraklarımızın emperyalizmin bir savaş üssü haline getirilmesine karşı çıkan, Filistin ve Irak halklarının yalnız olmadığını haykıran antiemperyalistler, İncirlik Üssü’nün kapatılmasını, ABD’nin ülkemizden ve Ortadoğu’dan defolmasını istedi. Ancak yine karşılarına devletin jop ve dipçikleri çıktı. Bu kez saldırı olmadı ancak antiemperyalistlerin yürüyüşü yarı yolda kaldı. 30 Ağustos günü ise “Zafer Bayramı” kutlamaları gerçekleştirildi. Resmi törenlerde ve resepsiyonlarda bir araya gelen devlet erkanı, bağımsızlık üzerine hamasi nutukları çekti. İncirlik Üssü’nü ABD’nin sınırsız kullanımına açan ve antiemperyalislerin karşısına jop ve tüfeklerle dikilen bu zatlar, yani generaller, bürokratlar ve milletvekilleri, işbirlikçiliklerini, emperyalizme göbekten bağlılıklarını, yani ihanetlerini bu parlak sözlerle gizlemeye çalıştı. 28’inden 30’una uzanan süreçte şöyle bir karşıtlık oluştu: Bir yanda İncirlik Üssü’nün önünde toplanan antiemperyalistlerin ve devrimcilerin onurlu çığlığı, diğer yanda ise resmi törenlerde ve resepsiyonlarda bir araya gelen işbirlikçilerin hamasi nutukları... Kökleri, emperyalist işgali püskürten aynı ulusal kurtuluş mücadelesine dayansa da, ikisi aradaki fark ne kadar da belirgin! İncirlik’te bir araya gelenlerin tarihsel mirası; ulusal kurtuluş mücadelesine olduğu kadar ulusal mücadeleye omuz vermek için Türkiye’ye gelen, ancak Türt burjuvazisi tarafından katledilen TKP’nin kurucuları Mustafa Suphi ve yoldaşlarına, Denizlerin 6. Filo eylemine, Kızıldere’ye dayanıyor. Bu tarihsel miras, oradan da ‘78-’80 antifaşist hareketine, tezkereyi Meclis’ten geçirtmeyen halkın 1 Mart iradesine ve NATO’culara İstanbul’u dar eden Okmeydanı Direnişi’ne uzanıyor. Oysa, “Vatan, Millet, Sakarya” edebiyatını ağızından düşürmeyen devlet erkanının tarihsel mirasında, ulusal kurtuluş mücadelesinin hemen ardından emperyalizme göbekten bağlılık mevcut. TKP önderlerinin Karadeniz’de boğulması, bu gericileşmenin en önemli adımlarından biridir. Kürt ulusu ile Hıristiyan azınlıklara dönük baskı, bu gericileşme eğiliminin iyiden iyiye belirginleşmesidir. Son nokta ise Soğuk Savaş’ın ileri karakolu ve Amerikan emperyalizminin yeni sömürgesi haline getirilmesidir. Burjuvazi, cumhuriyetin kuruluşunun ardından sınırlı ilerici barutunu tüketir ve yıllar içinde, dünün ulusalcıları bugünün işbirlikçileri haline gelir. Bu uşaklaşma sürecine kan taşıyan gelişmeler de, ardınan iplik söküğü gibi gelir: NATO’ya üyelik, IMF’ye bağımlılık, emperyalist işgale uşaklık, Amerikan darbeciliğine maşalık... Yani bugün bir Türk halk onurundan, antiemperyalistlikten bahsedilebilecekse bunun bir tek sahibi mevcuttur. Bu, Türk işçi ve emekçileri ve onların siyasi temsilcileridir. Türk burjuvazisi tarafından “vatan hainliği olarak” karalansa da, Nazım Hikmet’in dizelerinde dile gelen işte bu onur, bu özgürlük talebi, bu antiemperyalist duruştur. 30 Ağustos’la hücuma geçen “bütün ulus”un emperyalizme karşı ulusal kurtuluş mücadelesi, 1923’deki Lozan anlaşmasıyla miadını tüketti. Ulus devletin kurulması sorunu bu tarih itibariyle çözüldü ve yerini Türk burjuvazi ile Türk işçi ve emekçileri arasındaki çelişkiye bıraktı. Türkiye kapitalizmi emperyalizme entegre oldukça bu çelişki daha da boyutlandı ve kızıştı. Bu yüzden bugün, kapitalizme karşı çıkmadan, Türkiye’de emperyalizme karşı tutarlı biçimde durmak olanaksızdır. Bu ilkesel doğru, yaşamın içinde de doğrulanıyor. Türk burjuvazisi NATO’suz, IMF’siz olabilir mi? Onun emperyalizmle ile işbirliğinden çıkarı var. Her şeyden önce egemenliğini korumak için emperyalist efendilerinin ideolojik, politik, askeri desteğine ihtiyacı var. Ama sadece bu kadar da değil. Aynı zamanda ekonomik çıkarları da onu emperyalizme göbekten bağlıyor. IMF’ye, uluslararası tekellere ve emperyalist devletlere kölece bağımlılığın nedeni de işte bu eğilim. Türk emekçi yurtseverliği, emperyalizme karşı çıkarken, kapitalist sisteme de başkaldırabilmektir. Yoksa emperyalizme karşı her çıkış biçimsel ve güdük kalır. 30 Ağustos kutlamalarında dile gelen Türk burjuvazisinin bağımsızlık ve ulusal onur nutukları, emperyalizme göbekten bağımlılıkların, gizleme ve Kürdistan üzerindeki sömürgeci egemenliklerini pekiştirme ihtiyacına denk düşmektedir. Türk burjuvazisinin ‘yurtseverliği’ işte bu yüzden, bölgesel gerici çıkarlarının savunusundan başka birşey değildir, ucu ise, bu çıkarların savunusu için emperyalizme bağımlılığa açılır. Türk emekçi yurtseverliğinin sloganı ise, emperyalizme karşı devrim ve sosyalizm savunusudur. Kürt ulusu ve diğer tüm uluslar üzerindeki sömürgeci boyunduruğu da hedeflediği için enternasyonalisttir. 28 Ağustos günü İncirlik Üssü önünde yankılan ses işte bu enternasyonalist sestir. ""Bu ses, yurtseverliğin ve Türk halk onurunun ülkemizdeki tek temsilcisidir.""  ATILIMDAN ALINSISTIR BU YAZI   BU NE REZİLLİK OKUYUN KARARİ SİZ VERİN 
ugur11.2.2007
Ve doludizgin geçerek,Her acıyı bir sevinçleÇünkü umutsuzluk yasakYılgın türküler söylemek de….  Merhaba,Canlar  Türkülerimizi;kültürümüzü ticari kaygılar dan uzak tutabilen,elektronik asimilasyon erozyonuna uğratma dan;Özünü sözünü bir etmiş bir grup; GRUP GÜNEŞ….     Sizi Grup Güneş in 50 den fazla Türkü için hazırlamış olduğu kliplerini izlemeye davet ediyoruz… To gefle roj deri camekon wavo…İzlemek için aşağıda ki link i tıklayınız….. http://www.dailymotion.com/mavimisali
« Önceki Sayfa 101 / 136 Sonraki »